“Bu süreçte çekilmek konusunda telkinin, iddia edildiği ve üzerime yapıştırılmaya çalışıldığı gibi benim bir kusurumla ilgili değil, farklı bir adayın o aşamada hasbelkader tercih edilmesi nedeniyle olduğunu da öğrenmiş bulundum”…
Skandalsız günümüz geçmiyor. Her türlüsünü yaşadık derken, daha da kötüsü geliyor. Geçen hafta binlerce kişiyi yüzüstü bırakıp adaylıktan çekilen Faiz Sucuoğlu, bu sözlerle aniden çark etti.
Bu cümlenin içindeki “Hasbelkader tercih edilen biri” lafı bile yeteri kadar izah edici…
Kim tercih etti? Kurultay, demokrasi yoluyla çoğunluğun tercihini belirler. Kurultayın iptali ve bir avuç insanın tercihi ise demokratik olmayan bir tercihtir ve bunun adı darbedir.
O darbeye kuzu kuzu razı olan kişi, birden bire konuşmaya başlıyor, kendine dolaylı telkinler yapıldığını, bazı endişelerin dile getirildiğini söylüyor. Bunlar kendisiyle ilgili endişeler olsa gerek. Böyle bir durumda ya yapılana tepki gösterirsin, çıkar konuşursun; ya da sonsuza kadar susarsın. Bu ikisini de yapmıyor. Aradan bir hafta geçince, olup biteni normalleştirmeye çalışıyor.
Aslında kendisi de neyin ne olduğunu biliyor ama şahsi çıkarı, konuşmasını engellediği için bu durumlara düşüyor.
Birileri tek adaylı kurultay için imza verdiğini söylerken, o “yok böyle şey” diyor. O belgeyi bir türlü çıkartıp gösteremiyorlar.
Yeter artık! Tepe sersemine döndürdünüz memleketi. Onca yakıcı sorun orada dururken şahsi ikballeriniz için bu acıların üstünde tepişiyorsunuz.
UBP artık ehliyetsiz olduğu kadar gayrı ciddidir de…
Bir devletin kurumlarıyla, demokrasiyle bu kadar dalga geçilmez. Dalga geçen de ciddiye alınmaz. Ersan Saner’in önceki günkü temaslarında duydukları, bunun delilidir. Yok olma tehlikesi altındaki partiler, eller havada destek verirken, diğerleri reddetti.
Şimdi sakın dönüp kendilerini eleştirenlere sarmasınlar… Hükümeti başsız bırakıp “aman dengeler bozulmadan seçime gideyim” diye kaçan Ersin Tatar’dan hesap sorsunlar.
Ve tabii kendilerinden de. Önce onun sorumsuzluğuna onay verdikleri için, sonra da kendileri aynı yolu izleyip memleketi hükümetsiz, partilerini başsız bırakmaya devam ettikleri için.
Kırk yıl düşünsem, koskoca UBP’nin bu hallere düşeceğine inanmazdım.
Bir önceki kurultayda Özgürgün’ün çekilmesiyle, beklemediği bir anda, çoğunluğun iradesiyle değil, hasbelkader partinin başına geçen Tatar, hem onların, hem memleketin başına ne işler açtı.
Baksanıza, geride bıraktığı enkaz, hükümet kuracak parti bulamıyor, kurultayını yapamıyor. Dahası, Parti Meclisi’ni bile toplayamıyor.
Ve ülkeyi belirsiz bir süre daha hükümetsiz bırakmaya devam ediyorlar.
Bekleyin bakalım, oyunlarını bitirsinler, sıra hükümet meselesine gelir.
