Köşe Yazarları

BİR DEFA DA AKILLICA BAŞARALIM ŞU İŞİ…








Sanki 2009’u yaşıyor gibiyiz…
Hatta biraz daha geriye gidersek, 1996’ya benzer mi acaba..?
1996’da, DP-CTP hükümeti. Türkiye’de ise Erbakan-Çiller koalisyonu… Dört kez kurulup bozulan ortaklığa damgasını vuran, Özker Özgür’ün “CTP hükümet olsa da, iktidar olamadı” sözüydü.
CTP’deki iç karışıklıklar, Hoca’nın tasfiyesi ve hepsinden önemlisi CTP’nin Türkiye tarafından hala yasaklı oluşu…. CTP’nin hiç haberi olmadan, bir gecede bozulan koalisyon ve Eroğlu’na hediye edilen koltuk.  Arkasından gelen ek yardım protokolleri, bugünkü parayla milyonlar…
2009, bir protokol tartışması daha…
Hani o göç yasası denilen yasanın da içinde olduğu protokolu imzalamayı reddeden CTP’nin ülkeyi erken seçime götürmesi ve UBP’nin tek başına iktidarı…
Bugün yine bir protokol öncesindeyiz…
Ancak ne ilginçtir ki, CTP’den aykırı bir ses çıkmamasına rağmen, koalisyonun UBP kanadı bu kez “dayatma olursa, çekiliriz” demekte…
Dün Havadis’te okudunuz. Özgürgün net bir şekilde söylüyor. Ancak bu bir kafa tutma değil belki. Zira Özgürgün, “Dayatma olmayacak, çünkü ciddi şekilde uygulayacağımız bir protokolü imzalayacağız ve ülkenin yararına ne varsa oy kaybetme uğruna yapılacak” diyor. (Bu arada ben en çok “oy kaybetme uğruna” ifadesine bayıldım. Ustalarının öğretisinden yavaş yavaş uzaklaşıyorlar mı ne)…
Peki bütün bu kuşkular nereden çıkıyor? Yine şu su meselesinden. Hani bir türlü anlaşma sağlanamadı ya,  Türkiye’nin cari bütçeye yapacağı yardımı da kestiği konuşuluyor.
Gerçekte siyasiler, iki konu arasında bir bağlatı olduğunu reddetseler de, vatandaşın kuşkusu var…
Evet, vatandaşı psikolojik olarak rahatsız eden bir durum. Kışkırtıcı. Hoş olmayan sonuçlar doğurabilecek bir ortam. Üstüne üstlük, konu para olunca, ortamı kızıştırmaya hazır kıtalar da aportta beklemekteler…
Yine aklı selime ihtiyaç var.
Şimdi, “Yaşa Özgürgün, yürü de korkma” denecek zaman değil…
Ya da su konusunda bir direniş, ayak diretme zamanı hiç değil…
Provokasyona gelmeden…

Eskiler usuletle ve suhuletle derlerdi. Aynen öyle.
Gereksiz çıkışlar yerine, akıllıca yürütülecek bir diplomasi…
Bu ne ilk protokol, ne son olacak. Bir defasında da karşılıklı mutabakatla, ama Eroğlu’nun defalarca yaptığı gibi, ya da İrsen Küçük gibi tavla teslim de olmadan, kendi projelerimizi de ortaya koyarak, sözümüzün arkasında duracağımız konusunda inandırıcı olarak, alnımızın akıyla çıkalım şu işin içinden…
Diklenmeden, dik durarak…
Tarih ders almak için var…




 



YERİN KULAĞI VAR
SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ:
Rum lider Anastasiadis, “Annan Planı temelinde iade edilecek olan bölgelerin hiçbir şekilde değiştirilemeyeceğini, bunu olmazsa olmaz olarak addettiğini” söylemiş. İyi de bu plana %75 “hayır” diyen kendileri değil miydi? Aslında bugün çok pişmanlar ama, iş işten geçti artık. Şimdi, dün “hayır” dediğin plana işine geldiğinde sarılmak neyin nesi…  

NİYETLERİ İYİ DEĞİL:
CTP eski Genel Sekreteri Kutlay Erk, garantilerin çözümü zorlaştırmadığını, Rumların bu konuda gerçekçi davranması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer herhangi bir şey yapmaya niyetiniz yok ise garantörlerin olmasından niye çekineceksiniz” diye sordu. Garantiler konusunda bu kadar ısrarcı olduklarına göre, niyetleri hiç de iyi değil herhalde Sayın Erk. Türk halkının garantiler konusundaki ısrarı da boşuna değil zaten..

