Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Beton gürültüleri

Girne Kalesi’ni dört bir çevresinin deniz olduğunu düşlemek…

Yani, bir denizin ortasında ada gibi duran bir kale.
Oldukça masalsı bir görüntü…

Böyleymiş Girne Kalesi.
Sonra sular çekilmiş ve bugünkü halini almış.

1937 yılında yayımlanan Embros Gazetesi’nde yazılar yazan rahmetli Hikmet Afif Mapolar, bir yazısında Girne’yi anlatır.
Doğrusu, hiçbir kitapta rastlamadım onun dediğine.
Girne Kalesinin dört bir çevresi denizmiş.
Sonra sular çekilmiş…

Bilindiği gibi,
Girne Kalesi Lüzinyanlar döneminde yapılır.
Daha sonra Venedikliler bu kaleyi tamir edip sağlamlaştırırlar.

Denizden bakıldığında görkemli bir duruşa sahiptir kale.
Eski fotoğraflarda bu görkem daha belirgindir.
Şimdi, çevresi beton ormanlarla kaplı!..

Hikmet Mapolar üstadımızla ölümüne değin dostluğumuz olmuştu.
Sarayönü’ndeki kitabevine gider, orada sohbet ederdik.

Lefkoşa’nın en belirgin özelliklerinden biri de, dostların bir araya gelip sohbet edeceği mekanların olmasıydı.
Mapolar’ın kitabevi de böyle bir yerdi.
Kaç nesil Mapolar’ın yerinden gelip geçmiştir…

Sözünü ettiğimiz yazıda, Mapolar Girne’nin güzelliklerini anlatır.
Ovalara “zümrüt”  benzetmesi yapar, Girne’yi “Akdeniz’in şiir fısıldayan bir bucağına sığınmış” kent olarak tarif eder.

Beton ormanlık olmazdan önce…

Edebiyatın olduğu kadar memleket meselelerinin tartışıldığı yerdi de Mapolar’ın kitabevi.

Yazısında akşam rüzgarlarına değinen Mapolar şöyle der:
“Akşam sesleri gündüzün birer musikisidirler bu yerde. Aylı akşamlarda çok güzel denizleri vardır Girne’nin…”

Mapolar’ın yazısından anlıyoruz ki, o yıllarda Girne’de “Girne Türk Tiyatro Akademisi” de varmış.
Nice oyunlar sergilenir ve elde edilen gelirler hayır işlerine ayrılırmış.

Girne Kalesi hakkında ise Mapolar’ın kalemi şunları yazar:
“Kahramanlık tarihinin en büyük efsanesini taşıyan bir kalesi bulunmaktadır. Bundan yüzlerce sene evvel Genovalılar tarafından yapılan bu muhteşem kale, adeta bir ada şeklinde, her tarafı denizle kaplı imiş. Birçok senelerden sonra bu su çekilmiş ve yalnız iki tarafı deniz kalmıştır.”

Üstad, bir de şimdi görse!
O zümrüt ovalardan, şiir fısıldayan Girne’den artık eser yok!
O her tarafı çeşitli bahar çiçekleri ile bezenmiş ovalardan beton gürültüleri yükselmekte!