Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİTMEYEN ŞU POLİTİKA ÇİRKİNLİĞİ

Bir zamanların en  popüler şarkıcılarından olan Ajda Pekkan’ı nasılsa inandırmış olacaklardı, dünyayı saran petrol krizine nazire yaptıkları “Aman Petrol canım petrol” şarkısıyla “eurovision” yarışmalarına soktulardı..

Hesap ortadaydı: “Ajda Pekkan şarkıdan kaybetse bile o dönemde  bir dünya sorunu haline gelen petrol krizinin,  “aman da petrol canım da petrol” nakaratından kazanacaktı!

TABİ artık Avrupa’da bu tip şark kurnazlıklarıyla aldatmaca yutturmaca uyduruk ve yamalama çalışmaları  sineye çekecek jüriler  kalmadığından ne Ajda Pekkan’ın “amanı” işe yaradıydı ne sağa sola savurduğu kalça darbelerinin gözlerde yarattığı cazibesi..

Çünkü iki olay sebep ve netice olamayacak kadar birbirlerinden çok farklıydılar..                                                                                        ***

GALİBA felaketlerden kendine “çıkarlar” sağlamaya çalışan ender toplumlardan biriyiz.

Mesela hemen her seçim arifesinde hangi siyasi parti yada partiler iktidarda olsalar, kendilerine bahşedilen o  “büyük yetki ve iradelerini” memleketin kalkınıp gelişmesine katkıda bulunmak için değil…                             Artık rutinliğince “her yıla” indirgenmiş erken seçime hazırlık çalışmalarında harcarlar..

***

KİMİLERİ TC’den sağlanan parasal kaynakları kendinden yana kesimlere peşkeş çekerek, kimileri işsizlere aş iş vaadinde bulunarak, kimileri  de 47 yıldır üzerlerine oynamadıkları oyunun kalmadığınca “TC’li kesimi kullanarak!”

Tabi TC’li kesimin de her seçim arifesinde seçime katılan siyasi partileriyle oynadığı gerçeklerde!

***

NİTEKİM Her seçim arifesinde panayır tezgâhları gibi kurulan siyaset stantlarında süregelen pazarlıkların hiç yabancısı değiliz..

Ki bu ülkede işte böylesi seçim arifelerinde  “kullanılmak” için “çözümsüzlükleri” özellikle sürdürülen sorunlar vardır…                                                                                 ***

MESELA hiç bitmeyen “vatandaşlıklar” gibi!                                                                             Ki aralarında evlenenler,  bir süre sonra vatandaşlık hakkı kazanacak haklarda  çocuk sahibi olanlar vardır ama hâlâ vatandaş olmak için beklemektedirler… Bazen yıllarca!                                 ***

YADA TC’den alel acele ithal edilen insanlar vardır ki hemen vatandaş yapılmakta sandığa gidip oyunu kullanmak hakkında!

***

YANİ KKTC’nin siyasi partileri ne zaman kendilerini iktidarda bulsalar, her yıl bir yeni seçime gitmenin kaçınılmaz gailesinde tabi ki “olası seçimleri” düşünürler…

Düşüncelerinin  başına da siyasi partiler olgularında oylarını çoktan bloklaştırmış  KKTC yurttaşlarını değil, öteden beridir oynak ve değişken olan TC’li oylarını koyarlar.. Ki her şart ve şeraitte kullanılan kalp para gibidirler!

***

GENE öylesi bir döneme giriyoruz. Gene ufukta erken seçim gözüküyor.. Ve “artık ben UBP’im” demenin seçimleri kurtarmaya yetmediği gerçeklerde, mesela bu kez de hem partinin Başkanı hem de Başbakan olan Ersan Saner’i  afakanlar basıyor…                                                 ***

ÇÜNKÜ  devir bu kez kendilerinden yana gözükmüyor!                                               Sosyo ekonomik sorunlar katmerlenirlerken artık ne seçmene vaat edilecek çözüm umudu kaldı ne de  insanlara pompalanacak  aş iş vaadi! Yani bu kez durum vaziyetler çok namüsait!                          Kİ bir yandan da Covid 19 hükümetin başında Demoklesin kılıcı gibi durmakta.. Az biraz ihmalkârlıkla sapkınlık hükümeti de götürür halkı da!                                                                             ***

VE YENİ HABER: Aslında artık antikalaşmış, kullanıla kullanıla fıcırığı çıkmış şu eskimiş hikâye:                                                      Her zamanki gibi oyuncuları “yurttaşlık bekleyen TC’liler!”                                              Ve TC’den kaydırılıp yurttaşlıklarla donatıldıktan sonra oylarını kullanacaklar!..       Doğrusu ya yıllardır hep böylesi seçim arifelerinde kullanılsın diye elde tutulan alternatiflerden..                                              Gerekirse TC’den yeni ithallerle açıkların kapatılırken boşlukların doldurulması!                                           ***                                   BİZDE bazı yasalar inadına açıkta ve muallakta bırakılıyor..                                 TC’den nüfus kaydırılması, gelen nüfusa yurttaşlık verilmesi, rehabilite edilmeleri falan…                                                         Tutun ki 47 yıldır en az siyasi sorun kadar müzmin bir sorun olarak geldi bugünlere ve hâlâ özellikle her seçimde mevcut iktidarlar tarafından tepe tepe kullanılmaktadırlar..

