Yurt dışında yaşayan bir okurum, ülkemizde her yıl onlarca cana mal olan trafik kazalarıyla ilgili olarak üşenmemiş ve kendince bir araştırma yapmış. Sadece eleştirmeyip, yine kendince çözüm önerilerini de koymuş. Keşke bu konuda sorumlu olanlar da, okurum kadar duyarlı olabilseler. O zaman trafik konusunda önemli adımlar atabiliriz…
Bakın ne diyor İnce Narin Yakar isimli okurum;
“Bir bilgisayar, kullananı kadar akıllı derdi, ilk bilgisayar hocam…
Dünyanın en mükemmel yolunu da yapsanız, o yol, kullananın bilgisi, dikkati ve gözlemleri kadar güvenli olur. Şayet yolları kullanacak olan insanlara yolların nasıl kullanılacağı öğretilmeyecekse ‘Allahtan, inşallah’ dilemek boşuna. Kazaların %90’dan fazlası insan hatalarından dolayıdır…
BM tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Ortadoğu bölgesinin eğitimsizliğinden dolayı 2020 yılı için kaza artışları %144 olarak öngörülmüş. Bizdeki trafik keşmekeşini göz önüne alırsak, sanırım rekor kırabiliriz 2020 yılı için…
Buna ilaveten, aynı araştırmada gelişmiş ve sürücü eğitimine destek veren ülkelerde, aynı yıl için kazaların % 27 azalacağı belirtiliyordu…
Bu konuda bize en yakın ve uygun olacan “korunmalı / dikkatli sürücü kursu” sanırım İngiltere’de veriliyor. Kopyala/yapıştır yapabiliriz.
Yahut İngiliz sitemi alınıp, kıstasları Kuzey Kıbrıs şartlarına göre kurgulanabilir. Onlar da soldan sürer, biz de sürmeye çalışırız…
Öneriler:
İvedilikle güvenli/dikkatli sürücü kurslarının geliştirilip yaygınlaştırılması. Devlet yapamıyorsa, SİVİL İNSIYATİF ÖNDERLİĞİNDE bir konsey oluşturulup hemen başlanmalı…
Ciddi boyutta trafik suçları işleyenlerin, cezalarına ek olarak bu kurslara katılımı mecbur edilmeli…
Peki diğer ülkelerde nasıl oluyor bu işler..?
ABD’deki çözüm, Koruyucu Sürücü Kursu / Puan Düşürme Programı (Defensive Driver Course /Point Reduction Program) diye geçer. Bu kursa her 3 yılda bir sigortadan indirim alabilmek, yahut her 18 ayda bir şayet puanınız düşükse, kaybettiğiniz puanları geri alabilmek için katılır ve trafik konusundaki bilgilerinizi tazelersiniz. Kurs 6 saattir. Kurs ücretleri 25 ile 50 dolar arasındadır.
Benzer bir uygulama Kanada’da da bulunmakta. Sigorta indirimleri eyaletten eyalete 3-5 yıl arasındadır ve yine ehliyette puan indirimi sunulmaktadır katılımcılara…
Avustralya’da AAMI sigorta şirketi, 25 yaş altı sürücülere, “AAMI Skilled Drivers Course”a katıldıkları taktirde 25 yaşına kadar sigortada %10 indirim sunar…
Benzer bir kursa şayet İngiltere’de giderseniz, bazı sigorta şirketleri size indirim sağlar. Tabii, eğer trafikte hafif suç işlediyseniz…
Ya cezayı ödersiniz, ya da bu tür korunmalı sürücü kursuna gider ve kuralları tekrardan gözden geçirirsiniz…
Peki bizde bu işi, nasıl teşvik edip hızlandırmak lazım?
1-Bu tür kurslara katılanlara araç sigortasında da indirim sağlanmalı. Mesela belli bir süre için, % 5-10 indirim vs. Başlangıçta ya tüm sigorta şirketleri ile anlaşıp yapılır, ya da ilk etapta gönüllü sigorta şirketleri ile başlanabilir.
2-Üniversiteler ile konuşulup, araç kullanan üniversite ögrencilerinin bu tür kurslara katılımı teşvik edilebilir. Hatta, bu kurslara katılan öğrencilere her yıl okul harçlarında belli bir indirim yapılabilir. (Her yıl birkaç öğrenci bu kazlarda hayatını yitiriyor)
3-Turkcell / Telsim / Hava Yolları bu kursu tamamlayanların faturalarında belli bir indirim uygulayabilir.
4-Çeşitli Dernekler bu kurslara sponsor bulup sürücüleri eğitebilirler… (Ben ilk dersi, buradaki bir Kilisenin sponsorluğunda almıştım.)
Korunmalı sürücü kurslarına devlet teşviki ise;
1-Kursa katılım karşılığında örneğin her 18 ayda bir sürcüye 30-40 puan iadesi yapılabilir.
2- Kursa katılım karşılığı sürücüye, seyrüsefer ücretlerinde, ehliyet yenileme sırasında, teşvik amaçlı belli bir indirim yapılabilir.
