Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Biraz ses, biraz hayat…

Yağan aynı yağmurdur,

Deniz aynı deniz, hiç değişmedi.
Biraz yağmurundan, biraz denizinden alıp gittin…

Dağlar aynı dağlardır,
Rüzgar aynı rüzgar.
Biraz toprağından, biraz rüzgarından alıp gittin…

Neyi gördün?

Şarkıları ahşap radyolarda dinlerdin,
Şiirleri mecmualardan,
Biraz şarkı, biraz şiir olup gittin…

En güzel filmleri sinemalarda seyrettin,
Belgin Doruk, Filiz Akın, Türkan Şoray, Muhterem Nur.
Biraz Belgin Doruk, biraz Filiz Akın olup gittin…

En çok Gilda filmini beğenirdin,
O muhteşem kadın Rita Hayworth’a,
O boyalı afişlere özenirdin.
Gönlünde bir artist…

Ses ve Hayat mecmuaları okurdun,
Londra ve Paris modaları geç gelirdi,
Kıyafetlerin modelleri Burda’dan,
Biraz ses, biraz hayat olup gittin…

Zaman kötüydü.
Kapalı.
Ne giriş vardı, ne çıkış!
Tel örgüler kanatırdı,
Kum torbalar kör ederdi adamı.
Yevmiye dediğin boğaz tokluğu…

Neyi gördün?

Bir cımbız yakışırdı eline, bir de yüksük.
İnce kemer sarardı belini,
Saçın anlında kahkül,
Çıplak sırtında gölge gibi bir leke, sanki kartal pençesi.
Sevişmeler ekmek parası!..

Geçtiğin yollar çift yoldu,
Çaldığın kapılar ahşap,
Yattığın yerler hanaydı,
Kırlangıç yuvasında yatar gibi.
Bir sonbahar vakti göçüp gittin…

Köyden çıkıp gelmiştin,
Bohçanda el işlemesi masa örtüsü,
Geceler sarhoş,
Kapıya dayananlar sarhoş.
İslimde pişerdi yemek.
Bir hırka bir lokma…

Bu hayatta neyi gördün?

Biraz ses, biraz hayat olup gittin…

-Kuru Çeşme hayat kadınlarına dair yazılmıştır.