Poli

Bırakın geçmişi mazide kalsın


 

Bugün birer yetişkin olarak mutlaka geçmişte canınızı acıtan, hala hatırladığınızda sizi üzen, kızdıran ya da hangi duyguyu yaşamışsanız yeniden yaşatan geçmiş deneyimlerinizin olmaması mümkün değil. Canınız yanmış. Anlıyorum. Ancak seçme şansınız olsa geçmişe bağlı kalmayı, tekrar tekrar o acıyı yaşamayı mı tercih ederdiniz yoksa acı veren hatıralardan arınmış bir hayatı yaşamayı mı ?

Peki ama neden canınızı acıtan bu hatıralardan kurtulamıyorsunuz?  

İnsanların geçmişe saplanıp kalmaları evrensel bir durumdur ve psikolojik olarak pek çok nedeni vardır. Genel olarak bunun nedeni ise insanların karşılaşabilecekleri ve kontrol edemeycekleri yaşam olaylarından korkmaları ve aynı zamanda bu yaşam olaylarını kontrol altına alma arzularıdır diyebiliriz. Tıpkı bir çocuğun herhangi bir dersi defalarca tekrarlayarak ezberlemeye çalışması gibi, geçmişte yaşadığımız ve bize acı vermiş yaşam olaylarını tekrar tekrar hatırlayarak, zihinsel, ruhsal ve duygusal olarak bu olaylara takılı kalarak gelecekte yaşayacaklarımızı kontrol edebileceğimizi, ya da yeniden canımızın yanmasını engelleyebileceğimiz konusunda ustalaşabileceğimizi zannediyoruz. Bazen bireylerin geçmiş yaşantılardan kurtulmak için yardım almalarının gerekli olduğu durumlar olabiliyor tabii; ancak genel olarak geçmişte yaşanan olayı düzeltme yoluna gitmek bir tercih meselesidir. Bilinçsizce yani farkında olmadan geçmişi sürekli tekrar etmek de bir tercih meselesidir aslında. Kulağa hoş gelmeyebilir belki ama geçmişe saplanıp kalmayı tercih etmek, aynı komployu yine yeniden her benzer durumla karşılaştığınızda, kendinize kurmak anlamına geliyor. Ama şunu belirtmek isterim ki kendinize yönelik bu komplo tercihi dışında kendiniz için güzel bir şeyler yapmak gibi farklı alternatifleriniz de var.

Geçmiş deneyimlerden ders çıkarmak önemli elbette ama yaşananları mazide bırakabilmek de bir o kadar önemli. Sürekli acı içinde yaşamak yani geçmişe takılı kalmak sağlığa da iyi gelmiyor, stresi arttırıyor, odaklanma becerimizi azaltıyor, iş ve çalışma hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor ve geçmişimizden doğrudan etkilenmese de hayatımızdaki insanlarla ilişkilerimizi de olumsuz yönde etkiliyor. Her gün aynı acıyı yaşamayı tercih ediyorsanız bu geçmiş yaşantınızdan habersiz hayatınızdaki insanlar da bu acıdan aynı oranda etkilenecektir. Üstelik kimsenin hayatı çektiği bu acılarla şekillenip böyle de sürmemeli. Bu döngüyü sürdürmeyi gerçekten istiyor musunuz?

Cevabınız hayır ise – ki umarım öyledir-  o zaman kendiniz ve değer verdiğiniz diğerleri için yeni bir şey yapmayı deneyin: Bırakın geçmişi geride kalsın. Mutluluğun yeniden hayatınıza girmesine izin verin. Nasıl mı?

başlangıç

  • Geçmişi geride bırakmaya karar verin.

Hayatınıza yeniden huzurun ve mutluluğun girebilmesi için öncelikle yeni yaşantılara yer açmanız gerekiyor. Zihniniz ve yüreğiniz geçmişin getirdiği acı ve hüzünle doluyken yeni deneyimlere nasıl açık ve gönüllü olabilirsiniz ki?

