Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİR KÖPEĞİN GÖZYAŞLARI

İnsan ya da hayvan. Acı çeken bir can ise, gözlerinden süzülen yaşlardaki hüzün hep aynıdır.
Cumartesi akşamı, arkadaşlarla neşeli geçen bir yemeğin ardından eve döndüm. Sosyal medyada yeni gelişen olaylara bakarken, birden yüreğimi delip geçen bir canın gözlerinden süzülen yaşları görerek ürperdim…
Mağusa’da sahibi olduğu yazılan kişi, bir köpeği arabanın ardına hapsetmiş. Hayvan kimbilir ne kadar süreden beridir aç ve susuz. Havyanseverler, sabahtan beri ağlayan bu köpeği farketmişler. Su ve yiyecek vermeye çalışmışlar. Sahibi izin vermediği gibi, kim gelirse gelsin köpeğin arabadan çıkarılmasına da izin vermeyeceğini söylemiş…

Bir hayvana bu kadar zülüm olur mu? İnsanın hiç mi vicdanı olmaz..?
Hayvanseverler polise haber vermiş. Polis sadece olay yerine gelip aracın plakasını almış. Herhangi bir işlem yapma gereği bile duymamış. Buna şaşırdım. Nedenini bilebilecek olanlara sordum, öğrendim.
Bu ülkede havyanlara yapılan zulüm için polisin işlem yapma yetkisi yok da ondan.
Önceleri var olan bu yetki ortadan kaldırılmış.
İngilizlerin ta, 1910 yılında geçirdikleri ve bugünün koşullarında dahi geçerliliğini koruyan Fasıl 47 Hayvanlara Zulüm Yasası, 2013 yılında Meclis’ten geçirilen 8/2013 sayılı Hayvan Refahı Yasası ile yürürlükten kaldırılmış.
1910 yılında geçirilen yasada, hayvanlara zulüm sayılan eylemler ciddi bir suç kabul edilip hapislik cezası ile cezalandırılırken, “çağdaş” (!) Hayvan Refahı Yasası bunu idari para cezasına çevirmiş.
Yürürlükten kaldırılan yasa, hayvanlara zulüm yapanlarla ilgili işlem yapma yetkisini polise verirken, yeni yasa, bu yetkiyi “İlgili bakanlığa” vermiş.
“İlgili bakanlık” hangisi? Veteriner Dairesi’nin bağlı olduğu bakanlık, yani Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanlığı…
Peki, hayvanlara zulüm durumunda Cumartesi ve Pazar ya da mesai saatleri dışında şikayet edeceğiniz bir yetkili var mı? Hayır…
Cumartesi, Pazar ve mesai saatleri sonrasında hayvanlara zulüm yapmak serbest.
Hoş, şikayetinizi hafta arası yapsanız ne olur ki? Daire’nin veya Bakanlığın bu işlere bakan özel personeli olmadığı gibi, elinde uygulayabileceği zaten fazlaca bir yetki de yok…
Yürürlükten kaldırılan yasada, hapislik cezası dahi öngörülmesinin yanında, polise, zulüm yapılan hayvana el koyma ve ihbarı yapana da ödül dahi öngörülmüştü…
O yasayı yapan İngiliz’di. Hem de bundan yüz yıl önce, bir sömürgesinde hayvanlara gösterdiği korumanın ve saygının binde birini biz göstermiyoruz…

İşimize geldiğinde “çağdaş yasa” (!) diye de böbürlenmeden duramıyoruz.
Şunu da belirtmeden geçemeyiz; ülkede yeni yetişen gençlerin sahip olduğu hayvan haklarına ilişkin duyarlılık yüreğimize su serpiyor. Onlar var olduğu sürece, bu ülkede artık hayvanların gözyaşları daha az akıyor…
Ancak yetkililerdeki bu vurdumduymazlık illallah dedirtiyor.
İnsan yaşamına zerre kadar değer verilmeyen bir ülkede, yetkililerin hayvan yaşamına değer vermesini beklemek elbette boş…
Bu yazıyı yazmaya başladığım anda, sosyal medyaya hayvanlara zulüm ile ilgili yeni bir video düştü.
Dikmen’de vatandaşın biri, arabasının ardına bağladığı gibi köpeği çekerek götürüyordu.
Acıdan köpeğin gözündeki yaşlar yine sel olmuştu.
O köpeğin gözündeki yaşları gören bir yetkili olur mu acep..?

 

 

YERİN KULAĞI VAR
DEĞER MİYDİ:

Bebek skandalının boyutları her geçen gün daha da büyüyor. Kazılan yerlerden yeni ceninler çıkıyor. Kısacası işin boyutu tahmin edilenin çok üzerinde olacağa benziyor. Toplumun çok yakından tanıdığı isimler olayın failleri olarak gözaltında. Düşünüyorum da, karşılığı ne olursa olsun, değer miydi tüm bunlara…  

DOYUMSUZLUK:
Herkes birşeyler yazdı, tepkisini dile getirdi ama Bülent Kanol’un sosyal medyadan paylaştığı yazı olayı net olarak özetledi. Ne diyor Kanol, “Daha fazla kazanacaksınız da ne olacak? Arabanız, eviniz ve tatilleriniz daha lüks mü olacak? Değer mi be doktorluk ünvanını almış insanlar doğmamış ‘çocuk katili’ damgası ile toplumun içinde boy gösteresiniz? Bu doymazlık hem kamuda hem özelde toplumu için için kemirip bitiriyor…”.

ONLARIN DERDİ BAŞKA:
Su konusunda anlaşma sağlandı ama, birileri ısrarla olmadık argümanlarla konuyu saptırmakta kararlı. Karşı çıkmak istedikten sonra bahane çok. Anlaşmanın yok burasında hata var, virgülün yeri yanlış bahaneleriyle, karşıtlıklarını sürdürecekler. Çünkü onların derdi başka. Onların derdi, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Anlatmak için boşuna yırtınıp da nefes tüketmeyin… 

BİR KERE DAHA DÜŞECEKLER:
Kutlay Erk de günlerdir buradan söylediklerimizin bir özetini yapmış, en basit, en anlaşılır şekilde; “Maaşlar gününde ödenmezse eylem yaparız, söylemleri doğru strateji ve zamanlamaya oturtulmazsa bumerang gibi geri kendilerini vuracak. Bunun bir deneyimi 2009 seçimlerinde yaşandı; bulamayan gitti, bulacak olan geldi ama sendikalara verdiği sözlerin tam tersini yaptı. Ve sendikalar kazdığı çukura düştü…”. Aynen öyle. Eğer CTP su konusunda ayak diretmeye devam etseydi, o konuda da olacağı oydu. Sonuçta aklı selimle hareket edildi. Ama aynı tutumu sendikalardan beklemiyorum ben. Onlar için kazdıkları kuyuya düşme bir alışkanlık oldu…

YASA DIŞI 60 MİLYON LİRA:
Kooperatif Merkez Bankası’nda çalışıp, aynı zamanda Sigortalardan emekli olanların durumunun yasal olmadığını Mahkeme ve Başsavcılık’tan sonra, bir de Sayıştay teyid etmiş. Burada artık kimsenin uygulamayı sürdürme lüksü yoktur. Eğer sürerse, buna göz yumanlar da yasa dışı işlem yapmış olacaklar. Yenidüzen’de Meltem Sonay’ın haberine göre, zarar yıllık 8 milyon. Yasa dışı uygulamanın 8 yıllık olduğu hesaba katılırsa, neresinden baksanız 60 milyon liranın üstünde. KKTC bir hukuk devletiyse eğer, haydi devleti yönetenler, daha fazla beklemeyin…

HERKES HADDİNİ BİLECEK:
Kıbrıs İlahiyat Mensupları ve Mezunları Derneği Başkanı Emre Özkan, Polatpaşa Lisesi’nde yaşanan olayla ilgili olarak, söz konusu öğretmenin, 12 yılını Türkiye’de lise müdürlüğüyle geçirmiş 34 yıllık bir öğretmen olduğunu kaydederek, yayımlanmış 9 kitabı bulunan bir şair ve yazar olduğunu belirtmiş. İyi de bu vasıfları onu bu tür söylemlerde bulunmasını haklı kılar mı? Çocukların kafasını hurafelerle doldurmak, ne zamandan beridir eğitim sayılıyor. Kusura bakmayın ama, herkes haddini bilecek…

ZİRVEDEKİLER
Erkut Şahali: 
“Anlaşma metni, yağmur suyunun özele devredilmesiyle ilgili bir hüküm içermez ve yer altı ve yer üstü su kaynaklarıyla ilgili özel işletmeye herhangi bir otorite hakkı tanınmazken bunlar varmış gibi argümanlarla konuyu tartışmak ve tartıştırmak maksatlı yaklaşımlardır…”.

DİPTEKİLER
Köşe Dönmecilik:
Kısa yoldan köşe dönmecilik hayatımızın heryerinde kendini gösteriyor. Meslek ve sınıf farkı olmaksızın, kısa yoldan köşe dönme hastalığı ve bencillik, son yıllarda toplumun her kesimine yayıldı. Aza kanaat etmek yerine, hep daha çok, daha çok isteyen, açgözlü bir topluma dönüştük…