“Ülkenin sorunları ne olacak” diye dertlenen varsa, korkarım ona ayıracak vakitleri olmayacak. Zira erken seçim kapının arkasında…
YERİN KULAĞI VAR
UBP’NİN İLK DEFASI DEĞİL:
Konjonktürün başbakan adayı Ersan Saner, ilk günden çifte hüsrana uğradı. Sucuoğlu’nun “O başbakan olsun, ben parti başkanı kalırım” sözüyle belki teselli bulmuştur. Aslında bu durum UBP’de ilk kez gerçekleşmiyor. Osman Örek Parti Başkanı’yken, Mustafa Çağatay Başbakan oluyor. Sonra, Eroğlu Başkanlığa seçiliyor, ancak 2 yıl süreyle Başbakanlığı Nejat Konuk yürütüyor. Ne var yani, bir daha yaparlar. Hele de Sucuoğlu istediği bakanlığı aldıktan sonra, niye olmasın…
HP GÜNAH KEÇİSİ ARIYOR:
UBP’nin koltuk değneği HP, “UBP ile ikili bir koalisyona sıçak bakmadıklarını” söyledi ya, meğer akıllarında olan formül UBP, CTP, HP koalisyonuymuş. Canları neler de çeker. Şüphesiz, bir günah keçisine ihtiyaçları var. 1,5 yıllık yıkımın günahını paylaşacaklar. CTP, UBP ile hükümet kurmayacağını açıkladı da diyelim ki UBP ile ortaklığı kabul edip hükümete girdiler. Mecliste 32 sandalye sayısına ulaşan iki parti, HP’ye niye ihtiyaç duysun ki. Madem çoklu koalisyon istiyorsunuz DP de emre amade, hazır nazır hevesle bekliyor. UBP, HP, DP… Formül tamam. Hayırlı olsun. Bir de YDP’yi alırlarsa tadından yenmez…
SEN NEYMİŞSİN BE ABİ:
Sosyal medyaya bakıyorum, bir Özgürgün çılgınlığıdır gidiyor. Yahu bu adamın hakkındaki iddialar mahkemede. Dokunulmazlığı bile yok. Oturup hakkındaki iddialara cevap verip aklanmak yerine, yurt dışına gitti. Bu mudur kurtarıcı? Hani diyorum ki, bu kadar özel biriyseydi neden ülkeyi değil de kendini kurtarmayı tercih etti. Ama öyle bir lanse ediyorlar ki, sanırsınız ki Özgürgün’ün gelmesiyle ülkenin bütün sorunları bitecek…
ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK:
Günlerdir sesi soluğu çıkmayan, neden yarıştan çekildiğini bırakın bizi, kendine oy verenlere bile açıklayamayan UBP’nin başkan adayı Sucuoğlu, ansızın konuşmaya başladı. Başladı da yuvarlak laflarla kendince olayı izah etmeye. Madem o kadar cesursunuz çıkın ve neler yaşandığını, kimleri kast ettiğinizi isim isim açıklayın. Açıklayın ki, ne dolaplar döndüğünü bu toplumda, size güvenip oy verenler de bilsin…
BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU:
UBP parti içinde her gün yaşanan yeni bir kaosla anılır oldu. Kurultayın ikinci turunun neden yapılmadığını, iki adayın neden adaylıktan vazgeçtiğini henüz tam olarak bilmezken, o gün “partinin bütünlüğü için” adaylıktan çekildiğini açıklayan Sucuoğlu yeniden adaylığını açıkladı. Attığı imzalar, eller havaya verdiği fotoğraflar, Saner’in “hepsi bana söz verdi” söylemleri. Şimdi yeniden aday olmakla partinin “bölünmez bütünlüğü” zarar görmeyecek mi? Kusura bakmasınlar ama, o dillerinden düşürmedikleri partileri bile böyle eziyet görmedi…
EKONOMİK SIKINTI FALAN YOK:
Siz bakmayın bazı dış güçlerin söylediklerine. Yok efendim KKTC’de ekonomik sıkıntı varmış da yok esnaf kan ağlıyormuş da, işsizlik hat safhaya ulaşmış da… Bu safsataların kaynağı hep şu dış güçler. Hepsi de bizi birbirimize düşürmek için olmayanı olmuş gibi gösterme oyunları. Eğer gerçekten ülkenin durumu böyle olsa Ersin bey, bütçede 3.8 milyar açık varken kendisine 807 bin liralık 2020 model yeni bir makam aracı alır mıydı? Koskoca Cumhurbaşkanını, Akıncı’nın eskisine mi layık gördünüz yoksa?
FOTO GÜNDEM: UBP içi dengeler, memleketin dengesini bozdu. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı mevkileri, aynı sebepten doldurulamıyor. Varıp da kurultayı etkilemesin diye, atamalar yapılmıyor. Sonuç bu… Utanç verici.

































