Bir köşe yazarı ne yapar? Eldeki bilgileri yorumlar, tepkisini ortaya koyar. Ne bekler? Birileri eleştirileri dikkate alsın da yanlışlar düzeltilsin. Yok! Bizde öyle olmaz, bir köşe yazarı ancak, başkalarının da aynı görüşleri paylaştığını görürse, bundan mutlu olabilir. Bizim durumumuz da bu…
Sağlık Bakanı Ali Pilli, “sağlıkla ekonomiyi birlikte yürütüyoruz” diyordu dün.
En güzel yanıt, Jale Refik Rogers’dan geldi; “Denetim yapamadığımız oranda kapatmaya gidiyoruz… Plansızlık nedeniyle ekonomiye yönelik büyük fırsatlar kaçırıldı”.
Onlar “başarılıyız” dedi, biz ‘hayır değilsiniz, görmüyor musunuz etrafı’ diye ısrar ettik. Şimdi bütün toplum aynı şeyi söylüyor, demek ki budur. Onlar hala laga lugada. Başbakan’ın dünkü Meclis konuşmasını lütfen açın izleyin, her eleştiriye bir demagoji hazırlamış, gayet pişkin, deli olmak işten değil.
Sıkıştıkça kapattılar, sıkıştıkça açtılar, sonunda ekonomiyi bu hale getirdiler.
Sebep belli, adam gibi pandemi yönetimi yapılmadı.
Eğer siz, doğru dürüst tedbirler alıp, denetleseydiniz, piyasa iflasa gitmeyecekti.
İçte yerel bulaş yayılmadığı sürece, yerli halk, piyasayı besleyecekti. Bakın bu sene yurt dışı seyahat yapılamadı, maddi gücü yeterli olan ülkedeki otellere gitti. Hem para dışarı kaçmadı, hem çark döndü. Diğer bütün sektörler için de bu geçerli. Bugün yerel bulaşı körükleyen kararlar almasaydınız, cafe, restoran, berber şu bu, esnaf kapanmayacaktı.
En azından içeriyi temiz tutabilseydik, hepsi bir yana öğrenciler gelecekti. O zaman diyecektiniz ki, “KKTC virüssüz cennetidir, ben okullarda yüz yüze eğitim yapacağım”. Öğrenci de testini, karantinasını her neyse yapacak ve mecburen gelecekti.
Ama siz karantinasız girişleri başlattığınız anda, virüssüz cennet hayal oldu. Aldığınız karar ne ekonomiye yaradı ne sağlığa.
Arkasından sözde 3 günlük karantinasız giriş dediniz, yine aynı durum.
Bunların hepsi kayıp.
Son haftalarda virüsün kaynağının güney olduğunu söylüyorsunuz, o zaman anlaşılıyor ki, sizin adam gibi bir planınız, vizyonunuz yokmuş. Hatta cesaretiniz de. Şimdi hem sağlık hem ekonomi tehlike sınırını aştı.
Dakika başı bir okuldan, bir iş yerinden, bir devlet dairesinden vaka haberleri geliyor. Böyle giderse tüm toplum karantinaya alınacak. İşte okullarda öğrencilere bulaşmaya başladı. Siz “önlemleri aldık” dedikçe, vaka sayısı artıyor. Halk panik içinde ne yapacağını bilemez durumda. Bundan kötüsü ne olabilir?
Tesadüf değil bunlar. Yapılan yanlışlar, ona buna “hayır” diyememenin sonucu. Şimdi şu son Bilim Kurulu kararlarına bakın? Uygulama başladı, günlerce resmi gazetede yayınlanmadı. Burada siyaset yoktur da ne vardır?
Aşı aşı diye gözümüz yollarda, çaresizce bekliyoruz, bir umut. Güney Kıbrıs hala daha bizden aşı planlaması bekliyor. Bakan Pilli, “aşılar gelsin, planlama o zaman açıklanacak” diyebiliyor. Yani gelmesin, Rum’un vereceği aşı yapılmasın, bu mudur? Buna ne hakkınız var?
Dünya kadar esnafı gece 21.00’den sonra kapattınız, biz de sorduk, otellerin restoranları ne olacak diye. Dün Meclis’te de soruldu, Bakan Pilli “Ekonomi için her yeri de kapatamayız” deyiverdi.
Söyleyecek başka sözüm yok. Kapatılan esnaf duysun, başka bir şey istemem.
O gariplerin elinde lisans ücreti, vergi, şu bu kozu yok ki. Siyasileri kendilerine bağlayacak bir marifetleri de yok. Esnaf çatır çatır vergisini ödüyor. Devlete kafa tutması imkansız. Ama diğer taraftan, büyük paralar vermesi gerekenler düdüğü çalıyor.
Suçlusunuz, başarısızsınız, bu halkı bu duruma siz düşürdünüz, artık en azından felkaetin boyutu buralara gelmişken gerçeklere gözlerinizi kapatmayın, kendinizi kandırmayın, görevinizin kamu yararına çalışmak olduğunu hatırlayın…
YERİN KULAĞI VAR
EVDE KARANTİNA KARARI NEREDEN ÇIKTI?: Bulduğunuzu temaslı diye karantinaya tıkıyorsunuz, ama sizler kendiniz için “evde izolasyon” diye bir şey uydurdunuz. Var mıydı böyle bir karar? Ben niye duymadım? Sağlık Bakanı Pilli de eşi de temaslıydı. Niye karantinaya alınmadılar?
HESAPTA HATA VAR:
Ekonomi ve Enerji Bakanı Arıklı Ankara ziyaretinin ardından, “biz 640 milyon talep ettik, Türkiye bize bunun da üstünde 800 milyon verdi” demişti. Şimdi bakıyorum da KKTC Merkez Bankası 100 milyon borçlanma için ihaleye çıkmış. Madem Türkiye istediğimizden fazla para verdi o zaman bu borçlanma neyin nesi? Bunun anlamı aslında bahsedilen o 800 milyon ya tam verilmedi veya ortada bizim bilmediğimiz başka hesaplar var.
YASAKLARI TAKAN YOK:
Daha birkaç hafta önce 3-5 ile sınırlı yerel vaka sayımız, son sınır sayılan 20’ye ulaştı. Belli ki ya alınan önlemlerin takibi yapılmıyor veya insanlarımız hala bu işin ciddiyetini anlamıyor. Sokaklar hala daha maskesiz insanlarla dolu, gençler dağda hiçbir önlem almadan üst üste eğleniyor, çadırlarda insanlar ucuz alışveriş adına kucak kucağa dolaşıyorlar. Sonra da çıkıp, “bu işin önünü niye alamıyoruz” diye bir de çemkiriyorlar. Virüs artık bir bölgede değil, ülkenin her yanında var. Belli ki denetimsizlik, halkı da gevşetti.
KONTROLÜ KAYBETTİK:
Günlerdir herkes “okulları erken tatil edin” diye bas bas bağırdı ama duyan olmadı. Sonunda siyasilerin bu vurdumduymazlıkları başa bela oldu. Ta onlar otursun da karar alsın virüs artık okullarımıza girdi. Okullarda kontrol kaybedilmiştir. Başka izahı yok. Durum bu iken hükümet, hala daha Şubat tatilini öne alınıp alınmayacağını tartışıyor, bu kadar zor muydu?
BİLİNMEYEN VAKA SAYISI KORKUTUYOR:
Test sayımızın yeterli olmadığı görülüyor. Küçücük Akdoğan köyünde vaka sayısının 13’e çıkması ne demek? Daha bakalım kalabalık ilçelerde durum nedir, bilemiyoruz. Bu belirsizlik de herkesi korkuya sevk ediyor. Hala daha rastgele test yapmamakta dirensinler…
10 AYDA 30 BİN İŞSİZ:
Başbakan, muhalefetin kapanan işyerleriyle ilgili eleştirilerine yanıt verirken “10 bin işyeri kapandı diyemezsiniz” derken, itirafta bulunuyor. “Ocak’ta 117 bin 208 kişinin yatırımları yapılırken Kasım ayı itibarıyla bu rakamın 88 bine geriledi” diyor. Buna göre pandemi döneminde kayıtlı işsiz sayısı 29 bin 208 kişi. Korkunç bir rakam. Yatırımı yapılmayan bunun dışında, onun sayısı belli değil. Oysa düne kadar Çalışma Bakanı olan Faiz Sucuoğlu’nun taaa Ağustos’ta faaliyetine ara veren işletmeleri 7 bin 656 olarak duyurduğunu unutuyor ya da haberi yok…
BİR BAŞKA BAHARA:
Asgari Ücret Tespit Komisyonu işçinin merakla beklediği yeni asgari ücreti belirleyemedi. Hal böyle olunca da belirlenecek yeni miktar işçinin Ocak ayı maaşına yansımayacak. Neden diye sormayın, bahaneleri hazır, “pandemi var, ekonomik kriz içindeyiz, zaten kazanmıyoruz, böyle giderse kapıya kilit vuracağız”… Halbuki verecekler ki işçi harcayacak, onlar kazanacak…
FOTO GÜNDEM: KAÇAK ELEKTRİK Mİ?: Malum, pandemi hastanesinin proje onayı yok. Başbakan, muhalefete “siz de cezaevinde yaptınız” şeklinde demagoji yaptıysa da, cezaevinin onayının sonradan alındığı ortaya çıktığı gibi, bina henüz bitmedi. “Bu yasaları değiştireceğiz” de dedi Başbakan. Yani öyle onaya falan ne gerek var. Diğer yandan yeni Ekonomi Bakanı Erhan Arıklı daha cesur çıktı, hala onayı olmayan hastanenin elektriğinin akşama kadar bağlanacağını, bir kaza olursa sorumluluğu kendinin üstleneceğini söyledi. Alın size bir yasa ihlali daha. En komiği, binanın ışıkları inşaat bittiği günden beri zaten sabahlara kadar yanmakta.

































