Bir daha…

16 Ağustos 2018 Perşembe | 10:15
Ahmet Okan

Hep böyledir ve bu devam edip gideceğe benziyor.

Böyle zamanlarda söylemler de hep aynıdır ve ahaliden elini taşın altına sokması istenir!

Yine böyle zamanlarda milliyetçi söylemler sorunların önüne geçer, kitlelerin zihni bu şekilde uyuşturulur.

Bu tür uyuşturucuya yatkın olan kitleler aslında ne yaptıklarının farkında değillerdir çünkü zaten çoktan uyurgezer olmuşlardır!

Şöyle bir 50-60 yıllık döneme bakacak olursak, saygıdeğer Kıbrıs Türk ahalinin eli değil taşın altında, bütün gövdesi ile tepeden tırnağa kayaların altında kalmamış mı?

Alışkındır!

Aslında yapılanlar, söylenenler o kadar komiktir ki, komik olan her şey ciddi gibi algılanmaktadır, çünkü bundan ötesi yaşanmamıştır!

Konuşan, söylediklerinin çok önemli olduğunu sanmakta,

Dinleyenler, işittiklerinin çok ciddi olduğunu!

EOKA dönemi başladığında ve iki toplum birbirinin boğazına sarılmaya hazırlandığında ahalinin eli kolu taşların altında değil miydi?

Lambasuyu, benzin ve ekmek karneye bağlandığında ve evlere tayin dağıtıldığında, ahalinin sadece eli değil bütün uzuvları taşların altında değil miydi?

Herkese 30 lira gayme verildiğinde milletin bir eli yağda bir eli balda mıydı?

Herkes hem öğrenci hem mücahit olduğunda, ahali o mübarek elini taşların altına koymamış mıydı?

74’ten sonra Kıbrıs Liraları 36 liradan Türkleştirildiğinde (!) sevgili ahali elini nereye sokmuştu?

Ya o iskan mağdurlarının eli felç olmadı mı sanırsınız; elini taşın altından çektiği mi oldu?

Sonra başka bir denize yelken açıldı.

“Anavatan” da her bir kriz meydana geldiğinde millet elini şeye, taşın altına sokmamış mıydı?

1995, 2001, 2007 büyük krizlerinde aynı şeyler söylenmedi mi?

Ve şimdi yıl 2018.

Yine aynı şeyler değil mi?

Herkes elini kaç kez taşın altına koyabilir ki?

Durmadan gemiyi batıranların ellerinde yara bere ya da nasır gören var mı?

Osmanlı döneminde bir kiraya karşılık satılan Kıbrıslı Türklerin elleri boş kalmış, nereye sokacağını bilememiş, Osmanlının Kıbrıs’taki faturasını bu adanın küçücük ahalisi ödemişti.

Sonra Lozan Antlaşması oldu.

O antlaşmada da Kıbrıs’a düşen pay Kıbrıslı Türkler tarafından seve seve ödenmedi mi?

Sonra Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

Şöyle ya da böyle,

Rum isterdi ya da istemezdi,

Türk isterdi ya da istemezdi,

Nihayetinde 3 yılda devrilen cumhuriyetin faturasını bu insanlar ellerini, gövdelerini, başlarını kayaların, kum torbalarının, hendeklerin, varillerin ve tel örgülerin altına sokarak ödemedi mi?

Ne diyorsunuz?

Ahali elini taşın altına mı soksun?

Gene mi?

Peki, bir daha soksunlar…