Geçtiğimiz hafta Güney Kıbrıs’ı saran yangın felaketinden sonra, bizi de aldı bir telaş.
Zaten işimiz bu; yumurta kapıya gelmeden hareket etmeyiz.
Felaket geldikten sonra da, herhangi bir hazırlık olmadığından, şaşırır kalır, felaketi en büyük zararla atlatırız.
Yaşadığımız en büyük yangın, 1995 Beşparmaklar yangınıydı. Lapta’dan Çatalköy’e kadar tüm dağ yandı. Binlerce dönüm… Aklımızda kalan, elimizdeki araç gerecin yetersizliği, koordinasyonsuzluk, acizlikti. Köyden köye göz göre göre atlamıştı yangın. Elimizden hiç bir şey gelmemiş, kendi kendine durmasını beklemiştik…
Aradan 21 yıl geçti. Her yıl yine küçüklü büyüklü bir çok orman alanı yandı. Aynı acizlik, koordinasyonsuzluk, hazırlıksızlık yine bir çok yeşil alanın kaybını getirdi. Gidenlerin yerine ne kadar yenisini diktiysek de, daha fazlasını her yıl kaybetmeye devam ettik.
Sonunda geçtiğimiz yıl Türkiye’nin verdiği yangın helikopteriyle avunduk.
Güney’deki yangın sonrasında, ilk tepki Cumhurbaşkanı Akıncı’dan geldi. Hükümet ortaklarını ve yetkilileri bir koordinasyon toplantısına çağırdı. Olası yangın tehlikesi karışında eksiklerin neler olduğu, süratle nasıl tamamlanacaklarının ele alındığı, derhal uygulanacak somut kararlar üretildiği açıklandı.
Cumhurbaşkanı’nın orada söylediği önemli bir nokta vardı, 2013’de, afetler durumunda toplanacak bir kriz masası için Tüzük çıkarıldığını, ancak bu Tüzüğün ilk kez kendi yaptıkları bu toplantıyla uygulanmaya başladığını söylüyordu.
Arkasından Başbakanlık’tan gelen bir açıklamada, “Tüzük yok, hazırlanacak” denmekteydi. Tüzük var mı, yok mu o konuda bile bir netlik yok.
Araştırdık. Gerçekten de, 2013’de Yeşilırmak yangını sırasında Sibel Siber’in geçici hükümeti görevdeydi. Yine aynı dönemde, Karpaz’da denize sızan petrol olayı vardı. Siber bir kriz masası toplamaya karar verdiğinde, bunun bir yasal alt yapısının olmadığını, ne bir tüzük ne bir yasa bulunmadığını görüyor. Bunun üzerine 4 Eylül 2013 tarihinde, Bakanlar Kurulu kararıyla “Kriz Yönetim Komitesi” oluşturuluyor.
İtfaiye var, polis var, kayamakamlıklar var, sivil savunma var. Ama koordine olamıyorlar. Kim kime haber verecek, kriz komitesini kim çağıracak, koordinasyon nasıl sağlanacak işte bunlar bu Bakanlar Kurulu kararıyla belirleniyor ve Koordinatör olarak da Başbakanlık Müsteşarı belirleniyor.
Siber hükümetinin o kısacık döneminin akılda olumlu izler bırakmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek…
Bu Komite, o günllerden beri iki-üç ayda bir toplanıyor. Krizlere karşı hazırlıkları konuşuyor, eksikleri saptıyor, gereğini yapmaya çalışıyor. Bu karardan sonra, Sivil Savunma da Kaymakamlıklarla daha koordineli çalışmaya başlıyor. Yani bu bakımdan, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın dediği gibi, Komite ilk kez uygulama yapmıyor. Ama Siber hükümetinin görevi kısa sürede bittiği için, ne bir Tüzük ne bir Yasa çıkabiliyor.
Aradan 3 yıl geçiyor. Güney’de çıkan yangın, bu tarafta da telaşa sebep oluyor ve konu gündeme geliyor. Umarız işi sıkı tutarlar. Zira hantallıkla olmuyor bu işler, pratik olmak, özveri göstermek, takipçilik yapmak gerekiyor.
Hani “bir musibet, bin nasihattan iyidir” derler ya o hesap.
Geç olsun da güç olmasın…
CASİNO’CULAR ÖRGÜTLENİYOR:
Bugün Meclis’e Casino İşletmecileri Birliği’nin kurulması ile ilgili Yasa Tasarısı geliyor.
Tasarı, CTP-UBP döneminden kalma.
Amacının, “mesleki ahlak ve birliğin korunmasını, mesleğin yasal mevzuat çerçevesinde en iyi şekilde yapılmasını, örgütlenmeyi ve bu amaçla organizasyon, temsiliyet, denetim ve eğitim faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamak” olduğu belirtiliyor.
