Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir yıl dönümünün bana düşündürdükleri…

Bugün Türkiye Başbakanı Adnan Menderes’in, Kıbrıs konusundaki üçlü konferansa katılmak üzere Londra’ya giderken uçağının düşmesinin tam 16. yıl dönümü…
Uçak Türk Hava Yolları’na ait. Viscount tipi, dört motorlu. Adı da “Sev”…

O zamanlar uçaklar Ankara’dan Londra’ya direkt uçuş yapamıyorlar, yolda yakıt ikmali yapıyorlar. Roma’da yakıt aldıktan sonra, sis haberi geliyor. Heathrow’a inemeyeceği belli olunca, Paris’e yönlendirilmek isteniyor. Sonra her nedense yönünü Gatwick’e çeviriyor. Denildiğine göre, sis nedeniyle ormanlık alana sürüklenmiş, iki kanadı birden kopmuş ve düşmüş. Anadolu Ajansı Genel Müdürü, Basın Yayın Genel Müdürü ve Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü’nün de aralarında bulunduğu 14 kişi hayatlarını kaybetmişler…
Uçağın ortadan ikiye ayrıldığı kazadan sağ kurtulan Menderes, kurtarmaya gelenlere, “Ben Türkiye’nin Başbakanıyım. İçeride başkaları da var, onları kurtarın” diyor. Kendisine kahve getiren bir hanıma, sürekli “Çok kibarsınız, çok teşekkürler” diyor ve tedavisinden sonra bu aileyi evlerinde ziyaret edip, Türkiye’ye davet ediyor… Menderes kibarlığıyla bilinen biri…
İşin kaza tarafı bu. Ama sonrası daha ilginç…
Menderes ve hükümeti, Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya gerçekten baş koymuş insanlar.
Uzun süren ve Makarios’un her seferinde yeni zorluklar çıkarttığı müzakerelerin imza noktasına gelmesi o bakımdan önemli…
Konferans bitmiş, uzlaşma sağlanmış, Başbakanların imzasına kalmıştı…
Nitekim, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan anlaşma, kazadan sadece 2 gün sonra, Menderes’in tedavi gördüğü London Clinic’de, İngiltere Başbakanı Harold Macmillan, Yunanistan Başbakanı Konstantin Karamanlis ve Menderes tarafından imzalandı. O nedenle de “Başucu Antlaşması” diye anıldı…
Kaderin garip tecellisi, böyle bir uçak kazasından kurtulan Adnan Menderes, sadece 2 yıl sonra idam edildi…
Bu yıldönümünü hatırlayıp da insan bugünlere geldiğinde, ister istemez mukayese yapıyor.
Ne uzun soluklu bir mücadele.
Ne kararlılık
Ve ne vizyon…
Türkiye bugünün Türkiye’si değil. Özellikle ekonomik bakımdan yoksul, korkunç bir şekilde dışa bağımlı.
Ama başı dik…
Ya Kıbrıs Türkü…
Hiçbir şeyi yok.
Buna rağmen onun da başı dik…
Her ortamda dişe diş bir müzakere sürdürüyor.
Haklarını sonuna kadar savunuyor ve alıyor…
Şimdi olaya sadece bugünden bakıp, “Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu da ne oldu” diyecek olanlar var. 
Orası ayrı…
Benim vurgulamak istediğim, bugünün belirsizliği, kötümserliği, kaderciliği yok o günlerde.
İzlenen bir politika var, strateji var.
Herkes, şartlar ne olursa olsun, ne yapacağını biliyor.
Hedefine uygun çaba gösteriyor.
Ben sadece o insanların bugünün yöneticilerinden ne farkı vardı diye bir düşünün istedim…

 

YERİN KULAĞI VAR                                                                                                                                                       YENİ BOMBA:                                                                                                                                                                    Serdar Denktaş, dün Meclis’te yeni bir bomba ortaya attı. Ercan ihalesini alan Taşyapı’nın ortağı Terminal Yapı ve Ticaret Şirketi, projenin her adımında onay vermezse, projenin yürümesi mümkün değilmiş ve bu konuda da bazı sıkıntılar varmış. Haydaaa. Şimdi de bu çıktı. Terminal’in aslında Günay İnşaat olduğu ve geçmişinde herhangi bir terminal inşaatı bulunmadığı iddia ediliyordu. Alınacak kredinin de şirketi zorlayacağı öne sürülüyordu. İki şirket arasında, ihalenin kazanılmasıyla birlikte ortaya çıkan bir anlaşmazlık da bilgimize gelmişti. Sonradan pek ses çıkmamıştı. Umarım 20 bin ağaç kesilmeden bu iş netleşir de, ansızın bırakıp kaçmazlar…

