Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir “içtima”dan notlar

Yıl 1943 günlerden Pazar.

Yer Evkaf Dairesi.

Amaç yeni bir cemiyetin kurulmasıdır çünkü İngiliz’in Kıbrıs’a muhtariyet önerdiği günler yaşanmaktadır…

Kimi kaynaklara göre 78, kimilerine göre 76 kişi o gün Evkaf Dairesinin salonunda bir araya gelirler.

Avukatlar, doktorlar, önde gelen iş çevreleri, esnaflar, kulüp ve sanat camiasından temsilciler ve belediye üyeleri oradadır.

Ayrılık gayrılık giderilmeli ve toplum güçlü bir sese kavuşmalıydı.

Çünkü ayrılık gayrılık toplumun mayasında vardı!

Öteden beri Osmanlı ve kuvvacı diye ayrılanlar olduğu gibi,

Vatansever ve İngilizci diye ayrılanlar vardı.

Ayrılık gayrılık hep olmuştu.

Zaten vakıflar meselesi başlı başına ayrılığı körükleyen bir meseleydi.

İşin içinde İngiliz’in de parmağı olunca, toplumun önde gelenleri rahatlıkla birbirlerine düşebiliyorlardı!

Ama zaman zaman buna rağmen güçlü girişimler de olabiliyordu…

Haliyle tartışmalar olur.

Çünkü oluşacak cemiyet Kıbrıs Türklerinin haklarını savunacak bir anayasa yapacaktır.

Yapılır da.

30 madde ile bu haklar sıralanır.

Anayasa kitapçığının basımına da karar verilir ve tanesi 1 Şiline satışa çıkarılır.

1 Şilini veren anayasayı alır…

Denildiğine göre bu kuruluş Kıbrıs Türklerinin kurduğu ikinci büyük siyasi oluşumdu.

Birincisi “Cemaat’ı İslam” adı altında 1913 yılında Evkaf Murahhası Müftü Hacı Hafız Ziyai Efendi tarafından kurulmuştu…

O güne kadar cemaattiler!

Sözünü ettiğimiz toplantıda oluşumun adı üzerinde durulur.

K.T.A.K yani Kıbrıs Türk Azınlıklar Kurumu üzerinde anlaşılır lakin bunun söylenişinde arıza çıkacağı gerekçesi ile KATAK (Kıbrıs Adası Azınlıklar Kurumu) olarak belirlenir araya “A” harfi eklenerek.

Gerçekten de şık olur.

Fakat,

İsim üzerinde tartışmalar başgösterir.

“Azınlık” sözüne itiraz edenler, bunun yerine “Toplum” sözcüğünü önerirler.

Neydi ki azınlık olmak?

Fakat toplantıya gelen seçkin kalabalığın çoğu bunu benimsemez!

Azınlık fikri taraftarıdırlar!

Azınlık iseler azınlıktılar!

Bu kadar gerçekçiydiler.

Ne de olsa nüfuslarını biliyorlardı ve kendi azınlıklarının dışındaki İngiliz yönetimi ile diğer çoğunluk da kendilerini böyle görüyordu…

İşte, nihayetinde,

O Cemaat-ı İslam’dan, azınlık statüsüne yükselmişti ahali!

İtirazlara sempati gösteren olmamıştı!

“Toplum” dedikleri statüye yükselmeleri için epey yıl aradan geçecek,

Ve ancak Kıbrıs Cumhuriyetinde toplum olarak kayda alınacaklardı…

O “içtima”da (toplantı) dediğimiz gibi her kesim vardı.

Avukat ve doktor olduğu gibi, sucu, kahvaltıcı, tabakçı, berber ve tuhafiyeci de vardı.

Azınlık ahali, tekmil temsil ediliyordu…

Gerçekçiydiler.

Azınlık ise azınlıktılar.

Bu cefakar ahali neyse oydu ve kendini biliyordu.

Doktor da gerçeği biliyordu, sucu da, tuhafiyeci de…

Galiba,

Bu sorun günümüzde daha karmaşık!