En Üst

23 Kasım 2017

BİR VEDA VE MEMLEKETİN HALLERİ

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Hasan Hastürer ile vedalaştık dün akşam.

Bir şey yazıp-yazmamakta tereddüt yaşadım.
Sonuçta Havadis’in kurumsal yapısıyla ilgili bir durum var ortada.
Kişilerin duygu ve düşünceleri önemlidir elbette ama bu kurumsal yapı da aslolandır.
80’e yakın kişinin profesyonel bir şekilde çalıştığı, baskı, dağıtım ve bayileriyle birlikte katma değerli olarak yüzlerce aileyi doğrudan ilgilendiren, binlerce okurun her sabah katkı koyduğu, üstelik radyosu ve yakında hizmete girecek televizyonu ile büyüme trendinde olan bir kurumsal yapıdan bahsediyorum.
Ve aslolan bu yapıdır diyorum.
Fakat, bu köşenin düzenli okuyucuları Hastürer’e olan duygusal yakınlığımı bilirler.
Rahmetli babamın “aile masasında sandalyesi olan kişidir” vasiyetini de birkaç kez yazdığımı hatırlarlar.
Bu satırlar bu duygusallığın ürünüdür.
Keşke olmasaydı.
Devam edebileceğimiz koşulları ortadan kaldırmasaydı.
Sevgi ve aidiyet tüm yaşamımıza şekil veren oldu.
Her ikisi de bittiğinde ötesi yokmuş veda etmekten başka.
Olan budur.
Hastürer’e yeni meşgalelerinde başarılar dilerim.

 ***

İyi ki Havadis vardı da memleket bayram rehavetinden bir nebze kurtuldu.
Öyle ya, meclisimiz geçen cumadan tatile çıktı.
Devlet çalışanlarına pazartesi tatil yapmayı çok gördü ama meclis pazartesini tatil ilan etti.
Meclisi ve hükümetin büyük bölümü 9 günlük bayram rehavetinde ısrarlı.
Muhalefet de öyle galiba.
Muhalefetten de “bu kadar tatil fazladır” türünden bir ses çıkmadı.
Bayram rehavetine çomak sokan Havadis’in CTP’nin seçim kavgalarıyla ilgili hazırlanan raporu yayımlaması oldu.
CTP’de bir kazan kaynamaya başladı ki sormayın.
Raporun ötesinde Facebook’ta rapordan daha zehir zemberek açıklamalar yapıyor CTP’li yetkililer.
Ve belli ki “kol kırılır yen içinde kalır” kültürü “biz her şeyi açıkça konuşuruz” kültürüne bırakıyor.
Hayırlısı.
Bu işin sonunun nereye varacağını ben de merak ediyorum doğrusu.
      ***
CTP’de en azından seçimde yaşanan yanlışlar tartışılıyor da diğer partiler kulaklarının üstüne yattılar ve sanıyorlar ki böyle yaparak yaşadıkları utancı unutturacaklar.
UBP’ye ne demeli.
Genel başkanları sefil bir şekilde seçimi kaybetti.
Siyasi tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde.
İktidar partisinin genel başkanı birinci sıradan başladığı seçimde dokuzuncu gelebildi.
Başkan bir partinin namusu olmalıdır herhalde.
Ama kimse çıkıp da “niye genel başkanı kestiniz ve seçimi kaybetmesine neden oldunuz” diye dertlenmedi.
İrsen beyi tıpış tıpış evine gönderdiler.
UBP’de genel sekreter de kaybetti.
Bunu da kimse dert etmedi.
“Bu nasıl parti disiplinidir” diye soran olmadı.
UBP’de koskoca meclis başkanı kaybetti.
Meclis başkanını bile kıyım kıyım doğradılar da kimsenin gıkı çıkmadı.
Peki DP’ye ne demeli?
İçine aldığı ulusal güçler DP’nin kurumsal yapısını altüst etti.
Genel Sekreter Bengü Şonya sandık sandık nasıl kesildiğini anlatıyor, feveran ediyor da dinleyen yok.
TDP’de olup bitenleri ise yorumlayan yok.

***

Siyasi partilerde seçimden sonra taşlar yerine oturmadı.
Bütün partilerin içi cadı kazanı gibi kaynıyor.
Umarız ki bu hükümet etmede bir zafiyet, muhalefet etmede bir sakatlık yaratmaz.
Yoksa bundan Kıbrıs Türkü zarar görür.
Hem de misliyle…

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis