Köşe Yazarları

BİR KEZ DAHA “AMAN DİKKAT!”


Kabul edelim ki eğer koronavirüslü günleri kazasız belasız atlatmayı başarmışsak bunu takdirlerimizi sunmayı borç bilmemiz gerektiğine inandığım   “Koalisyon Hükümetine” borçluyuz.

Bugün de ayni Koalisyon hükümeti 1 Temmuz’da TC’den gelecekler için “Anavatan, yada hamimiz” demeden hatta “bir değil 2 PCR şartı koydu..”

Şimdi şaşmaz mısınız? Ayni hükümet şu “özel jet olayını” bu memlekete neden bir skandal olarak yaşattı?” Nasıl mandepsiye bastı?

…BU hatırlatmaları özellikle yaptım. Çünkü hükümetlerin başarılı olmaları için  pek çok argümanlara ihtiyaçları vardır ama tüm o argümanlar eğer “kararlığın harmonisi” yapılmazsa  çıkan sesler “tu kaka” olurlar!

“Kararlılık” ise “plan programların” uygulanmasıdır.. Fakat  maalesef yıllar yılıdır gelip giden Hükümetlerimiz göreve başlarlarken o “plan ve programları” (yapmak değil) yazıp Mecliste okumak zorunda oldukları bir yasal vazife olarak gördüler! Şöyle ki “gözlerimi kaparım vazifemi yaparım!” Ondan sonra da bekleyin ki gözlerini açsınlar da plan program uygulasınlar! Hele de bizim gibisi “bütçe fukarası” ülkede!..

NE DİYECEKTİM? Okullar 1 Eylül’de açılacak. Her yıl olduğu gibi bu defa da Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, tutun ki Hükümeti yine uyarmak gereğini duydu.. (Geçmişte bazı kelli felli insanlarımız “evet tenkit yapılacak ama yapıcı olacak” derlerdi de ben “tenkidin yapıcısı mı olur” diye takılırdım çünkü bizatihi tenkit eleştirmektir..) Fakat şimdilerde KTÖS’ün Eğitim Bakanlığına yönelik bu “yapıcı tenkidini” bir “ön uyarı” olarak açıklamasındaki yararında görüyorum: Şöyle ki “öğrencilerin sınıflarda nasıl bir düzende oturacaklarına kadar” bircik bircik tüm önerileriyle.. Eğitim Bakanına kalan tek çaba ve görev ise sadece bunları uygulamak.

…YOKSA geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da okullar eksiklikler, yokluklar, aksaklıklar dolayısıyla düzensizlikler sonucu kavgalarla mı tedrisata başlayacaklar?

Yine mi boyasından öğretmen eksiğine.. Tamirinden yetiştirilemeyen kitap kırtasiyeye.. Kalabalık sınıflardan dolayı sıkışıklıklara… Kadar sadece İlgili sendikaları değil, velileri de ayağa kaldıracak anomaliler mi yaşanacak?

İnşallah yaşanmaz diyorum ve işte burada “Yönetimler ve yönetmek” üzerine bir hatırlatma yapmak istiyorum. Çünkü:

BELKİ çok şaşan oldu ama gerçekten de yukarıda vurguladığım gibi Tatar Hükümeti koronavirüs konusunda başarılı bir sınav verdi.

Neden bilir misiniz? “Çünkü alınan tüm önlemler polisin de nezaret ve denetimlerinde “yasaklara” dayanıyordu.. Yasak koymak kolaydır! Yasaklarla memleket idare etmek de çok kolaydır. İnsanları evlerine kapatır, polisi asayişi sağlaması için harekete geçirir, kısaca “olağanüstü hal” kapsamında tek bir insan başının bile diklenemeyeceği ortamlar yaratırsınız ki ne dediydi vakti zamanında bir nazır? Şu okullar da olmasa Maarifi ne güzel idare edecektim!. Ki Devletin üzerine de yasakları serdiniz mi bal kaymaktır yönetmek!

…Galiba doksan günü bulduk. Doğrusu ya öylesi yasaklarla örülmüş “olağanüstülü” fakat sağ selim günler geçirdik. Teşekkürler! Ama bundan sonrasını öncesi gibi yasaklarla sürdürmek mümkün değildir.

…DİYECEĞİMİZ şu: Okullar da açılıyor, uçak seferleri de başlıyor, sınır kapılarından geçişler de gerçekleşiyor.. Kısaca “üstü” çizilip atılmış “olağanlığa” dönüyoruz.. Bir kez daha “aman virüse dikkat” diyorum…

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı