Köşe Yazarları

Bilet fiyatlarını düşürme masalı


Evet masal… Bu konuda hiçbir şey duymak istemiyorum. Çünkü şovdan öte bir anlamı yok. Uyutma…

Her gelen Turizm Bakanı, uçak bilet fiyatlarını düşürmekten bahseder.

Hele son 2 dönem bakanlık yapan Fikri Ataoğlu’nun her iki lafından biri buydu.

Ama fiyatlar asla düşmedi, aksine istikrarlı bir şekilde artmaya devam etti.

Vatandaş sosyal medyadan veryansın etti bir yandan…

Ama en önemlisi, özellikle döviz kriziyle birlikte, Türkiye’den gelen turist sayısı yüzde 10 düştü.

Türkiye’deki turizm operatörleri, otel fiyatlarının Türkiye ile karşılaştırıldığında makul olduğunu söylüyorlar. O bakımdan pek bir sorun yok, sorun biletlerde…

Kokpit Aero havacılık sitesinin haberi şöyle; “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde turizmin yüzde 10 oranında düşmesi turizmcileri ayaklandırdı. Bilet fiyatlarının yüksekliğinden şikayet eden turizmciler, gidiş-dönüş en ucuz bilet fiyatının 800 TL’den başlayıp 1500 TL’ye ulaştığına dikkat çekti… ETS Tur Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Suat Özbek, bu yıl KKTC’de otel fiyatları makul seviyede olmasına rağmen, tatil tercihi açısından geçen yıllara göre talebin çok iyi olmadığını söyledi…. İstanbul- Antalya’ya baktığımızda ise 500-600 TL’ye uçak bulma imkânı var. İstanbul’dan Antalya 50 dakika, Ercan Havalimanı ise 1 saat 10 dakika. Aradaki fahiş fiyat farkı Kıbrıs’a talepleri olumsuz etkiliyor”…

Turizm Bakanlığı, Türkiye’deki paydaşlarla birlikte bir Turizm ve İşbirliği toplantısı düzenledi.

Apar topar yapılan bu toplantının sebebinin, bu yüzde 10’luk düşüş olduğu anlaşılıyor.

Bakan Ünal Üstel Türk Hava Yolları Genel Müdürü ve yetkilileri ile bu konuyu görüştü, “Bilet fiyatlarına dahil edilen yaklaşık 260 TL tutarındaki havaalanı vergilerinin iki ülke tarafından kaldırılması, bilet fiyatlarının ucuzlaması için tavan fiyat uygulaması yapılması” önerisi sundu.

İşte işin püf noktası bu.

Aslında bunun görüşüleceği yer THY ya da başka şirketler değil ki…

Bunun görüşüleceği yer KKTC Bakanlar Kurulu.

Bakan diyor ki, “Söz konusu vergilerin kaldırılması ile fiyatlarda bir düşüş yaşanacak”.

Ama bunu THY ile görüşmesinde söylüyor, öneri olarak.

Olmadı…

Onlar değil, indirimi yapacak olan sizsiniz, hükümettir. Çünkü artışın sebebi burası.

Konu bilet fiyatlarına geldi mi, kolay olan şirketleri hedef göstermek. Oysa hiç de öyle değil.

Kısa bir arşiv çalışması yapıp, bir uçak biletine neler dahil olduğunu öğrenince, zaten sonuca varıyorsunuz.

Türkiye’ye uçuş bedeli, bilet fiyatının 5’te biri kadar. Şirkete göre değişiyor. Bunun içinde akaryakıtı var, hizmet bedeli var, uçağın maliyeti var, var oğlu var. Ama yine de 100-150 lira civarında.

Asıl maliyet sonradan geliyor. Bir kere Ercan Hizmet bedeli tam 15 euro….

Sağolsun geçen Bakanlar Kurulu, Ercan işletmecisinin “KDV’lerimi isterim” diye tutturması üzerine, bir de bu verginin üstüne, sözde KDV üzerinden mahsuplaşma yapabilsinler diye yüzde 5 KDV ekledi. Adam bu işten 1 milyon 500 bin Euro civarında ek bir gelir elde etmiş.

Verginin vergisi. Dünyada bir ilk…

Geçen hafta Başaran Düzgün yazdı, kimse de çıkıp, “öyle değil” ya da “şunun için” diye bir açıklama yapmadı.

Yani adamın devletten alacağını, bizler ve tabii turistler ek yüzde 5 olarak ödemeye mahkum edildik. Dayandı mı bıçak turizm sektörünün boğazına…

Değirmenlik Belediyesi’nin aldığı 5 lira, yakın zamanda 10 liraya çıkarılmış. Bıçak bir o kadar daha dayanmış, sonunda kan akmış, işte turist sayısında düşüş…

Dahası var. KTC’ye sefer yapan hava yolu şirketlerinin önceden casinolarla yaptıkları koltuk anlaşmaları da uçak bilet fiyatlarını fahiş noktalara taşıyor. Hava yolu şirketleri, yüzde 40’a yakın uçak koltuğunu daha ucuza casinolara ayırarak yüzde 60’ını da normal yolculara pazarlıyor. Faturasını vatandaş ödüyor.

