Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİR SOKAKTA BULUŞAN ANILAR

Lefkoşa sokaklarını dolaşıyorduk,

Baktım bizim muallim.

Hüseyin Kaba ve Bülent Fevzioğlu BRT adına bir program için yollarda.

Muhabbet edip ayrıldık…

O sırada Tolgay Hasan Avcanok geldi.

Namı diğer Abbbas.

Tabak Hilmi Sokağındaydık,

Ki bu sokağın hikayesini bu haftaki Poli dergisine ayırdık.

Bir kahve köşesine geçip oturduk.

Yanımızda Ramazan, namı diğer Rambo.

Otuz yıl önce adaya gelmiş,

Kendisi, hanımı ve kızı vatandaş.

Oğluna vatandaşlık verilmiyor.

Onca yıl geçmiş üstünden.

Niye? diye sorduk.

Engelliymiş.

Delikanlı adaya geldiğinde bir buçuk yaşındaydı…

Ne denebilir Rambo!

Lanet olsun!

Alması gereken almıyor,

Almaması gereken alıyor.

KKTC’ye uyar!

Sokakları adımlıyordum ama aklımda bir başka hikaye.

Sibel Siber’in bir yazısından öğrenmiştim.

Gerçek bir hikaye.

Şöyle:

1933 yıllında Türkiye Cumhuriyeti onuncu yılını kutlayacak.

Buradan da bir heyet gider.

Heyetimiz oldukça heyecanlıdır.

Tören alanında yerlerini alırlar.

Yukarıda Tabak Hilmi Sokağından bahsetmiştik.

Heyette O Tabak Hilmi Efendi de var.

Tören sırasında ummadıkları bir olayla karşılaşırlar.

Polis yakalarına yapışıp hepsini de tutuklar.

Büyük ihtimal İngiliz casusu olarak.

Çünkü durum şu şekilde zabıtlara geçilmiştir:

İngiliz pasaportlu, Türkçe konuşan bir takım kişiler, uzaktan Atatürk ve İnönü’nün resmini çekmişlerdir.”

Durum buydu.

İngiliz casusu…

Sonra bu zihniyet,

Burada yeraltı örgütünü idare etti.

Onu bunu İngiliz casusu ilan etti.

Adanın insanları, siyasi nedenlerle birbirilerini vurmayı bilmezlerdi.

Böyle olması için aşırı milliyetçi hislerle doldurulmaları gerekirdi.

Doldurulanlar oldu.

Bu çerçevede tetikçiler de türemişti.

Memleketin içinden…

Tabak Hilmi İngiliz casusu olmuştu!

Halbuki onlar buradaki milliyetperver insanlardı.

Ama İngiliz pasaportu tutup,

Türkçe konuşuyorlardı.

İlerleyen zamanlarda bir sokağa adı verilmişti.

Tabak Hilmi Sokağı…

Zaman ilerleyecek,

EOKA dönemi başlayacak,

Namlular Türk Rum birbirine çevrilecek,

Bununla da yetinilmeyecek,

Rumlar Rumları,

Türkler de Türkleri öldürmenin acımasız zalimliği içine sürükleneceklerdi…

Bir gün o Tabak Hilmi Sokakta,

O aşırı milliyetçi zihniyetle doldurulan ve acımasızlığı vatanseverlik sayan biri tarafından bir cinayet işlenecekti.

Ölen de Kıbrıslı Türk’tü, cinayeti işleyen de.

Cinayeti işleyenin sırtı ise gelen bir Türk tarafından sıvazlanacaktı…

Bu zihniyet Tabak Hilmi’yi de casus görmüştü,

Tabak Hilmi Sokağında öldürülen kişiyi de.

İkisinin birbirinden uzak olan anıları,

Tabak Hilmi sokakta buluşacaktı…

Aynı zihniyet Tabak Hilmi konusunda da yanılmıştı,

Öldürülen kişi hakkında da…

Ölen şehitlikte yatmakta,

Öldüreni kimse anmamakta…