MAAŞLAR 25’İNDEN SONRA:
İddia o ki, Aralık maaşları ve 13. maaşların Güney’de harcanmasından korkan işadamlarımız, bunu önlemek için Maliye Bakanı Birikim Özgür’e rica bulunmuşlar ve maaşların 25’inden sonra yani Noel tatilinde ödenmesini talep etmişler. Böylece paralar da Kuzey’de kalırmış. Bu iddia ne kadar doğru, bakan Özgür bu talebe ne yanıt verdi bilemem ama, zaten dövizdeki artış, eskisi gibi paranın Güney’de harcanmasını oldukça etkilemiş görünüyor…

SENİDİKALAR NE DİYECEK:
Yenidüzen yazarlarından Salih Sarpten’e göre son 10 yılda okul ve öğrenci sayısında önemli bir artış olmazken, öğretmen sayısında bunun tam tersi yaşanıyor. Örneğin ilkokullarda ortalama 11 öğrenciye bir öğretmen düşerken bu sayı orta dereceli okullarda 8 öğrenciye bir öğretmen olarak gerçekleşiyor. Öğretmen eksiği yüzünden sürekli eylem yapan sendikalar Sarpten’in bu iddiaları karşısında ne diyecekler acaba…

BUNCA YIL NERELERDEYDİNİZ:
Türkiyeli müteahhitlerin yerli meslektaşlarıyla işbirliği yapmasını olumlu karşıladığımızı yazmıştık. Altından, tahmin ettiğimiz gibi, çözüm sonrası yapılacak işler çıktı. Hepsinin başında da Maraş. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Mithat Yenigün “Uzun süre atıl kalmış yerler var, turizm potansiyeli var” diyor da, bunca yıldır neden gelmediklerini izah etmiyor. Zaten ilk işbirliği görüşmesini Güney’deki muhataplarıyla yapmışlar. Onları da fazla suçlayamıyoruz, Kıbrıs’ın Kuzey’i uluslararası cazibe merkezi olma yolunda olunca, hücum başlayacak tabii…

EKONOMİYE MEMORANDUM:
Rum Maliye Bakanı Haris Yeorgiadis, çözüm sonrası ekonomik koşullara değinmiş ve yapılması şart olan iki önemli hususu sayıyor. Bunlar, hem eyaletlerin, hem federasyonun kamu açığını arttıracak şekilde açık bütçe yapmaması ve bankacılık sisteminin AB kurallarına uygun olarak yeniden yapılanması. Yeorgiadis, yeni kurulacak devletin ekonomisini tehlikeye atmamak adına, bu konularda memorandum programı öngörüyor. Adam haklı. Bizim sistemimize bakarak, tedbir alıyor…

ZİRVEDEKİLER:
Necdet Ergün:
Ekonomist Ergün’ün “Türkiye’nin ön bahçesi olma” söylemini tuttum. Hayali bile güzel…Çözüm halinde bir çok alanda gelişme yaşanacağını belirten Ergün bakın ne diyor; “Bugüne kadar arka bahçe ekonomisi olarak genelde gelen, görece kalitesiz Türk sermayesi, yerini bu kez önbahçe pozisyonu ile yüksek kaliteli sermayeye bırakacak”…

DİPTEKİLER
Hürriyet Gazetesi: Türkiye’nin en çok satanlarından birisi olan Hürriyet gazetesinin maşetinden verdiği bir haberde öyle hata yaptı ki, anlamak mümkün değil. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın adı ‘Haluk Akıncı’ olarak yazılmış. Hatadır diyeceksiniz ama, Maliye Bakanı Birikim Özgür’ün ismi de ‘Birikim Öztürk’ oluverince, iş hata olmaktan çıktı. Hürriyet bunu hep yapıyor. İlk tur Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını da “Eroğlu ve Siber ikinci tura kaldı” diye veren de Hürriyet’ti…





Başa dön tuşu