Geride bıraktığımız haftaya hiç kuşkusuz trafikte yaşanan ve 4 soydaşımızın ölümüyle sonuçlanan kazalar damga vurdu. Güzelyurt-Lefkoşa yolunda, üç öğretim üyesinin öldüğü kazanın hemen ardından bu kez de Mağusa’dan trafiğe verilen bir canın haberi daha geliyordu. Yıllardır çözemediğimiz bu sorun, son yaşananlarla ülke genelinde toplumsal bir tepkiye dönüşüyor, gazete ve sosyal medyada tepkisel yorumlar yapılıyordu…
Devlet kurmayı başarmış ama, TC dışında dünyanın tanımadığı, sosyal, sportif ve ticari konularda yıllardır ambargolar altında kendi kabuğuna çekilmiş bir halk ve bitmek bilmeyen, ekonomik ve siyasi sorunlar. Ne yaparsak yapalım, ne yazık ki, Kıbrıs Türkü’nün makus talihini değiştirmeyi bir türlü başaramadık…
Olmazsa olmuyor. Aksine her geçen gün daha da kötüye gittik. Güneşin en güzel ışıldadığı gülen insanların adasında huzur, güven ve istikrarı bir türlü yakalayamadık…
Hafta sonu gazetelere baktım ve baktığıma da pişman oldum. Sadece bir güne yansıyan haberleri okumak bile, bırakın geleceğe dair umutların yeşermesini, resmen karamsarlığa düşürüyor.
*3 kişinin ölümüne sebebiyet veren Çiğdem Altınfincan, cezaevine gönderildi…
*Eski eser” operasyonunda gözaltına alınan 3 zanlının tahkikatları devam ediyor…
*Sahte Tuzot satmakla suçlanan Hasan Demiri ve Mehmet Kırıtan hakkında 6’şar gün daha tutukluluk kararı alındı…
*Doktor Remzi Gardiyanoğlu’nun kurşunlanması olayındaki muamma hala çözülemedi…
*Mağusa’da kaldıkları evde 850 gr. eroin türü uyuşturucu madde bulunduran iki zanlı için 7 gün daha tutukluluk emri verildi… Onun dışında daha onlarcası yine uyuşturucudan tutuklandı.
*Hacı Ahmet Çolak elektriğinin kesik olmasından dolayı gece mum yakıp televizyonun üstüne koydu ve söndürmeden uykuya daldı ve sabah alevler içerisinde uyandı.
*Dövizde yaşanan anormal artışlar, zaten geçim zorluğu çeken vatandaşı altınlarını bozdurmaya yöneltmiş…
*Uygunsuz şartlarda bekletilen et ve süt ürünleri tüketici sağlığını tehdit ediyor…
*17 yaşındaki genç kanserden öldü…
*Yeşilköy’de 15 yaşındaki Ferhat intihar etti…
*Son 3 ayda 143 kaçak işçi tespit edildi…
Ve Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, “İyi İdare Yasası” ile ilgili üst düzey yöneticileri bilgilendirdi. Kamu görevlilerinin esas görevinin “vatandaşı memnun etme” olduğunu ifade eden Başbakan, “müşteri memnuniyetinin” halen ülkede sağlanamadığını üzülerek gördüğünü dile getirdi…
Elektrik yok, sular kesik. Zehirlenirim korkusuyla aldığımız her şeyden kuşku duyar olduk. Yollar kan gölüne dönmüş. Dövizdeki artışlar ise yaşamın tuzu biberi olmuş. Sivil toplum örgütleri ayakta, sorunlara çare üretilmesini istiyorlar. Tüm bu yaşananlara rağmen, siyasilere bakıyorum, sadece partiler arasında değil, kendi içlerinde bile hala koltuk kavgası veriyorlar. Vay ben sizin koltuk ve makam hırsınıza…
Bu güzel ülkeyi el birliği ile cehenneme çevirip, yaşanmaz hale getirdik. Ama hala çıkıp bizimle dalga geçenin peşine takılabiliyoruz. Bravo vallahi. Siz ne düşünüyorsunuz bilemem ama,umutlu olmak için neden var mı..? Benim artık umudum kalmadı. Bıktım. Umut dağıtanları dinlemekten de, mücadele etmekten de. Galiba bir türlü doğruyu bulmayı beceremeyen, dünyanın en bahtsız insan toplulukları arasındayız.
YERİN KULAĞI VAR
NE BEKLİYORDU Kİ:
DP-UG’nin Mağusa İlçe Kongresi’nde divan başkanlığı yapan Ahmet Kaşif’in kurultaya yönelik yaptığı konuşmaya tepki koyan Bengü Şonya kongreyi terk etmiş. Ne bekliyordu ki. Bunları, partiyi UG kanadına teslim ederken düşünecektiniz. Artık et de, bıçak da onların elinde. Serdar bey ise oturduğu koltukları korumak adına, her şeye göz yumuyor. Ama yarın en büyük darbeyi, bugün birlikte yürüdüklerinden görecek…
UBP KENDİ AYAĞINA KURŞUN SIKIYOR:
Yıllardır İskele Belediye Başkanlığı görevini yürüten ve girdiği tüm seçimleri kazanan Halil Orun’a karşı, kendi partisi içerisinde bir komplo hazırlığı yapıldığı iddia ediliyor. Halil Orun’un adaylığına sıcak bakmayan UBP Genel Sekreteri Sunat Atun’un, haziran ayında yapılacak yerel seçimlerde, İskele’den bir başka adayı çıkarmak için uğraştığı yönünde ciddi iddialar var. Nedenini bilemem ama, Atun’un yaptığı, olsa olsa kendi ayağına kurşun sıkmaktır…
HUKUK DEVLETİ MİYİZ:
Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, yasama, yürütme ve yargının birbirine karıştığını, yasaların uzmanlar tarafından hazırlanmadığını iddia ederek, “Tüm suçu yargıya atmamak lazım, biz gerçek olması gerektiği gibi bir devlet değiliz” diyor. Kastı da gerçek anlamda bir hukuk devleti olmadığımız… Yargının seçilmiş bir temsilcisi bunu söylüyorsa, aksini iddia etmek mümkün mü?
BEYHUDE ZİYARETLER:
Çevre Bakanlarının en sık yaptığı iştir taşocaklarını ziyaret etmek. Giderler, konuşurlar ama dağlar oyulmaya devam edilir. Bakan Bakırcı da göreve geldiğinden beri neredeyse her hafta bir ziyaret yaptı. Bir kez daha tedbirden, rehabilitasyondan söz etti, “cek”ler, “cak”lar… Oysa bunların hiç biri ne vatandaşı, ne de doğayı rahatlatıyor. Somut şeyler görmek istiyor insanlar. Kaç tanesini kapattınız, kaçına ceza kestiniz, hangisinde ağaçlandırma başladı? Bunları söylemeyecekseniz boş verin zahmet edip dağ tepe gezmeyi…
AMAN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE DİKKAT:
Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu Başkanı Kadri Bürüncük, yakında bilişim suçlarına hapislik cezası getirecek olan taslağı Meclis’e getireceklerini söyledi. Tasarıya göre, herhangi bir kullanıcının yayınladığı hukuka aykırı içerik için erişim sağlayan kurum, engellemekle sorumlu olacak. Yani anlayacağınız internet şirketi. Türkiye’de de benzer bir tasarı var ve oldukça ciddi eleştiriler alıyor. Çünkü bu yetki, bir sansür olarak da kullanılabilir. Engellemeye, ancak hakkında yargı kararı olan içerik için izin verilmelidir. Aksi takdirde, kaş yapayım derken göz çıkarırız…
ADI VAR, KENDİ YOK:
Rumlar doğal gaz hayaliyle ortalığı ayağa kaldırıyorlar ya, sanırsınız birkaç senede çıkacak da satacaklar. Oysa, bugünlerde elektrik üretim maliyetlerini düşürmek için dıştan doğal gaz alımı ihalesine gittiklerini açıkladılar. Verilen süre de 2016’dan itibaren 10 yıllık bir süre için. Demek ki, 2026’dan öncesi için umutları yok…
ZİRVEDEKİLER
Raif Denktaş: Bazı insanlar vardır… Dünyadan hoş bir sedayla gelip geçerler… Bazı insanlar vardır, dünyaya gelişleri sadece bir rastlantı değil, dünyaya öyle bir mühür vururlar ki, gidişleri yeni bir doğumdur aslında… İyi ki doğdun canım abim … Bizlere kısacık ömründe sonsuza dek anılacak sözler, yazılar, müzikler ve yüreğinde taşıdığın memleket sevdasını bıraktın asla unutulmayacak… Raif Denktaş… Çocuk gözlü dev…(Ender Denktaş)
DİPTEKİLER
İçişleri Bakanlığı: Bir gazetenin haberine göre polis meğer, çalışma izni süresi dolmak üzere olan kadınlara baskın yapıyormuş. Sebep de onların mahkemeye çıkarılarak yurt dışına çıkışlarının yasaklanması ve böylelikle burada kalıp daha çok çalışmalarına fırsat verilmesiymiş. Bunu da söyleyen İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Hasan Alicik. Kimi kime şikayet edelim acaba?
































