Biz de oturup eski mahallemizi yazılarda arıyorduk geçende:
“Kimi zaman sokağa girdiğimdeki o yemek kokusu gelir burnuma…
İçime çekerim…
Hangi evde pişerse pişsin, birazdan kapı çalınır, bacım kapıyı açar, ufak kız “Annem gönderdi” diyerek uzatırdı tabağı…
Sofralarımız öyle yakındı…
…
Bir cenaze olduğunda mahallede…
Hiçbir evde radyo çalmazdı…
Müzik sesi duyulur, ayıp olur komşuya, acısı varsa paylaşılırdı hangi evde olursa olsun, tüm mahalle yas tutardı…
Şehrin caddesinden bir cenaze geçtiğinde, Arap, Kürt, Sünni, Alevi, sağcı, solcu, sarhoş, ayık, inanan, inanmayan… Esnaf kapının önüne çıkar, gücü olanlar koşup bir ucundan tutup da tabutu, dualar farklı olsa da uğurlarlardı…
Acılarımız öyle yakındı…”
(Bekir Coşkun.)
…
Yazar sözü güne getirir ve şöyle bağlar:
“Hedef her mahalleye bir Recep Tayyip Erdoğan’dır…”
…
Durum bizde de böyleydi.
Bir cenaze olduğunda acı dinmeden kimse radyolarını açmaz,
Mahalle sessizliğe gömülür,
Eğlence varsa ertelenir,
O acılar paylaşılırdı…
…
İnsanlar mı zamanı kirletiyor,
Zaman mı insanları?
…
İşte,
Etrafımız bir kez daha kan gölü.
Savaş uçakları,
Savaş gemileri,
Fır dönüyor etrafımızda.
Kıbrıs’ın önemi,
Ancak böyle zamanlarda değerli!
…
Ne diyorlardı?
Batmayan uçak gemisi…
…
Ki bu gemi bir zamanlar Afrodit’in adasıydı.
Aşk Gemisi!..
…
Sırf bu Afrodit efsanesi yüzünden yüzyıllar önce adaya gelenler,
Bu topraklarda yaşanan şehvetin ayak izlerini araştırmışlardır.
Afrodit’in şehvet düşkünü olması, bir dönem kadınları da etkilemiş.
Kıbrıslı kadınlar onu ilham kaynağı olarak bellemişler.
Bu söylentiler adaya gelenleri Afrodit’in peşinde koşturtmuş.
Onu, tapınağından tutun “Kutsal Bahçe”sine kadar arayıp durmuşlar.
Aradıkları başka şey de vardı.
Kıbrıslı güzel kadınlar…
…
Ama çoğu hayal kırıklığına uğruyordu.
Not ettikleri anılarda Kıbrıs’ta bir tek güzel kadına rastlamadığını söyleyenler vardı…
…
Şimdi hangi mahallede acılar paylaşılır?
Sofralar,
Ya da acılar,
Hangi mahallede birbirine yakın?
…
Lefkoşa Yunus Emre Enstitüsü geçenlerde açıldı.
Davutoğlu da ecdadımızla ilgili olarak bilgiler verdi.
Bu enstitü Selimiye Meydanındaki konaklardan birine kondu.
Enstitünün internet sayfasında açılış töreninden haberler verilirken esas amaç da açıklanıyor:
“KKTC son yıllarda "eğitim adası" olarak anılmaya başlanmış; günümüzde yirmi bine yaklaşan yabancı öğrenci sayısıyla da dünya genelinde eğitim alanında adından sıkça söz edilen bir devlet konumuna ulaşmıştır. Ancak KKTC'de eğitim veren üniversitelerin eğitim dilinin ağırlıklı olarak İngilizce olması, Türkçe öğrenmeleri ve geliştirmeye yönelik imkanların kısıtlı olması, Enstitünün Ada'da yer almasını daha önemli hale getirmiştir. “
…
Kıbrıs Türkünün Türkçesini geliştirmek isteyenlere olanak sağlayan Vakıflar İdaresinden “Allah razı olsun!”
…
Yazar ne diyordu:
“Hedef her mahalleye bir Recep Tayyip Erdoğan’dır…”
…
Ta bizim mahalleye kadar…
































