Köşe Yazarları

BİRLİK: ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN







Melih Cevdet Anday’ın 1952 yılında yayınlanan “Telgrafhane”şiirinde , Uyumayacaksın memleketin hali seni seslerle uyandıracak oturup yazacaksın …demişti.

Ben yazar değilim. Yazı yazma isteğimi dile getirirken şunları söylemiştim. “Milletvekili olmaya niyetim yok, meşhur olmaya da, para hiç değil.”

Yazarın dediği gibi memleketin hali geri dönülmesi zor bir noktaya gelmeye başladığını görüyordum. Haykırmak sesimi duyurmak istedim. Başaran Düzgün de sağolsun bu imkanı tanıdı. Ben söyleyeceklerimi söyledim. Hem okuyucularımdan hem de Başaran Düzgün’den özür dileyerek son yazımı saygılarımla sunuyorum.

Bu yazı, imkansızı talep eden bir romantiğin kaleme aldığı bir metin değildir. Elbetteki metin herşey değildir. Pratik yaşam  ve koşullar  önemlidir. Bu sütunlardaki ilk yazımda “Kuzey Kıbrıs’ta sol tandanslı, demokrat ve ilerici onlarca örgüt vardır veya öyle olduklarını ifade ederler. Birlikte hareket etmenin yaratacağı gücün farkında olmamaları mümkün mü? Tarihte bu zayıflığı gösterenlerin sebep olduğu tahribat, emsalsiz örnekleri ile gözümüzün önündedir.”… demiştim.

Demokratik ülkelerde sivil toplum örgütlerinin veya siyasal partilerin birlikte hareket etmesi gibi  bir ihtiyaç söz konusu olmayabilir.

Hitler ciddiye alınmamıştı. Allende resmi okuyamadı. Yıllardır planlanan  arap baharı çabalarına karşı  arap halkları ne yaptılar?

Rousseu’nun “Tarih; okuyana, kendi gözünün görme derecesine göre, yol gösteren bir   kılavuzdur” biçimindeki sözü sanırım biz Kıbrıslıların üzerinde çok durması gereken bir sözdür.

Ben mevkileri ve egoları bir kenara iterek, ortak  hedeflere ulaşmak için “birleşmeyi” çağırıyorum.

KÜÇÜK OLSUN BENİM OLSUN

Bu ülkede kişisel beklenti taşımadan siyaset ile uğraşmak kolay değil. Ha boşver ben hedefime yöneleyim de ne olursa olsun diyenleri kastetmiyorum. Ben yoksam bunlar on para etmez diyenler, gel de seni müdür yaptım deyince aslan kesilirler. Yirmi sene örgütün içinde iken her şey tamam, çıkınca kötüler.  İnanın bu ve benzer ruh haline o kadar çok şahit oldum ki.

“Küçük olsun benim olsun”, “birleşirsek başkan kimden olacak” gibi tali meselelere zaman harcamadan ileri doğru adım atmalıyız.

Babamla gençlik yılarımdaki tartışmalarımızda sizin solcular da toplum için değil kendi menfaatleri için ordadırlar derdi. Şimdi ben onun o zamanki yaşına geldim, ama onun dediğine gelmedim. Belli oranda haklı olsa da ben öyle düşünmüyorum. Düşünmek istemiyorum.

Elbetteki insan sosyal bir varlıktır. Takdir edilmek ister, beğenilmek ister. İnsan ayni zamanda bencil bir varlıktır. Kendini öne alır, önce ben der. İnsanın kendi varlığını idame ettirmek istemesi doğal ama başka insanları anlayabildiği, kabul ettiği, toplumun bir parçası olabildiği ve onun menfaatleri için de var olduğunu hissettiği oranda sosyal bir varlık olur.

Biz köylerden geldik. Modernleşmeden tüketimin içine düştük. Muhtarlıktan terakki edip hükümetler kurduk. Birçoğumuz hak etmediği kadar mal sahibi oldu. Makam sahibi oldu. Kendi tabirimizle sonradan görme olduk.

FARKINDA DEĞİLMİSİNİZ?

Yazılarımın bir çoğunda “birleşme” konusunda uyarılarım oldu. Birleşmenin birlikte hareket etmenin  yaratacağı faydaları hiç de anlatmayı gerekli görmedim. Herkesin bunu bildiğini düşünüyorum. Dediğim gibi herkes kendi örgütünde beyanatlar veriyor görevimi yaptım huzuru içinde evlerine gidiyor.

Bu koşullar altında Kıbrıslı Türklerin ortak menfaatleri için birleşme konusunda gerekli adımı atmayanlar eksiktirler.  Yarın çok geç olacağının farkında değiller mi?

 

Not: Kısa bir ara veriyorum. Yeniden görüşmek üzere

PERSEPOLIS (Animasyon Filmi)

Persepolis, 2007 yapımı Marjane Satrapi’nin aynı ismi taşıyan ve çizgi roman olarak yazılmış otobiyografisinin sinemaya uyarlanmasıyla yapılmış animasyon filmi.
Film, İran İslam Devrimiyle değişen hayatları, yaşıtlarına göre erken serpilmiş ve açık sözlü bir kız olan dokuz yaşındaki Marjane’nin gözünden anlatmaktadır. Filmde Şah’ın devrilmesine destek verilmesindin ardından, radikal İslamcı kesimin politik gücü elde etmesiyle beraber şeriat düzeninde,  kişisel hakların daraltılması, kadınlara kara çarşaf giyme zorunluluğu, muhaliflerin susuturulması ve birçok kadının hapsedilmesi gibi olaylar işlenmektedir.

 








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu