Köşe Yazarları

Beyhude İşler Komitesi…






Meclis’in bir Dilekçe ve Ombudsman Komitesi var.

Vatandaş kamuda ya da yargıda çare bulamadığı derdini son bir umut Meclis’e yazıyor.



Uzun bir zamandır, bu Komite’nin raporlarını takip ediyorum.

Ne yazık ki, çare bulunan bir soruna rastlamadım.

Zaten en az iki senelik dilekçelere bakıyorlar.

Belki de adamın sorunu o arada çözülmüş oluyor, önemini kaybediyor, yapacak bir şey kalmıyor.

En azından “biz takip edelim” diye de bir şey yok.

Sürekli olarak, ilgili Yasa’nın bilmem kaçıncı maddesi gereği, “bu bizim işimiz değil” yanıtı çıkıyor.

Bakın bir dilekçe, 2014 tarihli…

Otobüs ve minibüslerin güzergahları ve işletme izinleri konusunda, dönemin İzin Kurulu Başkanının uygulamalarından dolayı büyük bir mağduriyet yaşadıklarını ve konuyu yargıya intikal ettirdiğini yazıyor.

Yanıt, “yargıdaki konuları görüşemeyiz”…

Belki yargıda da takılmış, belki durdurulmuş, en azından bir bakın bakalım… Yok.

Sonra bir başkası… Bu da 2015’den…

Yazan, devleti de, nereye ne şikayet yapılacağını da  çok iyi bilen biri…

Maden atıklarının temizlenmesi için bölgeyi kiralayan şirketin hiç bir faaliyet yapmadığından şikayet ediyor, ‘Meclis lütfen ilgilensin’ diyor.

Bu da “ genel mevzuatta düzenleme” gerektirdiğinden, yapılacak bir işlem olmadığına karar veriliyor.

İki yıl önce, İngiltere’den mezun biri burada laboratuvar açmak istemiş, izin verilmemiş, yargıya taşımış, mahkeme kendisinin leyhine karar verdiği halde, Sağlık Bakanlığı bu kararı uygulamıyormuş…

Bu gencin kaybını düşünebilir misiniz… Nereye gitsin artık, kimi kime şikayet etsin, Meclis’e gitmiş…

Ona da yanıt aynı, “yapılabilecek bir işlem olmadığı kararına varılmıştır”…

Ha, bir tanesi var ki, çok ilginç ve güncel…

Dün Havadis’te okudunuz, devlet, kendi yurttaşı olmayanların sabıka kaydını silmeye hazırlanıyor. Hem de ne için, vatandaş yapmak için… Dünyanın neresinde görülmüş, vatandaş olmayan birinin sabıka kaydının silinmesi? Yeni yeni hukuksal içtihatlar oluşturuyoruz…

Bu dilekçe sahibi, eş durumundan vatandaş olacakmış ama, Ağır Ceza’dan mahkumiyeti varmış, vatandaşlığı verilmiyormuş…

Şimdi bu yeni Yasa’yla hak kazanacak.

Ancak Komite’nin verdiği cevap önemli…

“Komitemiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olmayan kişilerin dilekçelerinin değerlendirilemeyeceği cihetle bu aşamada yapılabilecek bir işlem olmadığına karar vermiştir”.

Nasıl ama…. Yasama, bir yabancının dilekçesini kabul etmezken, yürütme sabıkasını bile silmeye hazırlanıyor…

Tam bir garabet…

Diyeceğim o ki, dilekçelere yanıt vermeme Komitesi, bunun gibi binlercesi için bal yapmaz arılar gibi çalışıyor ve bir şey üretmiyor.

Vatandaş da öylece dertleriyle başbaşa kalıyor.

İlginç olan, milletvekillerinden bu konuda bir şikayet gelmiyor…

Hani “bu Yasa’yla biz boşuna uğraşıyoruz, elimizden bir şey gelmiyor, ya bu Yasa’yı değiştirelim, ya da Meclis dilekçe kabul etmekten vazgeçsin” falan diyeni hiç duymadım…

Ne büyük bir zaman ve emek kaybı…

Sırf “Bizim işimiz değil” sonucuna varmak için kimler kimler mesai harcıyor…

Ya o dilekçe sahiplerinin durumu… Onlar da beyhude yere devletlerinden yardım, adalet, anlayış bekliyor…

Genelde sorunların çoğu, idarenin keyfiliğiyle ilgili…

Baktığında, Meclis var, Bakanlıklar var, Daireler var, hukuk var da, kimi kimden…

Dostlar alışverişte görsün…

Küçük bir örnek ama, sistemin ne kadar boş olduğunu göstermesi açısından önemli bence…

YERİN KULAĞI VAR

AMAN KALSIN:

UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz, Cenevre’de düzenlenecek Kıbrıs Konferansına Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin başkanlarının da katılmasını gerktiğini söylemiş. Tutan yok ama, eğer geçen seferki gibi turistik ziyaret için gidecek, hatta zirveyi berhava etmek için elinizden geleni yapacaksanız, aman kalsın, varsın gitmeyin. Eğer “Çözüm olmazsa öldük bittik diye bir şey yok.Yolumuza devam edeceğiz” de diyen Oğuz’ a sormak lazım, bu gittiğimiz yol bizi nereye götürecek acaba..?

