İngilizler adaya geldiklerinde Kıbrıs’ta “Müslim” ve “gayrı Müslim” diye bir ahali vardı.
Kıbrıslı Rumlar da Kıbrıslı Türkler de dini kimliklerinden memnundular…
…
Türkiye’de cumhuriyet kurulunca, “Türk” kimliği de öne çıkmıştı.
Artık Osmanlı yoktu, Müslim de yoktu, Türk vardı ve Türk Ulusunun inşasına başlanacaktı…
…
Kıbrıs’ta kafalar karışmıştı.
Kendisini Osmanlı’ya bağlı Müslüman bir toplum bilen Kıbrıslı Türkler, Türkiye’deki devrimlerin izleyicisi olmuşlardı ancak, kimlik konusunda önlerinde Sömürge Yönetimi engel teşkil ediyordu.
İngilizler, Kıbrıslı Türkleri “Türk” kimliğinden uzak tutmaya çalışıyor, onları, adanın “Müslüman” bir toplumu olarak görmeye devam ediyorlardı…
…
Bir zamanların önde gelen isimlerinden olan Necmi Sagıp Bodamyalızade “Filozof” olarak biliniyordu.
Bodamyalızade, uzun yıllar adadaki Müslümanların vekilliğini elinde bulundurmuş ve bundan hareketle her meselede Sömürge İdaresine telgraflar, mektuplar yazmış, toplum adına çeşitli şikayetler dile getirmişti…
…
İlerleyen zaman içinde “Türk” kimliği yerine oturdukça, Bodamyalızade’nin Müslüman Vekilliği de havada kalıyordu.
Sene 1940’lı yıllardı.
İngiliz yönetimine yönelik yaptığı yazışmalarda, Kıbrıs’taki Türkleri hala Müslim topluluk statüsünde gösteriyor olması eleştirilere neden olmaya başlamıştı.
Zaten İngiliz bunu yapıyordu, ama toplum kendi kendine yapmamalıydı.
Bodamyalızade bu eleştirilere, son 3 yüz yıldan beri adada Müslüman bir toplum olduğunu, İngilizler geldiklerinde bütün yazışmalarda aynı kimliği kullandığını, kendisinin de yazışma usulleri gereği böyle davrandığını belirtiyordu…
…
Osmanlılar adada bir sayım yapacaklarında, kadınları ve çocukları saymıyorlardı.
Kıbrıslı Türkleri adada Müslüman toplum olarak gören İngilizler de onlardan geri kalmıyordu.
1943 yılında yapılan belediye seçimlerinde kadınlara oy kullandırılmamıştı mesela…
…
Diyeceğim,
İngiliz yönetiminin Kıbrıslı Türkleri ısrarla Kıbrıslı Türk kimliğinden uzak tutması ve Müslüman bir topluluk olarak görmesi sıradan bir mesele değildi.
Bu meselenin nedenleri Birinci Cihan harbinde Osmanlı’nın Almanların yanında yer almasından tutun da, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşına kadar uzanmaktadır…
…
İngilizler neden Kıbrıslı Türkleri bir ümmet düzeyinde, bir Müslüman topluluk statüsünde tutmak istemiş olsunlardı?
Bu arada ümmet kelimesinin, “bir peygambere inanan ve onun yolunda gidenlerin tümü” anlamında kullanıldığını belirtelim…
…
O dönemlerde sömürgeciliğe karşı hareketlerin dünyada hız kazandığı bilinir.
Kendi ulusal kimliğini kazanacak bir topluluğun, sömürgeciliğe karşı direnme ihtimali olasıydı…
…
İngilizler anlaşılabilir de,
İmamların derdi ne?
Neden dini kimlik?
Neden din, siyasetin enstürmanı haline getiriliyor?
Neden insanlar ümmet statüsüne çekilmek isteniyor?
Ne işe yarar bu?
Hangi din eğilimli devlet dünyada ilerleyebilmiştir?
Emperyalistlerin kullandığı bu enstürmanı kendi kendinize kullanmanın ne anlamı var?
…
Osmanlı merakı olsa olsa sizi İslami bir topluma götürür, başka bir yere taşımaz.
Zaten birçok senaryonun ekseninde bu oyunlar yok mu?
O ordu, kısa bir dönem içinde Fetullahın ordusu olmamış mıydı?
Bir imamdan bir imama ne fark eder ki?
Hedef İslamlık, Müslümanlık, ümmet falan olunca,
Hangi imamın bunu yapacağının ne önemi var?
































