Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Abdusselam Tanışman yazdı: Bir Üniversite neyi değiştirebilir?

Pandemi sürecinin sağlık kısmı, her ne kadar ikinci ve üçüncü dalga uyarıları yapılsada şu an için endişeden uzak bir durumda seyrediyor. Son hastamızı da taburcu ettik. Bu oldukça sevindirici. Ama bu durumun kaygı verici yanı, pandemi sürecinden sonra yaşanacak olan ekonomik sorunlar.

Yanlış algıya kapılmayalım diye yazıyorum. Covid-19 sürecinden önce durumumuz öyle iyi falan da değildi. Planlama ve denetimden yoksun zayıf devlet yapılanması ile önemli alanlarda devlet politikalarının oluşturulamaması, tüm bu sorunlar yumağının ana kaynağını oluşturmaktadır. Bu nedenle kendi ayakları üzerinde durabilen, sürdürülebilir bir ekonomik yapının oluşturulması hedefimiz sürekli ertelenmeye devam ediyor. Maalesef bu ertelenme beraberinde koca bir işsiz ordusu yaratmaktadır.

KKTC istatistik kurumunun 2019 yılı için yayınladığı verilere göre genç nüfusta işsizlik oranı %20’ lerde. Koronavirüs süreciyle beraber yaşanılan/yaşanılacak ekonomik krizle birlikte bu rakam çok daha büyük bir seviyeye yükselebilir.

Bu mevcut durum olanakların daha fazla olduğu merkezlerde alternatif iş kaynaklarının çeşitliliği nedeniyle çok fazla hissedilmeyebilir. Ancak kırsal alanlarda bu durum çok daha zor koşullarda kendini hissettiriyor. Kentler ile kırsal bölgeler arasındaki istihdam uçurumu bu süreçte daha da artmış durumdadır. Bunun neticesinde kırsal alanlarda iş bulamayan genç nüfus iç göçe zorlanmakta, göç ettiği yerlerde kaşıkla topladığı parayı, kepçeyle ev kirasına ve yakıta harcamaktadır. Para biriktirip gelecek kurma hayali ise yine hayal olarak kalmaya devam etmektedir.

 

Gelelim başlıkta sorduğumuz soruya. Bir üniversite neyi değiştirebilir?

 

Burada üniversitenin tanımının yanında üniversitelerin bulundukları bölgelere sağladığı katkıları bilmekte fayda var. Üniversiteler yaptıkları bilimsel çalışmalarla toplumlara fayda sağlamanın yanında sağladıkları istihdam olanaklarıyla da bulundukları bölgelerin sosyo ekonomik olarak kalkınmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu özellikleri ile üniversiteler öncesinde kasaba olan bir yeri şehre bile çevirebilmektedir. Bakınız Lefke örneği. Üniversite yapılanmasından sonra Lefke adeta yeniden doğmuş, gelişen nüfusu ve ekonomik kalkınmanın neticesinde bugün 6. ilçe olmuş durumdadır. Yani bir bölgeyi kalkındırmak istiyorsanız, oraya eğitimi götürmek şüphesiz atılacak akılcı adımlardan biri olacaktır.

Peki, tüm bunlardan neden bahsediyorum?

 

KKTC’de günümüzde; 21’i yerel merkezli, 4’ü yurtdışı merkezli toplam 25 eğitim veren üniversite ve 2’si meslek okulu olmak üzere, 27 aktif yükseköğretim kurumu bulunmaktadır. Bu rakam giderek artacaktır. Üniversite sayısı yükseköğrenimin gelişmesine neden olmuş ve ülke insanı da buradan ciddi kazanç (yıllık 800-850 Milyon Dolar) elde etmiştir. Nitelik mi Nicelik mi sorusuna yanıtım elbette ki üniversitelerin niteliğini artırmak olacaktır. Ancak, yeni üniversite izni verilecekse, o zaman merkezleri üniversitelerle doldurmak yerine bölgesel kalkınma politikası gereği kırsal alanlarda üniversite kurma şartı ile bu izinler verilmelidir. Görün bakalım istihdam sorunu kalıyor mu?

Dipkarpaz köyü içeresinde bir üniversite kampüs kurma taahhüdü ile buradan arsa almış, içerisine bir inşaat kurmuş ve atıl durumda kaderine terk etmiştir. Oysa ne hayallerle gelmişti buraya. Temizlik personelinden, güvenlik görevlisine, kantin sorumlusundan, sekreterlere, eğitimciden yöneticilere kadar bir çok alanda açılacak kadrolar ile kimse burada işsiz kalmayacaktı. Bunun yanında yeni iş kolları kurulacak, evler yurtlar yapılıp kiraya verilecek, marketler daha çok satacak, restoranlar öğrenci ile dolup taşacak, öğrenciye yönelik yeni mekanlar açılacaktı. Sadece Dipkarpaz’a değil bütün Karpaz bölgesine yarar sağlayacaktı. Ama genelde Karpaz bölgesi özelde Dipkarpaz köyü o ilk temelin atıldığı sekiz yıl önceden bugüne kadar hep göç vermeye devam etmiştir.

“Sezarın hakkı Sezar’a” Bahse konu üniversite bugüne kadar Karpaz’dan giden öğrencilere burslu okuma fırsatı vermiştir. Fakat öğrencilerimiz, sınırlı iş imkanları ve bölgesel kalkınma politikası gerçekleştirilemediği için mezun olduktan sonra işsizler ordusuna katılmakta, bu da toplumda derin sosyal travmalara yol açmaktadır. Burada sorumluluk yönetim erkine ve ilgili bakanlığa aittir. Gerekli teşvikler yapılarak bu kampüsün hayata geçirilmesi sağlanabilir. Bunu dahi yapamıyorsanız bari yeni üniversite izni verirken bu bölgelerde kurulması önşartı ile izinlendirin.