Siyasette işler yolunda gitmediğinde genel kabul göreceğine inanılan bir söylemin arkasına gizlenme ihtiyacıhemen ortaya çıkar.
Bizde nedir bu söylem?
Kıbrıs sorunu ve ambargolar.
Bunun büyük ölçüde inkâr sürecini temsil eden bir söylem olduğuartık biliniyor.
Buna rağmen sorunlarımıza çözüm üretmekteki siyasiçaresizliğin getirdiği ruh haliyle yine de bu söylemesarılmaya devam ediliyor.
Bizim kırk yılda kazarak girdiğimiz ‘’çukur’’Kıbrıs sorununun çözümünündolduracağı derinliğin çok daha ötesindedir.
Her türlü başarısızlıkta kullandığımız Kıbrıs sorunu ve ambargolar söylemineuzayıp giden AKP iktidarı ile birlikte bir yenisi daha eklendi.
Geçmişte de olan ama düşük ateşte seyreden bir boyut bu.
Nedir bu yeni boyut?
Kamu maliyemizin Türkiye tarafından finanse edilmesinin getirdiği anlatılamaz yaşanır zorluklar.
Türkiye ile olan ilişkimizde bu durum giderek içine sosyal politikaları da alarak kamu maliyesinin de ötesine geçmiştir.
KKTC Hükümeti tarafından yansıtıldığı şekliyle bu ilişki Türkiye’nin karşı konamaz hale gelen talepleri ve bunun karşısındaki çaresizliğimizin dayanılamaz hale gelmesine dönüşmüştür. Bunu hükümetin bir kanadı direk diğer kanadı da gizli kalmak kaydıyla ‘’güvenli’’ ortamlarda ifade etmeyi tercih etmektedirler.
Kıbrıs sorunundaki çözümsüzlük ve Türkiye ile olan ilişkimizin aldığı bu son şekil bizi iki yönden etkiliyor.
xxx
Birincisi, anlaşmanın birçok sorunumuzu çözeceğini düşünen bir kesim ve beklenti yaratılıyor. Hem bizim hem de Türk kamuoyunun ilerisini düşünerek verilmemesi gereken tavizleri hazmetmesini kolaylaştırıcı bir faktör haline dönüşüyor.
Bununla da kalmayıp müzakere masasında Rum dâhildiğer ilgili taraflarınüzerimize daha fazla taleplerle gelmelerine teşvik eden bir sebep de oluyor.
İçeriğindeki detaylarave başımıza ne tür belalar getirebileceğine pek takılmadan ve bunu dile getirenlere kulak asmadan çözüme ‘’evet’’ de ve tüm bunlardan kurtul savını kendiliğinden güçlendiriyor.
Bu toplumsal ruh hali, içerikle ilgili düşünmeyi önemsizleştiren bir çekim gücüne dönüşüp arkasına Kıbrıs Türkünü takıp sürükleme riski taşıyor.
Kıbrıs Türkü üzerinde bu etkiyi yaparken TC hükümeti ile ilişkimizin geldiği nokta daha da büyük bir rezillik olmadan yol yakınken ver ve kurtul psikolojisiniTC devletinde tetikleme riskini de taşıyor.
xxx
Ambargo ve Türkiye’nin dayanılmaz taleplerinin arkasına saklanma ihtiyacı, ikinci olarak dayapabileceklerimize odaklanmayı, başarısızlıklarımızı kabullenmeyi ve düşünüp kendi çözümlerimizi üretmenin önünde engel oluşturuyor.
Yapılmasını önleyemeyeceğini düşündüğümüz talepleri karşısında Türkiye’yi daha farklı alanlarda katkıya yönlendirecekplanlarıçeşitlendirip çalışmak,ikna edebilmek siyasetin ve ona tabi olan bürokrasinin görevidir. Bu elbette zor bir görevdir ama siyasette ve bürokrasideki başarının resminin içindeki yeri de görmemezlikten gelinemez. Başaramayanlar da doğal olarak er ya da geç gitmelidir, giderler de.
Ticaretin, diplomasinin, siyasetin temel kurallarından biri, önleyemiyorsan karşılığını başka türlü talep edip almayı bilmekten geçer. Bizim siyasiler bu yazılı olmayan kuralın ve olasılığın farkında bile değil gibi geliyor bana.
Bunun için önümüze gelen birçok fırsatı nedense hep tehdit olarak görüp fırsatları ıskalayıp durup, ambargoları ve Türkiye’nin baskısını sebep gösteriyoruz.
Bu ne politikadır ne de siyaset.
Olsa olsa siyasetteki söylemi arabesk bir şarkıya çevirip kendine jilet atıp durmaktır.
