Yapacağı faaliyetler arasında da en başta “faaliyetlerin Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Yasası kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek” olduğu görülüyor. Amaç, sektörün kendi kendini denetlemesi. Bunun yanında bu konudaki yatırımların çeşitlendirilmesi ve teşvik edilmesi gibi hususlar da var. Anlaşılan, yeni hükümetin de casinolara desteği tam. Herhangi bir politika değişikliği yok. Ama tabii, ayrıntılar da önemli. Görelim bakalım Meclis konuyu nasıl tartışacak…
YERİN KULAĞI VAR
KENDİMİZE SAYGIMIZ DA MI YOK: Güney’de Kıbrıslı Türklere yönelik saldırılar konusu, artık geçiştirilemeyecek kadar ciddidir. Düşünsenize, Kuzey’de böyle olaylar olmuş olsa, Rum Yönetimi ne müzakere masası dinlerdi, ne başka bir şey, alır eline kanıtları dünyayı gezer, kınama kararları, belki de yaptırımlar çıkartırdı. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı Talat bile maruz kaldı bu saldırılara ama, biz burada hala iyi niyet beklemekteyiz. Herhangi birinin suçlusu ceza görmedi, bir tedbir alınmadı. Devam edip gidiyor. Böyle bir durumda lütfen artık sokağın “çözüm aleyhtarları, faşistler” sloganlarından korkmadan, gereği gibi davranmaya başlayalım, tavır koyalım, tutum sergileyelim. Kaybettiğimiz, kendi saygınlığımız…
SÖYLEM DEĞİŞİKLİĞİ: Başbakan Hüseyin Özgürgün, “Halkımızın arzu ettiği Avrupa Birliği, İslamofobik, ırkçı, Türk ve Türkiye karşıtı söylemlerin egemen olduğu bir Avrupa Birliği değildir” değerlendirmesinde bulunmuş. Bu söylemler sanki bir yerlerden kopyalanmış gibi ama, özellikle UBP-DP hükümetinin açıklamalarında dini ögelerin öne çıkarılma çabaları da gözden kaçmıyor. Hani bir söz var, “ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” diye. Bizim hükümet ne olduğu gibi görünmeyi, ne de göründüğü gibi olmayı birtürlü başaramıyor…
ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL: Cumhurbaşkanı Akıncı’nın görevden aldığı bir “gezici büyükelçiyi” hükümetin ısrarla yeniden atamak istemesini anlamak mümkün değil. Sayın Akıncı’nın söz konusu şahsı niye görevden aldığı belli iken, Bakanlar Kurulu’nun ısrarla, cumhurbaşkanın uhdesinde olan bu atamada ısrar etmesi ve baskı oluşturması kabul edilebilir değildir. Bu ısrar, iki kurum arasında ciddi bir yeni krize neden olabilir ama, bunu gören veya umursayan yok…
BU KAFAYLA: 15 yaşındaki birinin 5 yaşındaki bir kıza tecavüz ettiği haberi, hafta sonu en çok konuşulanlar arasındaydı. Kimse inanmak istemedi ama, ne yazık ki artık bu ülke, bunlarla yaşamak zorunda. Ne memleket eski bildiğimiz memleket, ne de üzerinde yaşayan insanları. Sesimizi yükseltmediğimiz sürece daha çok ilkler yaşamaya hazır olunuz…
MERAK ETMEYİN, AB DAĞILMAZ: İngiltere’nin ayrılmasından sonra utanmasak, “Avrupa Birliği dağılır mı, dağılmaz mı?” üzerine neredeyse bet oynayacağız. Güney Kıbrıs sayesinde ucundan içine girdiğimiz AB, dağılsa ne olur, dağılmasa ne olur? Onca dert ortada dururken, AB’nin geleceğinin tasası bize mi düştü. Merak etmeyin AB dağılmaz, hatta İngiltere geri bile dönebilir ama, dağısa dağılsa Birleşik Krallık dağılır, zaten çatırdamaya başladı bile…
KRİTER OLMALI: Son zamanlarda kiralık araçların yaptığı kazalardaki artış hepimizin malumu. Birçoğu maddi hasarla atlatılırken, bazıları ölümle sonuçlanıyor. Benim merak ettiğim bu arabalar kiralanırken nasıl bir yol izlendiğidir. Örneğin trafiğin ters olduğu, bazı kuralların farklı olduğu uyarıları yapılıyor mu? Yanında ibraz ettiği ehliyet kontrol ediliyor mu? Yoksa her isteyene, sırf para kazanmak için kiralanıyor mu? Bilmiyorum ama, kiralık araçların bu kadar çok kaza yapmaları, birşeylerin eksik yapıldığı algısı yaratıyor…
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”] ZİRVEDEKİLER
Erdinç Gündüz: “Herşeyin arkasında başkalarını aramaktan vazgeçin artık. O devri kapatmanın zamanı geldi de geçti bile. Gençleri aşağılamakla, onlara hakaret etmekle, onları küçük görmekle bir yere varmanız mümkün değil. Bu gerçekle yüzleşin artık. Karşınızda, heyecanlı, ateşli, düşünen, okuyan, öğrenen, neyin ve kimin ne olduğunu bilen, ama daha da önemlisi, ülkesine ve kimliğine sahip çıkmaya çalışan bir gençlik var. Ondan bundan, hatta sizlerden de emir alacak bir gençlik değil. Olmadı beyler olmadı…Ve de unutmayın, ülkenin geleceği bu aşağıladığınız gençlerin elinde.”[/quote]
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]
DİPTEKİLER
Suç Cenneti Olduk: Tecavüz, darp, hırsızlık, uyuşturucu, fuhuş, kumar ve trafik kazaları. Bu suçların hepsinin bir günde yaşandığı tek ülke olarak tarihe geçeceğiz. Memleket, suç diyarına döndü, mahkeme koridorları suçlulara yetmez oldu. Önüne geleni sorgusuz sualsiz ülkeye alırsan, gelenlerin takibini yapmazsan, sonunda olacağı budur. Gazete sayfaları bu tür olaylarla dolu. Sonuç suçlar azalacağına daha da artıyor…
[/quote]
