 

BİZİ KİMLER YÖNETİYOR:

‘Bağımsız’ milletvekili Menteş Gündüz, Meclis’e verdiği Sabıka Kaydının Silinmesi Yasa Önerisi ile, kendince bunları yeniden topluma kazandırmayı hedefliyor. Ama işin gerçeği, her hafta onlarca sabıkalı, hasta insanı vatandaş yapmakta zorlanan hükümetin yolunu açmak… Memleket suç cennetine dönmüş, vatandaşlıklar golifa gibi dağıtılırken önlem alacaklarına, suçluları affetmek için yasa önerisi veriyorlar. Kimler bu ülkeyi yönetiyor bakar mısınız…

 

TEK İHTİYACIMIZ O:

İçişleri Bakanımız açıkladı, yeni cezaevi yapılacağını. Doğru ya, bu ülkenin son yıllardaki en büyük ihtiyacı cezaevi. Ülkedeki suç oranı, dünya standartlarının üzerinde, mevcut artık sığmıyor. Siz bu kafayla gittiğiniz, her hafta sorgusuz sualsiz onlarca kişiye vatandaşlık dağıttığınız, ülkeyi sorma gir hanına çevirdiğiniz sürece, değil bir, on tane yeni cezaevi yapsanız yetmez…

MAAŞ DA MI İSTERLER:

Orman Dairesi işçileri 3 aydır maaşlarını alamadıklarını ve  mumurların kendileri ile dalga geçtiklerini söylediler. Maaşlarının ne zaman ödeneceğini sorduklarında, bugün, yarın diye oyalandıklarını söyleyen çalışanların yaptığına bakar mısınız. Hem iş bulmuş çalışıyorlar, bir de maaş istiyorlar. Maaşı alıp da ne yapacaklar, varsın bir 3 ay daha bekleseler kıyamet mi kopar. Şaka bir yana, işe almayı bildiğiniz gibi bu insanların emeklerinin karşılığını ödemeyi de bileceksiniz efendiler…

SON ÇARE:

Yıllardır taş ocaklarının ve dinamitle patlatmaların sonucu dağ olmaktan çıkan Beşparmaklar için biz elimiz kolumuz bağlı seyrederken elin adamı Beşparmak dağlarının haline acımış olacak ki, müdahale etme gereği hissetmiş. Rum Çevre Komiseri, Avrupa Parlamentosu’ndan  Beşparmaklar için baskı yapılmasını isteyecek. O dağın halini gören kim olsa, inanın içi sızlar. Bizimkiler, hızla yok olmaya giden dağı ya görmüyorlar, ya da önlem almak işlerine gelmiyor. Zaten niyetleri olsaydı, bu kadar taşocağına izin vermezlerdi…

HİÇ Mİ UTANMIYORUZ: 

1974 öncesi ve sonrasında ülke sanayisinin kalbi durumundaki Haspolat sanayi bölgesi,  çürümeye terk edilen fabrikalar ve yaratılan çevre kirliliği ile SOS veriyor. Sadece Haspolat mı, Lefkoşa sanayi bölgesinin de durumu aynı, yıllardır yapılamayan yolları, su baskınları ve çevre kirliliği aslında toplum olarak değerlerimize nasıl sahip çıkmadığımızın en güzel örneği. Kırıp dökmeye, kirletmeye o kadar alışmışız ki. Bu haberleri okuyan siyasilerimizin hiç mi yüzleri kızarmıyor…

 ZİRVEDEKİLER

Yusuf Avcıoğlu: Girne’de nüfusun 150 binin üzerine çıktığını ve mevcut altyapının bunu kaldıramadığını söyleyen HP Girne İlçe Başkanı Avcıoğlu; “Girne’de yaşayanların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri de trafiktir; özellikle de yolları tıkayan ve hava kirliliğine yol açan tampon tampona trafik büyük bir beladır. Yolu Girne’ye düşen binlerce kişinin her gün yaşadığı bu sıkıntı ne yazık ki gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor.” İyi de kimin umurunda…

DİPTEKİLER

Anastasiadis Yine Saçmalamış: Anastasiadis gitmiş, Amerikalılara durumu anlatıyor. “Türkiye garantiler konusunda düzenin devamını istiyor” demiş… Oradakilerin bu konudaki yorumlarını ya da bu sözün üzerine ne sorduklarını bilmiyoruz, çünkü haber Rum basını kaynaklı… Ama en azından Kıbrıs konusunu dinlemeye geldiklerine göre, olup bitenler hakkında fikir sahibi insanlar. Eminim Anastasiadis’e notlarını vermişlerdir. Yahu kardeşim, Türkiye aynı sistemin devamını istese, “garanti sistemini değiştirelim” diye Konferans düzenlemeye çalışır mı? Üstelik de iki kez… Anastasiadis bunu söylemez tabii, çünkü  o konferanstan kaçan kendisidir…







Başa dön tuşu