Bu tip “siyasi tasarrufları” açıkgözlük yada “iktidarın bal tutan parmaklarını yalaması” olarak düşünemeyiz.. Çünkü olanlar çirkinlik ve rezalettirler!

Gelin “kokularının” çıkmaya başladığı böylesi tatsız alavere dalaverelerden vazgeçe!

Ki memlekette sahnelenen bu “pisliklerden” dolayı temiz siyasetle temiz siyasetçiyi artık “ötekilerden”  ayırt etmek mümkün görülmüyor!                                          Ve olay (göstermelik de olsa) fazilet yarışına çıkan KKTC siyasetçilerine hiç yakışmıyor…                                                      Yapılacak olan artık böylesi politika çirkinliklerini silkip atarken,  KKTC’i töhmetten kurtarıp, politika pisliklerinden arındırmaktır!

 

Ey çilekeş memurlar sevinmeyin pek fazla Türkiye’den sizlere belki selam gelecek!

***

Oysa Kıbrıs Türk halkı o hatıraları yaşamayan önce “tarihini” yaşadı dolayısıyla varoluş tarihini yazdı..

Kaldı ki nostaljiye ayıracak tırnaklık zamanı yoktu! Nitekim yarım asırdır da en büyük hakkı olmasına karşın geleceklerine yönelik hayal bile kuramıyor!

MESELA hellimini AB’ye nasıl satacak?  Bilemiyor ki o satışlarından sağlayacağı gelirlerinin ulusal getirilerini hayal edebilsin..

***

NİTEKİM ARTIK BİR DE HELLİM SORUNUMUZ VARDIR: Tutun ki Rum tarafının çabasıyla “Kıbrıs helliminin” AB’de tescili Kuzey’deki Türk halkı için de dedemin dedesinden kalma hayvancılığımıza nazire  süt ve süt ürünleri yönünden bizim için bulunmaz fırsat olmalıydı..

Aylar önce AB standartlarına uygun hellimin nasıl üretileceği, yüzde kaçının keçi sütü olacağı gazetelerin manşetlerinde  salınırken biz de “köşemizde”  komşuda pişer bize de düşer umudunda “aman bu fırsatı değerlendirelim” diyorduk..                                                           ***

İLK HABERLER GELDİ AMA: KKTC de yıllık 155 milyon litre süt üretilmekteymiş. Bu sütün en az yüzde 60’ını mamül hale getirip satmak zorundaymışız..

Tutun ki “AB’ye yönelik hellim üretimi bu sorunu izale edecek önemdeymiş…”                                                  ***

FAKAT O DA NE? Çok kısaca AB standartlarına uygun hellimi üretecek ne doğru dürüst bir hazırlık yaptık ne de AB’nin hellimle ilgili KKTC’deki denetim mekanizması durumunda olan “Burcai Veritas”   adlı görevli örgütle temasa geçtik..

Üstelik Türk tarafına hangi evsafta sütten hellim yapılması gerektiğine yönelik bilgi vermediği için teessüflerimizi de bildirdik!

Ki Kıbrıs hellimi olması için evsafını saptama yönünden hazırlanan  30 soruya doğru cevap verilmesi gerekirmiş!

Düne kadar bunu sadece AB ile ilişkileri düzenlenme görevindeki bürokratlardan başka kimsecikler bilmiyorlardı ama!

***

ACELE ETMEDEN YAZAYIM. Zaten 47 yıldır biz bu adada “kaybetmek” üzerine oynuyoruz!

Kazanımlarımız olmasa da kaybetmiyorsak bunun nedeni her defasında TC’nin müdahalesiyle “batışın” kıyısından dönmemizdir..

Öyle de artık sorulası değil midir? Kaç zaman daha? Kaç zaman daha Kuzey’deki varlığımızın teminatını “asker” sağlayacak?

Kaç zaman daha o teminatın yerine “sosyoekonomik büyüklüğü ikame edemeden” rastlantılar içinde yaşayacak, Rum’un Güney’de kendinden arta kalan fırsat kırıntılarının  peşinde koşacağız?

 

***

MESELA Özker Yaşın.. Öteki  nam’ı adıyla “Terzioğlu” bakın 1970’ler “Topluma gazel” şiirinde ne diyor:

“GÖRÜŞMELERDEN sonuç sıfıra sıfır demek..                                                               YA senin kaderindir ey toplumum beklemek.

İsmet Paşa atanmış inanıp bay Jhnson’a

Ne yazık bunun için atmamış Rum’a kötek!

Neticede kabaklar başımıza patladı.

Yıllardır yaptığımız dertlere dert dert eklemek.

Denktaş’la Klerides ne konuşurlar bilmem

Elbet güzel oluyor buluşup kebap yemek.

Şu tazminat işini bir sıraya koymadan

Doğru mu göçmenlere geriye dönün demek.

Rumlar koşar adımla geliyor hedefine

Biz hedefsiz kalmışız işimiz emeklemek…

***

ARADAN yarım asır geçti. Var mı bir değişiklik?