Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

BİLİM KURULU ÜYELERİ İSTİFA ETMELİ…

Bugün biraz empati yapmaya çalışacağım.

Kendimi Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin ve Bilim Üst Kurulu üyelerinin yerine koymaya çalışacağım.

Becerir miyim? Sadece kendi bakış açımla, ahlak anlayışım kadar yapabilirim. Tam olarak onların olaya nasıl baktığını bilmem mümkün değil. En azından hekim olarak neler hissettiklerini düşüneceğim.

Geçmiş 9 ayı bıraktım. Zaten onun uzunca bir kısmında Bilim Üst Kurulu yoktu. Siyaset o kurumu, yasayla zorunlu olmasına rağmen kurmadı, direndi. Ne zaman halkın baskısı yoğunlaştı, mecbur oldular.

O zaman Sağlık Bakanı tek başınaydı. Ben, bir hekim olarak yapılanları onaylamadığını biliyorum. Kavgalarını da. Ama siyasetin elinde esirdi o da. İnansa da inanmasa da olur olmaz kararların alınmasına, uygulanmasına ses edemedi.

Şimdi Kurul var. Var da ne, en akıl almaz işler bu dönemde gerçekleşiyor.

Hangi birini yazalım… Bilim Kurulu millete “dikkat, cezası var” diye bir sürü uyarı yaparken, bir sürü düzenleyici karar alırken, siyaset bildiğini okumaya devam ediyor.

Şimdi kendinizi Pilli’nin ve o kurulun üyelerinin yerine koyun. Restoranlar, meyhaneler, şunlar bunlar saat 21.00’de kapanacak kararının içine kumarhaneler konmadığında, bilerek ve isteyerek yüzlerce insan oralara dolduğunda Bakan ve üyeler ne düşünmüştür sizce? Aşağılandıklarını, adam yerine konmadıklarını düşünmüşler midir?

Ama sesleri çıkmadı. Göz yumdular. Ya hekim yemini? Ya dürüstlük? Ya halka verilmesi gereken güven duygusu? Hepsi yaralandı. Bulaşın artması riski de cabası.

Sen “10 kişiden fazlası bir yerde bulunamaz, denetleyeceğim” de, kumarhaneleri denetim dışı tut.

Bir de üstüne üstlük, o kumarhaneye yerli halkın girmesi yasak. Sözde, mözde yasak be kardeşim, yasa var. Bunu da göstere göstere ihlal ettirmek, en azından susmak ne demek?

O videolar yayınlandıktan sonra ne yapacaklar bu arkadaşlar? Yapacaklar mı şimdi bir şey? Hiç sanmam, rahatsız olsalar, bu duruma düşmeden önlem alırlardı, ağırlıklarını koyar, bu fotoğrafların ortaya çıkmasını engellerlerdi.

Böyle olacağını herkes biliyordu. Günlerdir yazmayan söylemeyen kalmadı, bile bile inatla yaptılar. Artık esameleri okunmaz. Kendileri düştü bu duruma. Saygınlıkları kalmadı.

Ha eğer gerçekten rahatsızlarsa, gerçekten dertleri kamu sağlığıysa, vicdanları için, onurları için yapacakları tek şey istifa etmektir. Bak, siyasileri ayrı tutarım. Onların fıtratında istifa yoktur. Artık piştiler, madem ki yer yerinden oynamaz, vatandaş onları rahatsız etmez, niye istifa etsinler ki? Birkaç gün yazacağız, söyleyeceğiz, unutacağız nasıl olsa. Karantinasız girişler konusunda da öyle olmadı mı? İçteki rahatlığı bitirdiler, piyasa yerlilerle kendini döndürmeye başlamışken, o fırsatı da yine kumarcılar için yok ettiler, ne oldu, bağırdık çağırdık sustuk. Üstelik bunu yapanı cumhurbaşkanı bile seçtik…

Ben daha çok kendimi o üst kurul üyelerinin yerine koydum. Ben olsam istifa ederdim. Aynen zamanında Sibel Siber’in, Mustafa Arabacıoğlu ve Ahmet Özant’ın yaptıkları gibi. Görevlerinin, mesleklerinin insan sağlığının gereği, bu durumda istifa etmektir. Aldıkları karar ortada, oynanan oyun ortada. Onları çatır çatır çiğnenerek yapıldı bu iş. Ben karar alacağım, siyaset çiğneyecek, ben o kurulda hala niye oturayım ki? Keşke istifa etseler. Belki vatandaşı duymayan kulaklar o zaman biraz akıl koyar, biraz utanır, geri çekilir… Geçen defa mecbur olup Bilim Üst Kurulu kurmuşlardı, belki bu sefer de kurulun kararını çiğnemekten utanırlar.

