Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİR ADIM GERİ ÇEKİLİN, LÜTFEN!

Eleştirmeyim, güveneyim, yapılanla yetineyim diyorum, olmuyor…

Türkiye’de 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağını ihlal edenlere 3150 lira idari para cezası kesiliyor. Uymuyorsa, dinlemiyorsa, en güzel caydırıcı tedbir bu…

Bakıyorsun, Fasıl 156’yı yani 1955’de yapılan bir yasayı esas alarak, içinde “salgın hastalık hali” belirtilmemiş olmasına rağmen zorlayarak, kısmi sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Yasanın yaptırımına bakın lütfen; “Emirname kurallarına aykırı bir davranışta bulunan herhangi bir kişi bir suç işlemiş olur ve bir yıla kadar hapis cezasına veya yüz Kıbrıs Lirasına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir”. Yüz Kıbrıs Lirası… Bu kadar geri, bu kadar çökmüş bir sistem. Neresinden tutsan elinde kalıyor. Tam 46 sene, boşa geçmiş, cezalar bile güncellenmemiş. Çıkartsa Olağanüstü Durumu, hiç bunlara gerek kalmayacak. Anında cezası da olacak, zorlayıcı tedbirleri de olacak…

İçişleri Bakanı bir gün önceki genelgede açık olarak belirtilmesi gerekirken, yapılmayan düzenlemeleri açıklayan bir metin yayınlıyor. Hani kim çalışacak, kim çalışmayacak. En azından genelgeye “daha önceki genelgede belirtilenler bir hafta daha devam edecek” diye bir cümle ekleseler, canım yanmayacak. Neyse Bakanlık açıklıyor, hemen ardından Başbakanlık Kriz Merkez İletişim Başkanlığı diye bir yerden tekrar ediliyor. Defalarca sorduk kim bu merkez? Kimler var içinde. Oysa herkes kimlerin olduğunu bilse içi rahatlayacak, daha çok güvenecek, yok…

Yine aynı genelgede, okulların durumu yok. Bu defa Eğitim Bakanı çıkıyor, okulların tatillerinin de uzadığını ayrıca söylemek zorunda kalıyor. Bir koordinasyonsuzluk, bir panik…

Şimdi bir de ekonomik önlemler telaşı var. Çok korkuyorum. Aynı panikle, aynı siyasi gözlüklerle, aynı öfkeyle, aynı koordinasyonsuzlukla ne çıkacak?

Başbakan önceki gün “ben artık kavga isterim” derken, ben onun muhalefetle, ya da “nerededir be” diye bağırdığı Cumhurbaşkanıyla iş birliği yapacağına, önerilerine kulak asacağına inanabilir miyim?

Cumhurbaşkanı da ayrı kurullar oluşturuyor. Ne yazık. Demek ki o da gerek duyuyor. Ama isimlerini açıklıyor. Kimler var biliyoruz. Mesela ekonomi konusunda belirlediği liste muhteşem. Peki hükümetin listesi kim? Bilmiyoruz.

Muhalefetin, sendikaların duyduklarından bir şeyler çıkıyor, toplum birbirini paralarcasına tartışıyor. Yine kamplaşma, yine bölünme, yine endişe…

Ey siyasiler, ey yönetenler; bir adım geri çekilin… Türkiye’de 99 depremini hatırlayın. Aklınıza kim geliyor? Dönemin Başbakanı mı, yoksa yardımcısı mı? Hiç biri, Deprem Dede, Ahmet Mete Işıkara, nur içinde yatsın. Halka güven verdi, sakinleştirdi, yatıştırdı, kaosu önledi. Sizi virüs uzmanı ya da ekonomi uzmanı diye seçmedi bu halk. Yönetesiniz diye seçti. Bakın seçimler de ertelendi nedir bu gaileniz?

 

HP DE GÜVENMİYOR…

Endişelerimi doğrulayan dün Halkın Partisi’nin açıklaması oldu. Bizzat kriz yönetiminde olan Halkın Partisi…

Özellikle ekonomik konuda birçok olumlu önerisi var. Aslında tuhaf, bu önerilerin Bakanlar Kurulu’nda görüşülmesi gerekir, halka duyurulması değil. Ama dikkat buyurun, içinde şu ifadeler var:

“İyi bir planlama… Doğru kararlar alıp sistemi yeniden yapılandırmak… İvedilikle önlem paketinin hazırlanması… Ekonomik ve Mali tedbirlerin belirlenmesi, sürekli güncellenmesini ve uygulanmasını yönetecek bir kriz masası kurulması… Radikal adımlar atılmazsa ve kamu maliyesi zarar görmemeli mantalitesi ile devam edilirse, gelecek yıl devletin gelir elde edeceği bir özel sektör ve ekonomik ortam kalmayacak”…

Dikkat ederseniz, bir halka şikayet mektubu. Yapılması gerekenler ve yapılmayanlar. Şimdi söyleyin, günlerdir söylediklerimde haksız mıyım?