Durum siz çabalamadan durduk yere değişmeyecektir elbette, kendinizle geçmişi bırakacağınıza dair bir anlaşma yapmalısınız. Bu değişim çabasını somut ve görünür hale getirmez, kendinize hatırlatmazsanız, farketmeden değişim girişimlerinizi kendi kendinize sabote edebilirsiniz.

Geçmiş yaşantıları geride bırakmaya karar vermeniz aslında sizin bunu değiştirme gücüne sahip olduğunuzu farketmeniz ve kabul etmeniz anlamına geliyor. Bu güç deneyimleriniz aklınıza geldiğinde acıyı yeniden yaşamamayı ve geçmişle ilgili detaylara odaklanmamayı tercih edebilme kararına ve iradesine sahip olmanızdan kaynaklanıyor. Kısacası acıya odaklanmayı seçtiğiniz gibi seçmeyebilirsiniz de.

  • Acınızı tarif edin ve kendi sorumluluğunuzu üstlenin.

Geçmişten getirdiğiniz acınızdan kurtulmaya karar verdikten sonra yapmanız gereken ikinci şey, sizi inciten hatıraların özünde gerçekten size bu duyguyu yaşatan durumun/olayın ne olduğunu tanımlamak. Bunu bir arkadaşınıza anlatabilir –ama doğru kişiye seçmeye dikkat edin- ayna karşısında kendinize anlatabilir ya da kendinize bir mektup yazarak yapabilirsiniz. Önemli olan bu acının ne olduğunu ve neden kaynaklandığını açık bir şekilde tanımlamanız ve bunu tek bir seferde yapmanız. Tanımı mümkün olduğunca açık ve kısa tutmanız ilk basamakta da bahsettiğim gibi kendinizi sabote etmenizi engellemeniz için önemli.

Her ne kadar uçlarda yaşamayı tercih etseniz de hayat siyah ve beyaz gibi kesin ve keskin ayrımlardan ibaret değil. Öncelikle yaşadığınız kötü tecrübeden sorumlu değildiniz belki ama bu acının bugüne kadar tekrar etmemesi için ne yaptığınız ya da yapmadığınız konusunda kendinize dürüst olmalısınız. Bir daha aynı şeylerle  karşılaşmamak için geçmişten farklı ne yapabileceğinizi belirlemelisiniz. Değişmek için çabalamamak, bu güce sahip olduğunuzu inkar edip mağdur rolünde, aynı yerde kalmak sizin tercihiniz. Evet geçmişte sizi üzen deneyimleriniz olmuş, sizi üzen insanlar hayatınıza girmiş olabilir. Ancak bu durum sadece size özgü bir durum değil, yani yalnız değilsiniz. Hayatınızın kontrolünü elinize almalı ve değişim için çabalamalısınız.

  • Mağdur olmaktan ve yaşadıklarınız için başkalarını suçlamaktan vazgeçin.

Kurban olmak size kendinizi iyi hissettiriyor olabilir ancak şunu belirtmeliyim ki geçmişten bugüne getirdiğiniz acılarınız başkalarını pek de ilgilendirmiyor aslında. Herkes kendi gemisinin kaptanıysa o zaman geminizi batmaktan kurtarmak ya da kurtarmamak sadece sizi alakadar eden bir durum.

Elbette özel ve önemlisiniz, ancak şunu karıştırmamalısınız; duygularınız ve geçmişte yaşadıklarınız önemli ama dünyadaki en önemli şey değil. Dünya gerçekten de sizin etrafınızda dönmüyor. Sizin duygularınız ve geçmişiniz hayat denen karmakarışık ve iç içe geçmiş olaylar zincirinde minicik bir halka, o kadar.

Her gün iki seçeneğiniz olduğunu hatırlatmalısınız kendinize: Ya sizi üzen o kişiyi ya da olayı hatırlayarak gününüzü geçirebilir  ya da mutlu olmayı seçebilirisiniz. Hayatınızın sorumluluğunu elinize almalısınız. Geçmişe takılıp kalmak demek, sizi üzen kişiye her gün yeniden sizi üzmesi için fırsat vermeniz anlamına geliyor. Neden o kişiye mutsuzluğunuzu katlayarak huzurunuzu elinizden alması için böyle bir güç veresiniz ki?

