Bisiklette giderken,
Diyelim ciğerci dükkanında durulacak.
O sıra bisikletin dümeninde bulunan ve avuç içlerinde tutulan stopları idare eden ince demir çubuklar gerektiği kadar sıkılır,
Bisiklet bir sekiye yaklaşınca durdurulur,
Ama tam o esnada sağ ayak bir balerin edası ile geriye doğru yaylanır ve yere basardı.
Bisikletin ayakçası bir sekiye kondurularak aracın duruş dengesi sağlanmış olurdu.
Bazı bisikletlerin özel ayaklıkları bulunurdu ki o ayaklık belirli bir açı alarak yere konur, bisikletin durması için başka bir dayanağa ihtiyaç kalmazdı…
…
Ne trafik ne bir şey…
…
Sekilere ve duvarlara dayandırılıp park haline bırakılan bisikletlere kilit vurulmazdı.
Herkes işini gücünü gördükten sonra bisikletini sağ salim bıraktığı yerden alırdı…
…
İki atlının yan yana giderken sohbet yapabildikleri gibi,
İki bisikletlinin de yan yana giderken sohbet yaptıkları olurdu.
Bisiklet üzerinde konuşulanların başında yine Kıbrıs sorunu gelirdi!
Ne olacaktı bu meselenin sonu?
Hiç kimse bu işin birkaç nesil boyu uzayıp gideceğini kestiremezdi…
…
İki kişi bisiklette giderken, ikili görüşmeler de sürüyordu.
O yıllardı…
…
Bisikletin bir ön demirine, bir de arkalığına çocuklarını alanlar da vardı.
Bu durumda üç kişi ederlerdi.
Ama herhangi bir trafik sorunu çıkmaz,
Sağ salim gidecekleri yere varırlardı…
…
Yokluğa rağmen hayat güzeldi.
Bisikletler de o saf ve yalansız hayata renk katardı…
…
Yük kamyonları olduğu gibi,
Yük bisikletleri de vardı.
Mesela,
Buzcu Enver Dayı buzlarını yük bisikleti ile taşırdı.
Ayasofya Camisinin karşısındaki köşede dükkanı olan Enver Dayı,
Yaz aylarında kalıp şeklindeki buzları torbadan elde edilmiş bezlere sarar,
Bisikletinin yüklüğüne geçirir,
Ve o şekilde dağıtımını yapardı.
Birçok esnaf için de yük bisikletleri vazgeçilmez bir araçtı.
Özellikle kola satıcıları bu araçları kullanır,
Kasalara dizilmiş kolaları bu şekilde satarlardı.
Kimi börekçi, helvacı ve çörekçiler için de en uygun araç yük bisikletleriydi…
…
Bir bisikletle rızkını çıkaranlar vardı.
İnsanların sırtına yük bindirilmezden önce…
…
Doğrusu,
Bisiklet, o sokaklara ve o hayata çok yakışırdı…
…
Hayat,
Bu şekilde daha güzeldi.
Yalansız.
Güzel olmayan şey,
Aynı meselenin temcit pilavı gibi konuşuluyor olmasıydı.
Sorunun yalanla dolanla bezenmiş olduğu o yıllarda anlaşılmayacak,
Ama doğrusu,
Bu günlere kadar da anlaşılmayacaktı…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