 

 

YERİN KULAĞI VAR

GÖZLER HÜKÜMETTE:

Hükümet, hayata geçireceği ekonomik tedbir paketini bugün açıklıyor. Birçok işyerinin kapandığı, binlerce işçinin işsiz kaldığı bu dönemde hükümetin nasıl bir tedbir paketi açıklayacağı merak ediliyor. Hükümetin bugün açıklayacağı paket konusunda ana muhalefet CTP’nin de HP’nin de sendikaların da itirazları olduğunu biliyoruz. İnşallah dağ fare doğurmaz…

 

YİNE ADALETSİZ:

Anlıyoruz ki, birilerinin üstüne gitmekten özenle kaçınılacak. Kredi, kira, okul taksiti ertelemelerinden hiç söz edilmeden maaş kesintisinden işe başlanıyor. Çok kazanandan çok kesintiden söz ediliyor da, toplumun ensesinden trilyonlar kazananlar işçilerini bir haftada kapının önüne koyarken, sadece izleniyor. Oysa ekonomik tedbirlerin her türlüsünü alma yetkileri var. Var ama, niyet yok…

 

ÇARE BİZİZ:

Öyle görülüyor ki bu salgın tehlikesini tam anlamış değiliz. Ne zaman ki, bu işi atlatmanın getirilen yasaklar, kısıtlamalarla değil, halkın kendi iradesiyle yapılacağını anlarsak, işte o zaman bu belayı başımızdan atamak için önemli bir adım attığımıza inanacağım. O nedenle mümkün olduğunca evden çıkmayalım, ne kendimizi, ne de sevdiklerimizi riske atmayalım. Ne hasta olun, ne de hasta edin…

 

YASAĞI TAKAN YOK:

Hükümetin aldığı “kısmi sokağa çıkma yasağı” sanırım yanlış anlaşıldı. Bakın sokaklara her zamankinden daha çok hareket var. İnsanlar toplu halde gezmeye, arabalar vızır vızır dolaşmaya devam ediyor. Belli ki bizim insanımız ricadan anlamıyor. Sokaklar denetlenmeli desem, elindeki polis gücü yetersiz, onlar da hangi birine yetişecek. O zaman tek çare kalıyor o da anladıkları dilden konuşmak…

 

“DAVET ETTİK, GELMİYORLAR”:

Denetimler konusunda polisin yeterli olmadığı çok açık. Olamazdı da. Olağanüstü durum ilanı tam da böyle günler için konulmuş bir yasa maddesiydi. Ne kadar kolluk kuvveti varsa, devreye sokulacaktı. Kimsenin keyfine bırakılmayacaktı. Bakın Sağlık Bakanı’na, “teste davet edilen ama gelmeyen var” diyor. Hiç aramayın neden bu bulaş meydana geldi diye. Zorlamazsanız, getiremezsiniz. On gün sonra zorla götürmek zorunda kaldınız, iş işten geçti…

 

HASTANEDEN ÇIĞLIK

Dr. Necmi Bayraktar, Lefkoşa Devlet Hatanesi’nde hekim. Bakın ne diyor;  “Canımız acıyacak dedik. Canımızı alacak dedik. Dinlemediler… Aylar öncesinden yapılması gereken hazırlık, 12 günde şiddetli baskılara rağmen yapılamadı. El elde baş başayız. Neyimiz varsa onunla savaşacağız artık. Pes etmek yok. Yalan söylemeye gerek yok, Tıp İş net olarak durumu açıkladı, yeterli Test yok, ventilatör yok, yok yok… Başarıyı getirecek akıl bize 12 gün kaybettirdi. Hatalar zinciri içerisinde kaldık bu gemide”… Hala daha “e tamamdır yapılanlar” diyebiliyor musunuz?

 

 

ZİRVEDEKİLER

Mete Özmerter: Mete Özmerter’e özel bir yer ayırmak lazım, onu saygıyla, minnetle selamlamak lazım. İlk yaptığı seferden sonra da düşünmüştüm, en az savaş halinde savaş pilotlarının yaptığı kadar değerli bir görev yapıyor. Hem de gönüllü olarak. Bir banka sahibi, bir iş insanı, maliyetine, tehlikesine bakmadan gidiyor ve Türkiye’den tıbbi malzeme taşıyor uçağıyla. Ölüm uykusuna yatan başkaları utanır mı dersiniz? Asla! Bir çoğu işçileri durdurup, devletten nasıl rant sağlayacağının hesabındalar.

 

 

DİPTEKİLER

Ortalık Provokatör Kaynıyor: Bir yerden hedef gösterilince, yalakası, trolü bilmem nesi saldırıya geçti. Hastaların isimlerinden tutun, gelen öğrencilere ve ailelerine, Cumhurbaşkanına akıl almaz hakaretler. Bu muydu istenen? Kavga mıydı? Galiba öyleydi. Toplum kabak gibi bölündü, bölünmeye devam ediyor. Hem öyle bire ikiye değil, çoklu bölünme bu. Yazık. Böyle bir durumda en son istenecek şeydi bölünme. Kamu düzeni bozulduysa, böyle bozuldu. Onu da başardık…