Otelciler Birliği Başkanı Hüseyin Aktığ, ciddi şeyler söylüyor…
Bence en çarpıcı olanı, bir Alman’dan aldıkları “Pis değil, çok pissiniz” mektubu…
Böyle bir izlenimle, o ülkeye yeniden gider misiniz? Turizmden bahsedilecekse, bunda öncelik ne yatak sayısıdır, ne otellerin ihtişamı, ne de aktarmalı uçuşlar. Gittiğiniz yerde, sizi rahatsız eden bir unsur varsa, üstünden para da verseler gitmezsiniz…
Bir süredir, turizm bloglarına, seyahat acentalarının yorumlarına merak saldım. En sık kullanılan ifade bu pislik… Avrupa’da onlarca kent, Türkiye’de en doğuya kadar yüzlerce yer gezdim, hatta Tunus’u gördüm. Bizdeki pislik hiç bir yerde yok. Çıkın Girne’nin merkezine bir cafe’ye oturun. Bir kaç saat içinde yerleri kirleteni de, atılan kutuları kağıtları toplayan yabancıları da bolca görürsünüz.
Eğitim falan tamam da, kirleneni de temizleyeceğiz be kardeşim. Turistin en çok tercih ettiği eski eserler, kentlerin göbeğindekiler dışındakilerin neredeyse hepsi çöplük…
Yorumlarda dikkat çeken bir başka ortak nokta, kumarhane ve gece kulüpleri tavsiyeleri. Bir gezgin, canının sıkıldığını, “hiç olmazsa bir lunapark olsaydı” diye dile getirirken, bu yoruma gelen onlarca yanıtta, Lapta- Güzelyurt güzergahına gitmesi, orada çok daha eğlenceli lunaparklar olduğu tavsiyesi gelmiş. Bu da insanın canını sıkıyor. Yol kenarlarındaki pornografik tabelalara da pisliğe alıştığımız gibi alıştık da, yabancılar için feci bir izlenim…
Başka şeyler de söylüyor Sayın Aktığ, şu çam kese böceği meselesi. Dağ bayır gezmeyi seven bir insan olarak her bölgede ağaçların hızla kurumakta olduğuna şahit oluyorum. Hatta görmeyen gözler için söyleyim, Darboğaz’ın St. Hilarion tarafı boydan boya kurumak üzere. Aktığ, Güney’in bu mücadelede başarılı olduğunu söylüyor. Bizde de DAÜ’nün… Ağaçların yarısını kaybettik, daha geçenlerde biyolojik mücadeleye geçmekten bahsediliyordu, geçmiş olsun…
Baksanıza, turizm fonunda toplanan 60 milyonun, 20 milyonu başka yerlere harcanmaktaymış. Hiç olmazsa, doğayı korumaya, temizliğe katkı olarak kullanılsa. Madem belediyeler maddi sıkıntılarını
gerekçe göstermekteler, o halde devlet bir şekilde sorunu üstlenecek, değilse, turizmden bahsetmeye hiç gerek yok. Havalanından çıkıp, kente doğru ilerleyen turiste, kaldırım, refüj kenarlarında biriken toprağı, otu, dikeni gösterdikten sonra, fuarlarda yüzbinler değil, isterseniz milyonlar harcayın, üstüne bir de pasta kesin, ne fayda…
Aslında herşeyimiz var. Ama korumasını, temiz tutmasını, sunmasını bilmiyoruz…
Her şeyin de paraya bağlanmasını kabul etmiyorum. Mesela Karmi… Köyün bir yönetim kurulu var. Dıştan çok sayıda ziyaretçi olduğundan, temizlik, çevre konusunda her yere tabelalar asmışlar. Çöp kutuları koymuşlar. Hatta Kilise meydanına otantik görünümlü bir tuvalet yapmışlar ki, her zaman tertemiz. Yine bir başka örnek, Vakıflar’ın Büyük Han içinde işlettiği tuvalet. Size garip gelecek ama, bölgeyi gezen turistlerin neredeyse tamamı yorumlarında, bu tuvaletin temizliğinden bahsetmişler…
Diğer taraftan, “eko gün” diyerek seviyesi yükseltildiği sanılan panayırlar, kebap kokusu, toz toprak içinde insanı yoruyor, nefret ettiriyor. Ne bir düzen, ne bir temizlik. Girne Belediye Başkanı kusura bakmasın ama, en gözde panayırlardan olan Zeytinlik de geçtiğimiz her yıl, düzeyini düşürüyor. Alternatif turizm bu değil zaten…
Bizde Turizm Bakanlığı fuar-lüks otel-sübvansiye sarmalından hiç kurtulamadı. Hayaller, zorlama destekler, teşvikler, sadece birilerine para kazandırdı ama, ülke turizm kalitesine bir faydası olmadı.
Vazgeçtim geliştirmekten, arttırmaktan, sadece olanı koruyabilsek olacak. Yaratıcı olmak lazım. Değilseniz, başka akıllardan, uzmanlardan yardım alacaksınız.
Turizmi geliştirmenin yolu bence hiç de zor değil…
Siz şu ana kadar gösterilmeyen özeni göstermeye başlayın, kendiliğinden gelişecek…
YERİN KULAĞI VAR
TSE BELGELİ CUMHURBAŞKANLIĞI:
KKTC Cumhurbaşkanlığı, kalitesini TSE ile belgelemeye hazırlanıyor. AA’nın haberine göre TSE Başkanı Sebahittin Korkmaz, KKTC Cumhurbaşkanlığının kalite ve müşteri memnuniyeti yönetim sistem belgeleri almaya hak kazandığını açıkladı. Sadece cumhurbaşkanlığı değil, Ekonomi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı da TSE belgesi alanlar arasında. KKTC Cumhurbaşkanlığı bu belgeleri TSE’den alan ilk cumhurbaşkanlığı olma özelliğine de sahip olacak… Anayasa’yla verilen görevi hizmet satmak olarak, vatandaşı da müşteri olarak değerlendirmek absürd geldi bana…
ÖRNEK ÇOK:
TC ile KKTC arasında imzalanacak yeni Ekonomik ve Mali Protokol’de yer alan özelleştirme maddelerini sendikalar toptan reddederken, işadamları ise özelleştirme adı altında kurumların birilerine peşkeş çekilmesi endişesine dikkat çekiyor. Hani, bu kuşkularında haksız da sayılmazlar. Yıllardır bu peşkeşin onlarcasını yaşayan bir toplum olarak, önceden uyarmakta fayda var…
TİCARET ODASI VE AKLIN YOLU:
Meclis’e sevkedilen güvenlikle ilgili tasarılar konusunda görüşünü sunan Ticaret Odası, “İlgili tasarıların, güvenlik ihtiyacından ve insan hak ve özgürlüklerinden taviz vermeden; tam tersine insanları suç örgütleri ile terör saldırılarından koruyacak şekilde, Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu olarak hazırlanması ve yasallaştırılması gerekir. Yasa tasarılarının, bu esaslar gözetilerek günlük politikaya alet edilmeden tartışılmasını, çağdaş ülke örnekleri de dikkate alınarak değerlendirilmesini ve en erken zamanda yasallaştırılmasını destekliyoruz” diyor. Bizim de dediğimiz bu… Dünyaya at gözlüğüyle bakmanın, toptan retçi olmanın manası yok. Örnekler ortada, en iyisini çıkarıp, sorunları asgariye indirmek elimizde…
ÜSTÜMÜZE YOK:
Yani kendi kendine acı çektirmekte, olmayacakları oldu gibi göstermekte üstümüze yok. Son bomba ise, maaşların %60’nın ödeneceği haberleri. Neymiş efendim, KKTC ile Türkiye arasında henüz imzalanmayan mali protokol nedeniyle Türkiye’den para aktarımı yapılamadığından, memur maaşlarının tümünün ödenemeyeceği ve %60’ının ödenebileceği öğrenilmiş. Dedim ya, felaket tellalığı konusunda kimse elimize su dökemez…
İYİ ŞEYLER DE OLUYOR:İnsanın içini karartan, hayatımızı etkileyen kötü haberlere alıştık ya, arada bir bile olsa bazı güzel haberler de alıyoruz. Maliye Bakanı Birikim Özgür, elektrik tarifelerinde indirime gidilmesine yönelik önergenin Bakanlar Kurulu’nda onaylandığını açıkladı. Buna göre elektrik fiyatlarında, %5 ile 9 arası bir indirim yapılacak…
DEVLET MALI DENİZ:
Piyangolar Biriminde yaşanan zimmete para geçirme olayının hemen ardından benzer bir olay da Barış Ruh ve Sinir Hastahanesinde ortaya çıkarıldı. Muhasebe sorumlusunun ikiyüz kusur bin lirayı zimmetine geçirdiği iddia ediliyor. Denetleme yapıldıkça her taraftan fışkırıyor. Hani bir laf var, “devlet malı deniz, yemeyen…” diye. Hakikaten de bu denizi yemeyen yok gibi…
ZİRVEDEKİLER
Ömer Kalkan: Yenikent bölgesinde yolda bulduğu yüklü miktardaki paranın sahibini bulmak için, sosyal medyadan duyuru yapan Kalkan’ın bu davranışı, son yıllarda toplum olarak yaşadığımız sosyal bozulmanın henüz tam olarak gerçekleşmediğinin en güzel örneği oldu. Demek ki hala daha bazı değerlerimizi ve en önemlisi insanlığımızı koruyabilmişiz. Helal olsun Ömer Kalkan…
DİPTEKİLER
KTOEÖS Üyesi Öğretmenler: Tahir Gökçebel, “canlı bomba yetiştiriliyor” sözlerine gelen tepkiler üzerine, “söylediklerimin arasından cımbızla çektiler” diye bir açıklama yaptı. Açıklamayı da okuduk, baktık, yine aynı şeyi söylüyor. Kendisinden başka bir tutum beklemezdik de, temsil ettiği öğretmen camiasından bir tepki beklerdik. Gelmemesine üzüldük, o kadar…
































