Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİR KUŞ GAGASINI KAŞIRKEN…

Bir serçe ince ve narin ayak parmakları ile bir ağacın dalında gagasını kaşırken, çilli bir güvercin bir evin şömine bacasından etrafı gözlüyordu.

Hayvanlar insanların dertlerini, sorunlarını, sevinç ve kederlerini hissedebiliyorlar mı?

Sanki güvercin hissediyordu…

Taşlar, duvarlar, kapılar, pencereler, yollar ve sokaklar konuşur mu hiç?

Ali Ruhi Sokak’ta bakımsız bir şekilde ayakta duran ve cumbası karşıki eve uzanan evin kapıları ile panjurları ve Köroğlu Sokak’ ta hanayı tekmil dağılan ve dibelik çökmesin diye desteğe alınan ev konuşuyordu sanki, yorgun sesleri insanın içine işleyerek…

Havada bir gariplik var rüzgar sert esmekte.

Böyle havalarda ağaçlar konuşur mu?

Öfkesi rüzgara mı, insanlara mı?

Yavrusunu kaybeden bir kedinin hüznü gözlerinden okunur, bir de çaresizlik akan ağlamaklı sesinden.

İnsanlarını tekmil kaybeden bir kentin evleri ve sokakları, ağaçları ve bahçeleri hüzünlenir mi?

İnsanlar o kente baktıklarında ne hissederler?

Sevinç mi hüzün mü?

Hüzün hissediliyorsa onlara bu hissi veren nedir?

Yalnızlık uçsuz bucaksız bir ovanın içinde tek başına yaşayan bir ağaçtan öğrenilebilir.

O ağaçtır yalnızlığı anlatan ki tek başına ayakta ölmek ne zor bir bekleyiş…

Gagasını kaşıyan serçe bir dürtü ile konduğu yerden uçup gittiğinde, kaybolmaz.

Bütün serçeler birbirine benzer.

Gördüğünüz bir başka serçe sanki o uçup giden kuştu.

İnsanlar da birbirine benzeseydi nasıl olurdu dünya?

Doğup büyüdüğünüz ev size bir hissiyat kazandırıyorsa, kapısından, avlusundan, sündürmesindendir.

O kapı, o pencere, o karyola, o koltuk, o radyo, o duvara asılı çerçeveli siyah beyaz fotoğraflar sizsiniz; sizin hayatınız…

Havada bir gariplik var.

Rüzgar sert esmekte.

Bazan böyle olur.

Her gördüğünüz şeye başka anlamlar yükleyebilir; başka hislere kapılabilirsiniz.

Pencerenize yakın duran bir ağaç gibi.

Birdenbire tanıyamaz olursunuz yıllarca baktığınız ağaca.

Sanki saldıracakmış gibi…