Durum bu iken, hükümetler buna müdahale etmiyor.

Sonra da uçak şirketlerinden fiyat indirimi istiyoruz.

Önce kendinizden kaynaklanan ana nedenleri ortadan kaldıracaksınız, sonra başkalarına öneri götüreceksiniz.

Eminim muhataplarından da buna benzer yanıtlar almışlardır.

Durum tartışılamayacak kadar açık çünkü… 

YERİN KULAĞI VAR

ANASTASİDİS BİZİ SEVİYOR(!):

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın doğal gaz konusundaki “ortak komite” önerisinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Rum lider Anastasiadis, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin enerji projeleriyle ilgili kararlarına dair gelişmeleri Akıncı’ya bildirerek kendince “iyi niyet” de gösterecekmiş. Zaten Gutrerres’e gönderdiği mektubunda da, doğal gaz konusunda“Kıbrıslı Türklerin haklarının güvence altına alınmasından” söz etmişmiş. Meğerse adam bizi ne kadar çok severmiş de biz bilmiyormuşuz…

ZATEN SORUN ORADA:

Rumca gazeteler Akıncı-Anastasiadis görüşmesine geniş yer vererek, her iki  liderlerin de “iki kesimli iki toplumlu federasyon” üzerinde hemfikir olduklarını, fakat içeriği aynı şekilde yorumlamadıklarını savundu. Bir önemi yok. Mesele, her iki tarafın da “federal çözümü” farklı yorumlamaları. Bizim federal çözümden anladığımızla, Rumların federasyondan anladığı taban taban zıt…

İNANMIYORLAR Kİ:

Başbakan Ersin Tatar, Eylül ayında gerçekleşecek üçlü görüşmenin yeni bir müzakere sürecine dönüşeceğine inanmadığını, kendileri için önemli olanın Türkiye ile var olan garantörlük anlaşması olduğunu söyledi.  Zaten adada federal bir çözüme, başta ortağı HP olmak üzere karşı olduklarını sürekli söylüyorlar. Ama nasıl bir çözüm istediklerinin altını da bir türlü doldurmuyorlar…

ONLAR NASIL BİLİYOR?:

Rum gazeteleri BM Genel Sekreteri Guterrres’in Akıncı ve Anastasiadis’in mektuplarına verdiği yanıtı yayınladılar. İddialarına göre Guterres, Maraş konusunda Rum tarafına, doğal gaz konusunda Türk tarafına destek vermiş. Her zamanki gibi aslını bilmiyoruz. Sadece iyi oynanan bir algı operasyonuna maruz kalıyoruz o kadar…

 TEK MEMURLA GÜMRÜKLEME:

Mağusa limanındaki akaryakıt kaçakçılığı yeniden gündeme gelince, Güç- Sen de açıklama yaptı. Başkanı Derviş Dağman, boşluğu kabul ediyor, “Aynı anda birden fazla işe bakmak zorunda bırakılan arkadaşlarımız iyi niyetinin ve sistemsizliğin suiistimaline uğrayabilirler” diyor. Daha da korkuncu, personel eksikliği nedeniyle, ithalat ihracat ve tüm gümrük operasyonlarının tek kişi yapıldığını söylüyor. Herkesi suçlu ilan edemezsiniz. Ama kendi sendikaları söylüyor ve ortada süregelen bir kaçakçılık var. Diğer yandan memurun iş yoğunluğu da var, istismara da açık. Böyle bir iş nasıl tek kişiyle yapılabilir?

“KAÇAK TURİSTLER”:

Kaçak yakalama operasyonları başarıyla sürüyor da bataklığı bu yöntemle kurutmak mümkün değil. İyi de bu insanlar mutlaka birilerinin yanında çalışıyorlar. İşte işin garip tarafı da burada. Bugüne kadar bu insanları kaçak olarak çalıştıran herhangi bir işyerinin sahibiyle ilgili bir haber okudunuz mu? Bu insanları kaçak olarak çalıştıran işyerlerinin hiç mi suçu yok, suçlu sadece bu kaçaklar mı? 

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Peki ne oldu da ‘bayramlar’ bile kan kaybetti! Üzerinde yığınla laflama yapmak mümkün..Mesela zamanlar değişti.. Patriyakal yada Anaerkil aile yapılanmaları yerine ‘bölünmüş aileler’ çoğaldı..Köy kasaba hayatına dayanan ‘yaşamlar’ kentleşmelerle birlikte değerler erozyonuna uğradı..Dede nine, baba ana, çocuklar torunlar ayni evlerde yaşarlarken sadece başka başka evlere taşınmakla kalmadılar. Köylerden kasabalara, kentlere göç ettiler”…

DİPTEKİLER

Bunun Adı Bölücülük: Dereboyundaki bir caminin imamı, bayram namazı sırasında camide bulunanların “kaçının Kıbrıslı, kaçının Türkiyeli” olduğunu sorgulayarak, “çocuklarımızı 6 yaşına geldiğinde kuran kursuna göndereceğiz, camiye daha sık gelinmesi gerekiyor ki dini bütün olunsunlar” yorumunda bulunmuş. Adam resmen hepimize zındık demiş. Ne günlere kaldık…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı