Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Biberonu zorlayan mı var..?

Sonay Adem, çoktandır CTP’nin muhalif ismi. Bıyıklılar kanadından, yani geleneksel yapıdan gelenlerden…

Parti içinde her zaman için en büyük eleştirileri yapanlardandır. Gündeme dair söylemleri de hep, “şok açıklama” başlığı almıştır. Çünkü her seferinde sansasyonel iddialarda bulunur…

2015 kurultayı öncesi, CTP’nin, yeni oluşacak yönetiminin sermayenin sömürücüsü mü, yoksa üretici kesimlerin sözcüsü mü olacağının tartışılacağını söylemekteydi. O kurultayda Mehmet Ali Talat yönetime geldi, CTP Talat döneminde bir de UBP ile koalisyon dönemi geçirdi, hükümetin bakanlarına da parti içinden aynen Adem’in tarif ettiği gibi suçlamalar yapıldı…

Şimdi Sonay Adem yine iddialı bir açıklama yapmış. KKTC siyasetinde sol kulvarda kendine yer açmaya çalışan çevrelerin, Türkiye hükümetleri tarafından gerçekleştirilen “darbe”lere ve KKTC siyasal yapı sorununa nasıl karşı duracaklarını ortaya koymaları gerektiğini savunmuş…

Bu ifadesi, aynen kurultay öncesinde kullandığı cümleye benziyor. CTP içinde birilerinin, partinin programı belli olmasına rağmen, uygulamada zaafiyet gösterdiklerini de ileri sürüyor.

Türkiye’nin para gücüyle KKTC siyasetini tutsak aldığını iddia ediyor ve “Siyasi arenada halka da anlatılarak ciddi bir program oluşturularak ilerleme sağlamamız gerekiyor artık. Kıbrıs Türkü’nü biberonla beslenen çocuk durumundan kurtarmamız gerekmektedir” diyor…

Adem, geçmişte bakanlık yapmış Türkiye ile protokoller imzalamış, yürürlükteki ekonomik protokolu uygulamış bir siyasetçi. Eminim KKTC’nin gerçeklerini en az bizim kadar biliyor…

KKTC’nin hala kırk yıl sonra, mali bakımdan, bıraktım kendi ayakları üstünde durmayı, günden güne daha da bağımlı hale gelmesinin nedenlerini ve bugün yaşanan sonuçlarını da görüyor.

Kıbrıs Türkü biberondan kurtulmak istemiyor mu? Sokakta bu soruyu kime sorarsanız sorun, ister. Hatta diklenir, “bizim, biz yöneteceğiz” de der, hem de yüksek sesle…

Ama her ne halse, gelen de giden de, sağ da, sol da kim hükümet etme gücünü eline geçirirse geçirsin, mevcut düzeni sürdürmenin telaşına düşer. O da nedir; en basit tabiriyle Türkiye versin, ben dağıtayım…

Çünkü o kendini yönetme talebini yüksek sesle dile getirenler, asla ve kat’a fedakarlığa yanaşmazlar. Sonay Adem’in dahil olduğu hükümetlerde dahi, tasarruf, üretimi arttırma, bağımlılıktan kurtulma adına önlemler alma gibi bir çaba olmuş mudur? En fazla, Ferdi Sabit Soyer hükümeti ve bu son hükümet, paket yüzünden iktidardan ayrılmışlardır…

Oysa özellikle bu son hükümetin içindeki bakanların, kendi partilerince suçlanmalarına rağmen, yapmaya çalıştıkları da hiç olmazsa cari giderleri kendimizin sağlaması hedefine ulaşmaktı. Bunun için çabaladılar. Onun dışında, kırk yılın sömürüsüyle yok edilen kaynakları bir anda yerine koymak mümkün değildi ki…

Lafı dağıttık. Esas söylemek istediğim, Kıbrıs Türkü’nün ağzına zorla biberon dayayan yoktur. Sanki öyle bir hava yaratılıyor ki, biz istemesek de bu kaynaklar zorla veriliyor. Kendi kalkınmamızı sağlamamız, bilerek engelleniyor…

Yok böyle bir şey…

Kırk yıl yeyip, içen, dağıtan, birilerini zengin eden, birilerinin defalarca seçilmelerini sağlayan bizden başkası değil ki..?

Benim gördüğüm realite de bu…

CTP yine yol ayrımında, ama bu kez de ülkenin gerçeklerinden uzak, sloganik, katı tutumlara dönerse, işi çok zor…

YERİN KULAĞI VAR

ETKİSİ BÜYÜK OLDU: Türkiye’nin Rum vatandaşlarına uyguladığı vizeyi kaldırma kararı alması sadece Güney Kıbrıs’ta değil, Kuzey’de de şok etkisi yarttı. Aslında Rumlar gerek uluslararası yarışmalarda, gerekse turistik gezilerinde vize adı altında 25 euro ödeyerek Türkiye’ye gidiyorlardı. Bu kararla sadece bu 25 euro’dan kurtulmuş olacaklar. O da, Rumlar bunu kabul ederlerse… Heyecana gerek yok…

YATIRIM BÜTÇESİ YAPMANIN KOŞULU BELLİ: Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Ticaret Odası heyetini kabulünde, sadece maaş ödeme değil, ekonomik çarkların dönmesini de hedeflediklerini söylüyor. Ticaret Odası’nın da söylediği bu, kamunun yatırıma yönelmesini  istiyor onlar da. Ancak bunun yolu belli, kamunun tasarruf yapması. Bunun koşulları da imzaya hazırlanan ekonomik protokolde açıkça gösteriliyor. Bu hükümet o kuralları, popülizmi reddederek uygulayabilecek mi? Sorun odur…

YİNE ŞEKER SİGORTA: CTP döneminde de büyük kavga ve iddialara neden olan Şeker Sigorta’da, şimdi de iki başlılık yaşanıyor. UBP’li Beycanlı’nın henüz resmi bir atama olmadan, şimdiki tartışmalı müdür Eren Adataş’tan, makamı boşaltmasını istemesi ise yasallığı bir yana, siyaseten de etik bir davranış olmadı…

KAÇ KİŞİ BULACAK: Toplumcu Demokrasi Partisi, sivil toplum örgütlerine “birlikte direnme” çağrısı çerçevesinde bir dizi ziyaret başlatmış. İyi güzel de yarın “haydi meydanlara inelim ve direnelim” dese, arkasında kaç kişiyi bulacak, çok merak ediyorum. Baksanıza daha dün maaşlar geç ödendiği için “bulacan ve ödeyecen canım” diyenlerin, yeni hükümetin maaşlarını iki gün erken ödemesinden sonra sesleri çıkmaz oldu. Kıbrıs Türkü’nün, cebinde parası olduğu sürece sesini çıkarmadığını, hala öğrenemediniz mi..?

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN:Kendi iktidarları döneminde birçok konuda konuşmayan, adeta sır küpü olan CTP’liler, bugünlerde adeta bülbül kesildiler. Özellikle de Türkiye’den gelen suyun yönetimi ve mali protokol konusunda yaşananları toplumla paylaşmak yerine o gün susmayı tercih edenlerin, şimdi konuşmaya hiç hakları yok. Dün ne ektilerse, bugün onu biçiyorlar…

2016 SORUNUN SON YILI OLACAKMIŞ: Güney’de seçimler yaklaştıkça, söylemler de netleşiyor. DİSİ’nin eski başkanı, şimdinin Rum lideri Anastasiadis seçime çeyrek kala çözüm vaadeden konuşmalar yapıyor. En son sözü de şu; “2016’nın Kıbrıs sorununun son yılı olacağına inanıyorum”… Geçtiğimiz günlerde, kendisi ve yakın çalışma arkadaşlarının benzer söylemlerine bakarak, “neler oluyor, bizim niye haberimiz yok” demiştik. Gerçekten de öyle. 2016’nın neredeyse yarısını bitirdik, eğer yıl sonu bir anlaşma olacaksa, şimdiden taslağı ortaya çıkmış olmalıydı. Bu bir yana, seçimler öncesi Anastasiadis’in “çözüm, hemen şimdi” vaadi, eğer Rum toplumunun beklentisini yansıtıyorsa, gerçekten de ilginç. Halkının beklentilerinin aksine bir söylemde bulunmuşsa, bu daha da ilginç…

 

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#5d5d5d” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: Erdinç Gündüz: “Su, elektrik, telekomünikasyon v.s. birer ayrıntı. Aynı, Sanayi Holding, Eti, Kıbrıs Türk Havayolları gibi. Birazcık sancılı, gürültülü olur ama en kısa sürede onlar da çözülür. Güllük gülistanlık bir ülkeye dönüşür Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Meyhaneleri, kerhaneleri, kumarhaneleri ile…”.[/quote]

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#5d5d5d” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: Mehmet Harmancı: LTB Başkanı Harmancı’nın, bugün oturduğu o makama sağ ve sol görüşlü birçok seçmenin oylarıyla oturduğunu unutup, “Sigaraya konabilecek bir vergiye eleştiri soldan gelirse bunu anlamam, ama sağdan gelmesini çok iyi anlarım” sözleri pek doğru olmadı sanırım…[/quote]