Köşe YazarlarıManşet

Bence tartışmak istememek samimi değil!


Geçici 10. madde kalkmadan rejim tartışması yapmak samimi değildir ama yıllardır 10. maddeyi kaldıramayan bir rejimin içerisinde kalmaya karar vermek ne kadar samimidir mi diye sormam lazım şimdi?

Yazanın iyi niyetinden kuşkum yok ama sorarken bir de tersten düşünmek gerekir diye düşünüyorum.

Bir daha yazayım ki daha açık anlaşılsın.

Ben yıllardır “Big bang” veya Mesih usülü “totalistik” bir beklenti değil de adım adım parçadan bütüne giden, “gıdım gıdım”olsa bile birşeylerin yapılabileceğini savunageldim.

Maraş’ın mesela anlaşmayı beklemeden de bir an evvel sahiplerine iadesinin yapılabileceğini savundum ve hala savunuyorum. Ama tabii Özersay’ın Maraş projesi gibi değil. Şartsız şurtsuz. Doğrudan iadesini savunuyorum!

Maronitlerin, boşalan askeri köylerdeki malların eski sahibi Rumların dönmesini savundum ve savunurum da.

İnsan hakları ihlallerinin üzerine “anlaşma olmadan hiçbirşey olmaz” demeden de gidilebileceğini hem kavramsal, hem de pratikte göstermeye çalıştım.

Dünya kadar dernek ve örgütün kuruculuğunda ve yönetiminde bulundum.

Melankoliye ve kaderciliğe kapılmadan birçok adımın atılabileceğinden eminim. Hatta, Türkiye’yle olan asimetrik ilişkinin düzeltilmesinin elzem olduğu dürtüsüyle oraya olan aşırı bağımlılığın azaltılması için birçok adımın atılabileceğini savunuyorum.

Geçici 10. Maddenin kaldırılması dahil! Hade gelin bir platform kurarak eyleme geçelim. Gerekirse seçimleri boykot edelim. Ama Başkanlık rejimini de tartışalım bu arada. Veya aynı Anayasa değişiklik önerisine koyalım. Başkan adayları ne der bu işe acaba?

Neyse bu adımlar atılırken adadaki askeri sayının ofensiften, defansife indirilebileceğine de inanıyorum. Ve bunun bir an evvel yapılması gerekmektedir. Bunun için de hem burada hem de dışarda tonlarca defa yazı yazdım.

Kıbrıs Türkünün askıda kalma halini, eşiksellik kavramları üzerinden açıklamaya çalıştım, Türkiye’nin tahakkümcü siyaseti yanında adada bu siyasetin yerli üreticileri olduğunu ve bu kesimin bunu sanki direnirmiş gibi yaparken yeniden ürettiğini anlattığım birçok yazım çıktı.

iki arada bir derede, kuzeyin istisnai ve askıdaki halinden dünya kadar “haksızlık” sahibi olmuş ve hibrit ve toz duman içerisindeki bu yapıdan nemalanan büyükçe bir kesim olduğunu iddia ettim.

Bunlar sürer durumun “kara şövalyeleridir.” Adeta mermerleşmiş bu yapıya çizik bile atılmasını engellemek için tüm güçleriyle çalışmaktadırlar.

Başkanlık sistemi bir araçtır ve farklı farklı kesimler tarafından farklı nedenlerden dolayı savunulmaktadır.

“Burhan kuzu” tayfası, “anavatan” Başkanlığa geçti öyleyse biz de geçelim diyerek savunmaktadır.

Bir kısım her yıl ayrı bir hükümetin kurulmasından, devamlı sorumluluk almış bir yürütmenin icraat bile yapamadan kısa sürede baş aşağı edilebilen bu sistemden bıkmasından dolayı bunu istemektedir,

Bazıları KKTC’yi restore etmek için bunu istemektedir.

Ben ve benim gibi düşünen insanlar ise Başkanlığın, adadaki bu melez yapıdan kurtulararak, iki yüzlü bu sistem yerine yürütmeye daha fazla  sorumluluk kazandırabilmesini umarak ve ayrıca bu coğrafyayı ve sistemi, masada görüşülmekte olan ve büyük oranda hemfikir olunmuş Başkanlık sisteminin kuzey bacağını oluşturmak için düşünmektedir.

Mevcut melez yapı devamlı surette bazı kripto statükocuların manipülasyonuna tabi kalmakta ve bu absürt sürer durumun devamlılığı direnirmiş gibi yaparken betonlaştırılmaktadır.

İki başlılık, siyasetçilerin sorumluluk almamasını getirmektedir. Bir yüzü dışa bakan, bir yüzü ise içe bakan bir rejim var önümüzde.

Başkanlık tabii ki sonuçta insanlar tarafından yürütülecek bir araçtır, onu kimin ve nasıl kullanacağı önemlidir. Başarılı da olabilir olamayadabilir.

Bu yüzden anlattığım bazı artılardan dolayı bu sistemi ihtiyatlı bir iyimserlikle desteklemekteyim ama kesinlikle her derde deva bir ilaçmış gibi de görmüyorum.

Bir de “Şimdi yapamıyoruz da değişince mi yapacağız” diyerek statükoya sımsıkı sarılanları da samimi bulmuyor…

Başkanlık bir araç olarak mevcut karmaşanın kalkmasına “BELKİ” yardımcı olur. Ama her halükarda kötü niyetli kişilerin manipülasyonu altında inim inim inleyen ve siyasetçileri “maskara” eden mevcut ne idüğü belirsiz, iki başlı yapıdan daha iyi olacağı ve bizi müzakere ettiğimiz Başkanlık rejimine bir nebze hazırlayacak olması bağlamında bence olumludur.

Tabii tek başına yetmez ama bir adım olarak tartışılmasını destekliyorum…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı