Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir bilen konuştu

Dün Meclis’te yerel seçimlerin 1 Temmuz’da yapılması kararı alındı.

Haziran’da yapılması gerekirken, Temmuz’a alınmasının nedenlerini Başbakan, bütçenin gecikmesi, Yenierenköy belediyesinin sorunlarının çözülmemiş olması şeklinde açıkladı.

Ayrıca, UBP Genel Başkanı’nın da 1 Temmuz’a onay verdiğini hatırlattı.

Bütün bunlara rağmen, görüşmeler sürerken, UBP kanadından “ertelemeye gerek yok, biz ret vereceğiz” konuşmaları yapıldı.

Özellikle de Hasan Taçoy şöyle diyordu; “Elde edilen 20 günlük sürede üçlü kararnameyle atama yapacak, devlet bütçesini kullanacak, ihale ve istihdam yapacak, bunu seçim lehine kullanacaksınız. Biz bu seçim yasakları ve süre ile çok uğraştık. Bunu değişmeyin. Bu düzenleme hatalıdır. Bunun arkasında temizlik yoktur bunun arkası kirlidir. 60 günlük seçim yasağı kuralını bozmayın”…

Bunu dinlediğim anda, “en iyi kendi bilir” dedim.

Hatta Taçoy, 60 günlük süre kararının 93 seçimleri sonrasında alındığını da söyledi.

Hani şu istihdam rezaletinin tavan yaptığı seçimler.

Bakanlıklara listeler gönderilerek son güne kadar adam doldurulan sonra da kaybedilen seçimler.

Sanki 60 günlük seçim yasaklarına UBP her hangi bir seçimde uymuş da yine devamını ister.

Dahası da var…

Şu son erken genel seçim.

UBP’nin baskın seçim yapacağı düşüncesiyle alel acele Meclis’ten geçirttiği tarih.

Bakın şimdi; bunu o zaman da yazdım, yine yazayım; o seçim kararı Meclis’ten 13 Kasım’da geçti.

Seçim 7 Ocak’da yapıldı.

Seçim yasağı sadece 54 gün olarak gerçekleşti.

Hasan Taçoy’un herhangi bir itirazı oldu mu..?

Ya da UBP’den herhangi birinin bir itirazı..?

Hiç olmadı.

Sadece ben buradan yazdım, kimse de sesini çıkartmadı.

Şimdi gerekçeye bakın.

Arkası kirliymiş…

Bunu bu işlerin nasıl yapıldığını en iyi bilen biri söylüyor.

Bu açıkça, “Biz böyle yapardık, sizin de yapacağınızı farzediyoruz” itirafıdır.

Söylemesine gerek yoktu aslında…

Seçime bir iki hafta kala bakanlık koridorlarının nasıl dolduğunu…

Pusulaların nasıl yerlerine ulaştırıldığını…

Başbakanlık müsteşarının evine on tane Pakistanlı seçmen yazıldığını…

Devlet dairelerinin eski tarihli yazılarla, ağzına kadar doldurulduğunu hepimiz biliyorduk…

Ama yanıldığı bir şey var, o zihniyet şu anda iktidarda değil…


YERİN KULAĞI VAR

VAZGEÇİN BU SEVDADAN:

Ortaya bir ittifak lafı atıldı partiler darmadağın oldu. Kim nerede kimin adayı olacak, kim kimin adayına oy verecek, kendileri dahil kimse bilmiyor. Diğerlerini anlarım da, koskoca CTP’nin ittifak diye diye düştüğü duruma bakın. Partinin içi kaynıyor, bu saatten sonra ittifak yapsanız ne olur. Keşke ta baştan 28 belediyede kendi adaylarınızla seçime gitseydiniz, o zaman kaybetseniz bile kimse söyleyecek söz bulamazdı…

HÜKÜMETİ ETKİLEYECEK:

Daha önce de bu konuda yazı yazmış ve uyarmıştım. Temmuz ayında yapılacak belediye seçimlerinde ikitdar partilerinin alacakları oylar, hükümetin geleceğini belirleyecek diye. Kapının dışında hazır bekleyen UBP, şimdiden yeni hükümet senaryolarını yazmaya başladı bile. Sanırım iktidardaki ittifak arayışları da, bunun getirdiği bir mecburiyet gibi görünüyor. Seçimlerde alınacak başarısız bir sonucun, hükümetin geleceğini de etkileyeceğinden kimsenin şüphesi olmasın…

