DEMOKRASİ: Yıllardır herkesin dilinde.
DEMOKRASİ: İşimize geldiğinde sığındığımız, işimize gelmediğinde bir değer yargısı yaptığımız, evrip çevrdiğimiz, bir türlü içselleştiremediğimiz, olmazsa olmazımız.
Sosyal medya denen tek dişi kalmış canavar çıkalı çok şey öğrendik insanlar hakkıda. En çok da yanıbaşımızdakileri. Eşimizi, dostumuzu, köylümüzü, tanıdığımız, tanımadığımız pek çok kişiyi paylaşımlarından, yorumlarından da tanımaya başladık. Özellikle bizim gibi orta yaşını sürenlerin facebooku aktif olarak kullandığı ortada. Son yıllardaki siyasi gelişmeler, Covid-19, kriz, hükümetler, yönetimler sosyal medyada bol bol yazıldı, çizildi, tartışıldı. Demokrasi denilen olgunun insanlar arasında ne kadar içselleştirildiğini, buna ne kadar hazır olduğumuzu da gösterdi bize sosyal medya. Bir nevi aynamız oldu.
Sosyal medya aslında bizim özgür sesimiz. Herkes cumhuriyetini ilan etmiş durumda Bizi bir anda birçok kişiye ulaştırdı, düşüncelerimizi söylediğimiz bir platform haline geldi.
Bu sosyal medya aynasına bakmadan, düşünce özgürlüğünün demokrasinin temel taşı olduğunu bildiğimizi zannederdim. Yani insanımızın bu kadara evrildiğini anlamadan önceki zamanlarımdı. Kendi sosyal medya hesabımdan paylaştığım düşüncelerimden sonra karşılaştığım tavırlarda hissettim önce derinden. Sonra pek çok arkadaşımın, yazarın, çizerin aynı durumla karşılaştığına bizzat tanık oldum. Eğer iktidarı eleştirirseniz ve muhalif bir duruşunuz varsa haddinizi bileceksiniz ya da iktidar tarafından bakmadığınız için farklı görüşte olanlar size haddinizi bildirecek.
Bir , iki , üç derken insanların aslında gücün yanında olduğunu , haklıyı değil, güçlüyü sevdiğini, aynı görüşte değilsen konuşmaman gerektiğini savunmaya başlayan koca bir kalabalık var artık. Kimsenin düşünen ve sorgulayan insana tahammülü yok.
Düşünce özgürlüğü denen şeyin sadece kendilerinin hegomonyasındaki bir hak olduğunu sanan dalkavuklar var. Bunlar Kıbrıslılar. Doğurduklarımız
Anlarımız
Kardeşlerimiz
Sevgililerimiz..
Hak, Hukuk, Demokrasi sanki birer kelime olarak kalmaya başlıyor hayatlarımızda. Elastiki hale getirilerek , haklıyı güçlü kılan…
Özgür seslere tahammülü olmayan koca bir sürü var sosyal medyada
Yani etrafımızda.
Seninle aynı görüşte olmayabilirim ama özgürce söz söyleme hakkını ölümüne savunabilirim der Voltaire.
Kitap okuyan, şiir seven, felsefeye ilgi duyan o Kıbrıslılar o güzel atlara binip gittiler işte. Kime kaldığımızı görmek isterseniz bakın etrafınıza. İktidar delisi, güç bağımlısı, torpil düzeninin savunucusu, kitap okumayan, çıkarcı bir gürüh var etrafımızda. Her an bize haddimizi bildirmeye çalışan ve özgürlüğüğümüzü tehlikeye atacak kadar bilinçsiz olan koca bir kalabalık var.
Buna ne kadar direniriz
Ne kadar kavga ederiz bilmem ama bir giderler, bin gelirler misali her gün büyüyorlar, çoğalıyorlar ve gücü ellerinde tutuyorlar. Ne kadar tehlikeli bir durum olduğunun farkında mıyız?
Hatırlayalım:
Düşünce özgürlüğü
Vikipedia.org, özgür ansiklopedi
Düşünce özgürlüğü, demokrasinin temel ilkesidir. İnsan haklarına ilişkin bütün belgelerde ilk sırada vurgulanmıştır. Kimsenin müdahalesi olmadan her fert istediğini düşünme hakkına sahiptir ve bu hakkın korunması gerektiğine, düşünce özgürlüğünün kimseye duyurulmadan sadece beyinde kalan bir soyut işlem değil, açıklama, ifade, tartışma, yayınlama özgürlüğünü de beraberinde getirdiğine dair açık toplumlarda bir temel uzlaşma ilkesi olmuştur.
Her çeşit bilgi ve fikir, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın, sözle veya yazıyla iletmeyi içererek, her kategoride, fikirde ve sanatta, araştırma ve elde etmede özgürdür.
Hukuk metinleri, devlet biçimlerinin kısıtlamaları, baştaki bu temel ilkeleri kabul ettikten sonra, ancak diye başlayan metinler içermektedir. Ancak, diye başlayan metinlerde, düşünce özgürlüğünün kısıtlanması ve sınırlandırılması, yasaklar, ihlaller, suç ve cezalar yer almaktadır. Bunlar genellikle Batı toplumlarında kaldırılmıştır. Konuşma, örgütlenme ve basın özgürlüğü başlıkları altında Batı’da kısıtlamalar yoktur.
ZAMANA ASILI SATIRLAR:
İfade Özgürlüğü ve Demokrasi
Genellikle kabul edilen bir düşünceye göre, ifade özgürlüğü demokrasinin “olmazsa olmaz” şartıdır. Çünkü, ifade özgürlüğü toplumda kanaat-oluşumunun ve kamusal tartışmanın varlığını mümkün kılar, bu demokratik amaçların gerçekleşmesi bakımından vazgeçilmezdir. Bu bakımdan demokrasi açık uçlu, desantralize bir süreçtir. Fikirlerin serbestçe dile getirilemediği bir toplumda kamusal meseleler hakkında sağlıklı bilgi/fikir edinmek ve neyin kamunun iyiliğine olduğunu hep birlikte tespit etmemize imkan verecek bir tartışma ve müzakere ortamını oluşturmak mümkün değildir.
Bu çerçevede kamusal eleştiri (kamu otoritelerinin alenen eleştirilmesi) demokrasinin temel taşıdır. Demokratik kamusal tartışma ancak özgür eleştiri ve meşru muhalefet sayesinde mümkündür. Eleştiri yoksa meşru sayılan bir muhalefet de yoktur. Bunun tersi de doğrudur. Liberal-demokratik bir toplumda kimin haklı ve neyin doğru olduğuna karar vermenin yegane meşru yolu eleştirme ve sorgulama yoluyla herkesin herkesi denetlemesine dayanan açık uçlu bir kamusal tartışmadır. Eleştiri ise ancak her türlü ifadenin serbest olduğu yerde mümkündür. Eleştirmenin ve özgür konuşmanın olmadığı yerde “ortak iyi”yi bulmak imkansızdır. Esasen, böyle bir ortamda haddizatında “ortak iyi” diye bir meseleden söz etmek anlamsızdır.
Toplumda İfade Özgürlüğü: Özgürlükçü Bir Perspektif,
Mustafa Erdoğan
