3-Alkollü yakalananlar, kazada suçlu bulunanlar, hız sınırını aşanlar veya tehlikeli sürüş yapanların, yapılacak yasal düzenlemelerle “KORUNMALI SÜRÜCÜ KURSLARINA” katılımları mecbur kılınabilir…
(İnce Narin Yakar)
YERİN KULAĞI VAR
BOŞUNA GEÇEN 2 YIL:
UBP’nin zihniyetinin DP-UG’kinden farklı olduğunu vurgulayan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, DP-UG ile hükümet kurulması halinde başarısızlığın kaçınılmaz olacağını savundu. CTP-DP koalisyonu da kurulurken de aynı şeyleri söylemişti Sayın Talat. Buna göre, iki yılı boşuna mı harcamış olduk biz şimdi…
TATAR BİLDİĞİNİZ GİBİ:
UBP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıklaması ve ardından kabinede kendine yer bulamaması Ersin Tatar’ı adeta parti içi muhalefetin sözcüsü haline getirdi. Her fırsatta mevcut hükümeti eleştiren Tatar, bu kez de oklarını Genel Başkan Özgürgün’e yöneltip, “zihniyet değişikliği sözü” üzerinden eleştirdi. Evet, doğrudur, 40 yıldır ülkeyi yönettiğini sanan, vurgun ve talan üzerine kurulu “UBP zihniyeti” değişmelidir. Bunun nesi Ersin beyi rahatsız etti anlamadım… Yoksa kendini o zihniyetin temsilcisi olarak mı görüyor?
BİZ ZATEN UTANIYORDUK:
Siyasetin yetki karmaşasına kurban edilen Girne limanını ziyaret eden yeni Turizm Bakanı, utanmış. Kendisi yıllardır farkında değil ama, bizler zaten utanıyorduk. Yabancı turistlerin kanalizasyon kokuları içinde lüks restoranlarda yemek yediğini görerek, ellerinde fotoğraf makineleriyle, tarihi mendireğe doğru yürümek isteyip, geri dönenleri görerek… Dev deniz araçlarının sıra sıra dizilip, kapattığı limanda denizi göremeyerek… Atla deve değil. Bakanlığın, Belediye ile birlikte hareket etmesi bu kadar mı zordu? Her şeye para bulunuyor da, limanın restorasyonu, denizin temizlenmesi için para bulunamıyor muydu? Hepsi olabilirdi ama sorun umursuzluktu. Şu anda ortadaki manzara da bir yüz karası. Yarası olan gocunur mu dersiniz..?
BEKLESE OLMAZ MIYDI:
Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst’ün, DAÜ Rektör vekili Osam’ın iki çalışanla ilgili yaptırımına müdahale etmesine bazı sendikalar karşı çıkmış. İyi de, henüz güven oyu almamış bir hükümet ortada dururken, Sayın Rektör vekilinin yangından mal kaçırır gibi bazı tasarruflarda bulunması ne kadar etik oldu sizce? Her ne kadar yetkisi dahilinde de olsa, DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun da onayını alması gerekmez miydi? Zira öğrendiğimize göre, karardan Başkan’ın dahi haberi olmamış. Yok eğer “ben yaparım olur” modundaysaydı, niye Özlem Avcı’yla ilgili kararını geri aldı..?
MEMLEKETİN HER YERİ AYNI:
Boğazdaki bir sitenin sakinleri, Dikmen belediyesini suçlayarak, kanalizasyon kokusundan rahatsızlıklarını dile getirmişler. Bu yaz günü çekilecek ağrı değil ama, keşke bu konuda sadece o bölgedeki vatandaşlar şikayetçi olsaydılar. Memleketin her yanı kanalizasyon kokusundan geçilmiyor. Lefkoşa, Mağusa ve de turizm kenti Girne’de de durum farklı değil. Alın bir misafirinizi de Girne limanında bir yemeğe götürün. Etrafa yayılan kokuyu nasıl izah edeceğinizi şaşırırsınız…
AĞIR VASITALARIN KONTROLLERİ NE ALEMDE:
Dağyolu’nda yine bir kamyonun freni patladı ve büyük şans eseri kimse hayatını kaybetmedi. Aklıma bu araçların muayenelerinin yapılıp, yapılmadığı geliyor. Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Mehmet Avcı bir süre önce, “ağır vasıtaların muayenelerinin gereği gibi yapılmadığı, devletin elinde gerekli araç gerecin bulunmadığı” iddiasında bulunmuştu. Son yıllarda artan inşaatlarla birlikte hem kent içi, hem de şehirlerarası yollar ağır vasıtalarla dolu. Bizler de vatandaşlar olarak karşımıza çıkan bu araçların güvenilir olup olmadığından emin olmak istiyoruz…
ZİRVEDEKİLER
Hür-İş: Sosyal Sigorta emeklilerinin hayat pahalılığı ödemelerinde “yok sayılmasını” bu sayfadan defalarca yazdım ama kimsenin umuru olmadı. Özellikle Maliye Bakanı Zeren Mungan’ın. Hatta, “Sosyal Sigorta emeklileri devlete bağlı değil” gibi, çirkin bir yorum da gördük. Nihayet Hür-İş konuya ilişkin bir çıkış yaptı. Devlet emeklisine 160 ile 260 lira arası öngörülen hayat pahalılığı, Sigorta emeklisine 52 lira olarak layık görülmüştü. Hür-İş bunun adil olmadığını savundu ve değiştirilmemesi halinde, protesto için, Asgari Ücret Saptama Komisyonu toplantılarına katılmayacağını açıkladı…
DİPTEKİLER
Sorun Bizdedir: Özelleştirmeyi, devletin yüklerini azaltacağı, çağdaş yatırımlarla üretimin artmasını sağlayacağı için savunuyoruz. Ancak KKTC özeline baktığımızda, yönetim sistemimizin buna hazır olmadığı da ortada. İşte elektrikte AKSA’nın durumu. Hem Kıb-Tek’in üretim fazlası olduğu iddia ediliyor, hem de özel şirket elektrik üretip takır takır devlete satıyor ama devlet, ihale ettiği işletmenin halkını zehirlemesiyle başa çıkamıyor. Sözde baca takıldı. Dün bir gazetede yine kara dumanların fotoğrafı vardı. Velhasıl ne kendimiz yapabiliyoruz, ne de özeli denetleyebiliyoruz…
