KURULTAYDA İTTİFAK:

Yerel seçimlerde ittifak olur da kurultaylarda olmaz mı? Bu yıl yapılacak UBP kurultayında da bazı adayların ittifak arayışına girdikleri iddia ediliyor. Henüz resmi olarak adaylıklarını açıklamayan iki muhtemel adayın, UBP kurultayında bir ittifaka gidebileceği konuşuluyor. Oylarını bölmek yerine, birleştirme yoluna gitmek isteyen bu ikilinin ittifak yapmaları halinde kazanma şanslarının oldukça yükseleceği konuşuluyor…

UBP’DE ÜYE SEFERBERLİĞİ:

UBP Genel başkanlığı için yeniden ve son kez aday olacağını söyleyen Hüseyin Özgürgün, işi şansa bırakmak istemiyor. Bu nedenle Özgürgün’ün harıl harıl yeni üyeler yazdığı iddia ediliyor. Belli ki, kurultayda bir yol kazasına uğramamak için kendine oy verebilecekleri partiye kaydederek, işini garantiye almak istiyor…

GEÇ OLABİLİR:

Hükümetin dövizin inanılmaz yükşelişi karşısında ne yazık ki eli kolu bağlı. Birtakım kararlar için çalışıyorlar ama, vatandaşın yarasına merhem olacak önlemler alınmasını kimse beklemesin. Hele de döviz borcu olanlar için yapılacak pek birşey de yok. Keşke bu konuya kafa yorulabilse, çünkü geçmişte alınan döviz kredilerinin bugünkü şartlarda ödenmesi imkansız hale geliyor. Yakında bu konuda neredeyse toplumun büyük bir kesimi iflaslar, davalarla karşı karşıya kalabilir. Yıllar önce yaşanılan döviz depremi, inşallah yeniden yaşanmaz diyelim…

 

BİR YOLUNU BULURLAR:

Karaoğlanoğlu’ndaki Kaya Grubuna ait otel önce kaçak çıktığı katlarla gündeme gelmişti hatırlayacaksınız. Hatta otel yetkilileri kendilerine izin için söz verildiğini bile iddia etmişlerdi. Aynı otel, bu kez de izni olmayan casinosuyla yine gündemde. Reklama bile başlamışlar. Nasıl olur demeyin çünkü, bu ilk kez olmuyor. Daha önce başka otellerde de böylesi emsallere şahit olduk. Şimdi söz konusu bu otel de belli ki birlerinden bu konuda söz aldı ki, bunu yapıyor. Söz yoksa bile, bir yolunu bulup bu işi halledecekler göreceksiniz…


ZİRVEDEKİLER

Hür-İş: İşte budur, hem de bir sendika söylüyor. Hür-İş açıklaması bugüne kadar gördüğüm en cesur açıklama; “Ülkede var olan bütün meslek grupları sınıflandırılmalı, mesleki, eğitime dayalı ücret sınıf içerisinde belirlenmelidir”.  AB’de sadece 22 ülkede asgari ücret var. Mesela güneyde asgari ücret yok. Yabancı işçi, ülkesinde aldığının biraz daha fazlasını almayı kabul edip geliyor. Bu küçücük toprak parçasının nüfus yapısını daha fazla bozmaya, yerli istihdamı gözardı etmeye, kültürünü dejenere etmeye kimsenin hakkı yok. Bir yerde durdurmanın yolu da bu…

 

 

DİPTEKİLER

Bir İptal Talebi ve Gerisi: Haber, Kıbrıs gazetesinin dünkü manşetindeydi. Sağlık Bakanlığı’na bağlı iki sivil araç, seçim yasakları döneminde 95 kez sürat ihlali yapmış ve ceza kesilmiş. Bakanlık, Polise yazı yazıp, cezaların iptalini istemiş, reddedilmiş. Rezalete bakar mısınız? E, o hükümetin Başbakanı bizzat kendi cezalarının silinmesini isteyen biri olduğuna göre normal. Yalnız seçim zamanı bu arkadaşlar bu süratle nerelere gidiyorlarmış, orası meçhul… Herhalde Sucuoğlu’nun tüm bunlara verilecek bir yanıtı vardır…