SOFTA ŞAŞIRTMASI:                                                                                                                                          

Muhalefet döneminde Ercan ihalesiyle ilgili demediğini bırakmayan, ancak iktidar ortağı olduktan sonra anlaşılmaz bir şekilde bu sözlerinden vazgeçen Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Ercan’da kesilecek ağaçları gündeme getirerek, üzerindeki baskıyı başka yöne çekmeye çalışıyor anlaşılan. Buna dense dense, “softa şaşırtması” denir…
ADAYLARIN SON DURUMU: Cumhurbaşkanlığı seçimleri için adayların propagandaya erken başladıklarını ve sürecin uzun olması nedeniyle de, ellerindeki “malzemenin” erken tükeneceğini yazmıştık. Propagandaya da erken başlayan adayların düşüşe geçtiği iddia ediliyor. Yine iddiaya göre son günlerde dört adaydan ikisinin bir yükseliş trendi yakaladığı, diğer iki adayın ise oy oranında düşüşe geçtiği konuşuluyor…  
AKINCI’YA TC’DEN REKLAMCI:                                                                                                                 Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı da, seçim sürecinde yapacağı propaganda için, profesyonel reklam şirketleri ile anlaşmaya çalışıyor. Bu nedenle Türkiye’den iki reklamcının adaya geldiği ve Akıncı’nın seçim sürecindeki propagandasına, reklam desteği verecekleri iddia ediliyor… Bu iş reklamcılara yarıyor…
PLAN YAPMAKLA İŞ BİTMİYOR:                                                                                                                                     Dün bizim gazetede vardı. Ülke Fiziki Planı’nın yaşama geçmesiyle, tıbbi atıklar, kirli sanayi yatırım alanları, vahşi çöp toplama gibi konularda yeni kurallar geliyor. Hepsi yapılması gereken şeyler. Ama bir de düşünüyorum, oy birliğiyle onaylansa ne olacak… Girne’nin en turistik bölgeleri bile hala kanalizasyonsuz… Beş yıldızlı oteller kanalizasyonsuz. Özellikle kış aylarında, atıklarını denize yönlendirenler var… Bu hedeflere ulaşmak, sadece plan yapmakla olmuyor… Plan ne kadar iyi olursa olsun, altyapıyı görmezden gelen bir anlayışla, ne kadar başarılı olabilir ki…

YAĞIŞLAR İYİ GİDİYOR:                                                                                                                                 

           Şükür olsun ki bu yıl yağışlar iyi, daha da yağacağa benziyor. Kimse kuraklıktan falan bahsetmez sanırım bu sene artık. Çünkü yıllardır tarlasını eken de, ekmeyen de kuraklığı bahane ederek, biraz da siyasetteki “dayılarının” desteğiyle havadan kuraklık parası almaya alışmıştı. Bu açıkgözler bakalım bu yıl nasıl bir bahane uyduracaklar…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                                   Hasan Sertoğlu: KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu’nun, KKTC takımlarındaki futbolcuların, bedelsiz olarak Türkiye’deki takımlara transferinin önüne geçilmemesi halinde KOP’a başvuracağı açıklamasına birçokları çok kızmıştı. Ama son gelişmeler gösterdi ki, bazen böyle çıkışlar yapmanın faydaları da oluyormuş. Baksanıza TFF Başkanı Yıldırım Demirören, konuyu konuşmak için bugün adaya geliyor. Sertoğlu’na tepki gösterenlere duyurulur…

DİPTEKİLER
Bu Yasalarla Vergi Adaleti Olamaz: Mehmet Çakıcı dün Meclis kürsüsünden isyan ediyordu. Bir kliniği, bir evi ve iki arabası olan kendisinin, en yüksek vergi veren 100 kişi arasında olduğunu, oysa aylık geliri 100 bin TL olanların listeye girmediklerini savunuyor ve vergi adaleti istiyordu. Haklı… Bizler daha fazla deliye dönmemek için artık o listelere bakmıyoruz bile. Maliye Bakanı bunun üzerine kürsüye geldi ve adaleti sağlamaya çalıştıklarını söyledi, artan rakamlardan bahsetti. Maalesef Sayın Bakan, ne kadar iyi niyetli olursanız olun, bu yasalarla, gıdım gıdım artışlarla olmaz bu iş. Yepyeni bir vergi yasasına ve de kusura bakmayın ama sıkı denetime ihtiyaç var. Yolunu bulan kaçıramasın…