Yoksa onlarda da mı o cesaret yok? Öyleyse yazık. Tüm bunlara rağmen hala orada oturmaya devam ederlerse, hatta göstermelik yeni kararlara, uygulanmayacağını bile bile imza atarlarsa, yazıklar olsun…

 

 

 YERİN KULAĞI VAR

SON BİR ŞANS:

Cumhurbaşkanı Erdoğan “son bir şans” diyerek masada federasyonun görüşülebileceğini söyledi. Artık ben federasyon görüşmem diyen ve Anastasiadis’i “hayal peşinde koşmakla” suçlayan Ersin Tatar ise, hala Anastasiadis’ten iki devletli çözüm bekliyor. Aslında hayal peşinde koşan kendisi, yarın kuzu kuzu oturup federasyonu görüşürse şaşıracak mıyız? Tabii ki hayır… Hatta federasyonu savunmaya başlarsa, yine şaşırmayın.

 

REZALETİN DİK ALASI:

Günlerdir yılbaşı akşamı bir kumarhanede yaşanan rezaletin görüntülerini izliyoruz. İnanın bu görüntülerle ilgili söyleyecek söz bulamıyorum. Bugün yeni yıl tatili bitti. Bu rezaletle ilgili hükümetten henüz tık yok. Bu görüntülerle ilgili olarak ne yapacaklar göreceğiz. Aslında olmamış gibi davranıp hiçbir şey yapmayacaklarını biliyoruz. Yarın bir bulaş patlaması yaşandığında bunun tek sorumlusu ve suçlusu o koltuklarda oturanlar olacak…

 

ÇARPIKLIĞA BAKAR MISINIZ:

Markete girerken adınızı, telefon numaranızı yazıyorsunuz, olur da biri pozitif çıkarsa, sizi de bulsunlar diye. Ama kumarhaneye girerken böyle bir şart yok, olamaz. Oraya yerlilerin girmesi zaten yasak. Kim gider de adını bırakır ki? Tuz koktu, tuz. Neresinden tutsan elinde kalıyor. Yasalar göstermelik, sanki çiğnenmek için yapılmış. Bir yandan sorumsuz vatandaş, bir yandan siyasiler. Oysa devlet, yasasını vatandaşın keyfine bırakmaz. Yasayı sonuna kadar uygular, vatandaşa rağmen. Bizde tam tersi…

 

LEFKOŞA’DA BİR YURT:

9 Eylül ilkokulundaki bulaş sonrası çocukları Lefkoşa’da bir yurda karantinaya kaldırıyorlar. Verilen yemekler hem çocuklara göre değil hem de besleyici değil. İnternet çalışmıyor, bazılarında televizyon bile yok. Aileler perişan. Bir kısmı 5 yıldızlı otelde, bir kısmı Kerbela’da hücre hapsinde Bir şey istendiğinde de “imkanlar bunlar, bozuk, yaptıramıyoruz” gibi laflar. Çoğu da karantina ücretini cepten ödüyor. Bu mudur? Ailelerin isimlerini ya da yurdun adını verebilirim ama insanlara daha kötü davranılmasın diye veremiyorum. Ne hallere düştük…

 

ARTIK İNANMIYORUM:

Ülkenin her tarafından yeni pozitif vaka haberleri geliyor. Görünen o ki, biz bu salgının önünü almakta zorlanıyoruz. Her gün yeni kararlar alıyoruz ancak, denetimini yapamadıktan sonra hepsi boşuna. Aksine yaptırım uygulamak yerine insanları yasağa özendiriyoruz. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi bugün yeniden toplanıyormuş. Sadece dün 40’a yakın yerel vakaya rastlandı. Bu saatten sonra ne karar alacakları ben pek ilgilendirmiyor. Nasıl olmasa o kararlar da sadece kağıt üstünde kalacak…

 

UBP’Yİ BAŞIMIZA SİZ MUSALLAT ETTİNİZ:

Kudret Özersay hükümetin son yaptığı zamları eleştirmiş. Kardeşim sırf “çatı adayı” olacaksın diye hükümeti bozup UBP’ye mahkum eden sen değil miydin? O zaman aklın neredeydi diye sormazlar mı adama? Hoş, sadece çatı adayı konusunda değil, ortaklığınız döneminde de sizi hep kandırdılar. Yaptıkları tüm yasa dışı işlerin altında senin imzan var, size ve partinize demediklerini bırakmadılar ama, hepsini yediniz yuttunuz. Şimdi zamları eleştireceğinize keşke, “ben ne yaptım” deyip bu halktan özür dileseniz.

FOTO GÜNDEM: ARIKLI’NIN POPÜLİZMİ: Popülist oyunlar oynuyor Erhan Arıklı. Bir de milletle dalga geçiyor “şaka gibisiniz” diye. 5 liralık tüp gaz indirimi bir yanda, altında onun da imzası olan yüzde 12’lik dolaylı vergi zamları bir yanda. Üstelik dünyada gaz fiyatları yüzde 30 düşerken. Şaka olan biz miyiz, siz misiniz acaba? Böyle kahramanları çok gördük biz. Sadece o yeni öğreniyor.

Erhan Arıklı
Erhan Arıklı