Yaşananlar üzerinde tekrar tekrar düşünmek inanın ki hiç bir sorununuzu çözmeyecektir. Üstelik bu çabanız size yanlış yaptığını düşündüğünüz kişiyi de değiştirmeyecektir. Geçmişi değiştiremediğimiz inkar edilemez bir gerçek. O zaman geçmişi düşünmekten vazgeçip kendi mutluluğunuz için harekete geçmelisiniz. Ne dersiniz?

  • Olduğunuz yere ve şimdiye odaklanıp tadını çıkarın.

Şimdi geçmişi bırakma ve geçmişi yaşamayı durdurma zamanıdır. Geçmişte yaşadığınız mağduriyeti kendinize hatırlatmaktan vazgeçmelisiniz. Geçmişi değiştiremeyeceğinize göre enerjinizi boşa harcamak yerine şimdiyi doyasıya yaşamaya odaklanın.

Şimdiye ve olduğunuz yere odaklandığınız zaman geçmiş hakkında düşünmek için fazla zamanınız kalmayacaktır. Geçmiş, sizi inciten hatıralarınız bilincinize sızmaya başlayınca paniklemeyin. Önce onları fark edin, ne olduklarını anlayın sonra yeniden dikkatinizi şimdiye ve olduğunuz yere geri getirmeye çalışın. Şimdiye odaklanmak için pek çok odaklanma tekniği var ama belki şu cümleyi kullanmak size yardımcı olabilir “Tamam, her şey yolunda. Bu hatıralar geçmişte kaldı, şimdi kendi mutluluğuma ve yaptığım işe (o an ne yapıyorsanız) odaklanmalıyım.”

Eğer zihninizi ve dolayısıyla hayatınızı sizi üzen duygularla doldurursanız, size huzur ve mutluluk getirecek olanlara çok az yeriniz kalacaktır. Acı çekmeye devam etmek de hayatınıza yeniden mutluluğun girmesine izin vermek de sizin tercihiniz.

Size geçmişte ne yaşatmış olurlarsa olsunlar o kişileri ya da kişiyi affetmelisiniz. Sonra da kendinizi tabii ki. Affetmek ile hak vermek aynı anlama gelmiyor, öncelikle bu konuyu netleştirmekte fayda var. Affetmek “Ne yaptıysan sana hak veriyorum.” anlamına gelmiyor, aksine “Yaptıklarına hak vermiyorum ama seni yine de affediyorum.” anlamına geliyor; bu ikisini birbirine karıştırmamalısınız.

Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi affetmeyi zayıflık göstergesi olarak düşünebiliyoruz. Oysa affetmekle yaptığımız tamamen yaşananları geçmişte bırakmak oluyor. Sizi üzen kişinin yaptıklarına empatik bir bakış açısıyla yaklaşmanıza da yardımcı oluyor. Yaşananlar adına diğeri açısından da durumu değerlendirebiliyorsunuz.

Kendinizi affetmeniz ise bu adımın en önemli kısmı aslında. Bazen yaşadıklarımız karşısında kendimizi suçlayabiliyoruz. Gerçekten de yaşananlarda kendi payımız olabilir de ancak sürekli olarak kendinizi bu konuda suçlamanız size bir şey kazandırmayacaktır. Eğer kendinizi affetmezseniz hayatınızda huzura nasıl yer verebilirsiniz ki?

***

Geçmişe takılı kalmak ne sizin hayatınıza ne de sizin için değerli olan insanlara bir fayda sağlamayacaktır. Amaçlarınızı gerçekleştirmek, hayattan zevk almak ve yarına huzurla devam edebilmek sadece şimdide yapabileceğiniz bir tercihte gizli. Geçmişte ne yaşadıysanız geride bırakıp kendinize ve hayata gülümseyerek yola devam etme kararını şu an alabilirsiniz mesela. Kolay olmayacaktır belki ama her yeni gün yeni bir başlangıç. Tercih sizin!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı