Ali Atamer: Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
D.Ö: Durmuş Mehmet Basto geçerdi ismim eskiden. Baf kasabasına bağlı Aynikola (Esentepe) köyündenim.1935 doğumluyum. 75 yaşındayım.
N.Ö: 1932 Aynikola doğumluyum.

Ali Atamer: Durmuş dayıcığım gerek okul gerekse yaptığın işlerden dolayı çok yer gezdiğini söyledin…
D.Ö: Benim bütün hayatım ilkokulu bitirene gadar köyde geçti. Fakirlik vardı ve sabahtan okula gitmek için ablamın 10 tane keçisini otlatmaya götürmem lazımdı. Öğlen hayvanların yerlerini süpürmem gerekirdi. Akşam üstüde okul çıkışı ablamı alırdım hayvanlarınan gelirdik eve. Hiç dinlenmezdim. Köyümüz güzeldi. Elma, üzüm, formoza, kiraz, ceviz ve armut çok meşhurdu. Adada böyle meyve yeyemezdin. Daha sonraları 19 yaşlarındayken köydeki hayatı istemedim. Dülger olmak istedim. Ama babam beni yapıcı ustası yanına verdi. İbrahim sivri diye bir usta vardı 17 yaşına gadar onun yanındaydım. Ondan sonra Pergama Ziraat Okulu’na gittim. 2 sene okudum orda. Haziran 1953’de Girne’ye gittim. Orda çalıştım. Fuat Bey diye birinin misafirlerini denize götürürdüm. Hiç durmazdım. Templos’da Fuat Beyin bahçaları vardı. Orda Şefika teyze adında bir ablamız vardı ve üçüncü annem oldu benim… Girne her zaman için güzeldi. İngilizlerin fingirdediği yerdi.
N.Ö: Sevgili bulurdu. Girne’de olacak da cira arkadaşları olmasın olmazdı. Çoğudu sevgilileri.
D.Ö: Bekarkan oldu. Gendine da söyledim. Bahçacı olduğum için Girne’den ve Templos’dan gız istedim ama vermediler. Bana çok gız tavsiye ederlerdi ayrıca ben da isterdim ama kısmetim Nevruz’du.
Ali Atamer: Teyzeciğimizin anlattıklarından Durmuş dayımızın biraz çapkın olduğunu anlıyoruz.
D.Ö: Bir bayram bisikletinan giderim köyde. Gavenin önünde baktım birisi yukarı doğru gelir. Eyice süzdüm gendini dediğim tam aradığım tip. Alabileceğim birine benzer. Neysa ben yürümeye başladım üstüne doğru. Teyzeciğin da gaçar hızlı hızlı. Korktuydu galiba.
N.Ö: Ben zannettim delidir bu adam. Meğerlim göynü varmış bende. Geldi bayramımı kutladı tokalaştı. Köylü olarak bilirdik birbirimizi ama içimden sövdüydüm.
D.Ö: Eve gittim anneme söyledim Ciyas’a dayıma gidiyorum. Çünkü dayımla bunun abileri ahbaptı. Bu işi dayım yapacak dedim. Dayıma güvenerek girdim bu işe.
N.Ö: Ben bilmezdim beni isteyeceğini. Kimsenin haberi yoktu.
D.Ö: Dayım, ablası Nezihe abam ve ağabeyleri karar verdiler nişan olduk. Hatta ud çaldı ve şarkı söyledi bize. Ben da zamanın hükmünde 5 lira verdiydim.
N.Ö: Zehir gibi çiçeksin adlı şarkıyı söyledim. Çalıp söyledim gendilerine. Biraz hatırlarım sözlerini “Kara sevdamı aldın esirdim sana ben ilahi güzel kadın”diye. Bir Rum gızı vardı isterdi bu dedenizi. Derdi gendine alırsan beni öldürmeycekler seni çünkü Rum olacan.
D.Ö: Ben da o ciraya dedim “sen Türk ol ben seninle evleneyim”.
N.Ö: Ne özlerdim gendini ne kıskanırdım.
D.Ö: Ben da acele ederdim Nevruz teyzenizi gideyim göstereyim Girnedekilere ki güzel bir kadın aldım görün diye. Ben ona aşık oldum vuruldum.
N.Ö: Ben çok ağladım. Hayır demedim ama gene da beni istediklerinde ağladım.

Ali Atamer: Nikahta beklenmedik bir durum olduğunu söyledi bize Nevruz teyzeciğimiz…
D.Ö: Sait Ahmet gıydı bize nikahı. Köyde gıydık.
N.Ö: Dedeniz bana dedi ayak basma adeti yoktur. Ben da inandım. Ama bu iki ayağınan çıktı üstüme. Çok acılandım o saat. Ama çaktırmadım. Dedeniz sözünde durmadı. Çok güzel yeşil elbise geydim. Elbisemi ablam Nezihe Cavit Ziya diktiydi. Fotoğrafı da Baf’ta Rum çektiydi.
D.Ö: 3-4 ay nikahlı galdık.
Ali Atamer: Çeyiz hazırlığı nelerdi?
N.Ö: Çeyizler te hazırlansın bekledik. Her şeyim tamamdı. Davul zurnaynan gaplanırdı yorganlar.
D.Ö: O çeyizleri muhtar yazardı deftere. İzinname derlerdi. Eğer boşanırsaydın kız tarafı geri alırdı eşyalarını.

Ali Atamer: Dillere destan, gelenek göreneklere bağlı bir köy düğünü yapmışsınız…
N.Ö: Pazartesi davul zurnaynan başladı. Gelen misafirler yedi içti. Erkek çalgıcılar Rumdu. Ud keman çiftetelli gavede çalardı erkek çalgıcıları. Gadın çalgıcılar ise Memedalilerdi. İkinci gün yorganlar işlenir. Üçüncü gün alay gezilir ve yıkanma olurdu. Hamam dönmesi yapılıdı. Bizim köyümüzde küpler ısıtılırdı ve orda yıkanırlardı. Gelin lazımdı yıkansın. 2 mil yayan erkekler önde gadınlar arkada davul zurnaynan şarkılar söylenirdi. Alay zeytini vardı orda oyunlar yapılırdı. Ondan sonra eve gelinirdi. 4 tane erkek “sağdıç” vardı. Gadınların yardımcısına da “yenge” derlerdi. Düğünü onlar idare ederdi. Her şey onlardan sorulurdu. 8-10 tane den fazla hayvan bazladık yedik içtik En son gelin evden çıkar kuşatma ve takmalar olurdu. Bunlar Cumartesi günü yapılırdı. Gelin gider galacağı eve. Güveyide gece giderdi camiye.
N.Ö: Damat ta gelir ezer gelinin ayaklarını.
D.Ö: Bir hafta evden çıkmadım. Evden çıkınca köyü gezdim hediye topladım. El öperdim. Ve düğün biterdi.
Ali Atamer: 59 yıl aynı yastığa baş koyacağınız aklınıza gelir miydi?
D.Ö: Ben hanımımı severek isteyerek aldım. Her zaman için başucundayım. Ta ki ömrümüz var beraber yaşlanacayık. Ben eşime hiç ihanet etmedim. Bekarken yaptım yapacağımı onu da kendisi bilir. Sırasında aç galdık sırasında tok olduk. Hiç kimseye muhtaç olmadık. 62’ye gadar köyümde polislik yaptım. 1 senede 12 tane becayişlik yedim. Odan ora tayinim çıktı. Nere gitsem beraberdik. 1964’ten 71’e gadar hem polislik yaptım hem da askerlik yaptım. Zordu. Dal 7 muavinliğinden terhis oldum ben. Eşime ve çocuklarıma istediğim gibi bakamadım. Gece evimde bile yatamadım. Gece-Gündüz hep görevdeydim.
N.Ö: Bu dedeniz eve gelmez diye kimseye demezdim. Kapıyı kapatır çocuklarımınan yatırdım. Hasretlik beyiydi dedeniz. Gelir yemeği yerdi geri dönerdi. Çok güzel davranırdı bize. İyi bakardı. Her şeyimi tamam yapardı. Nasıl ki Annemin babamın evindeykana serbesttim dedenizle evleninca da serbest yaşadım. Bu işin sırrı ki evli galdık bu gadar yıl bendedir bu işin sırrı be çocuklar. Ben çok sabırlıyım.
D.Ö: Yuvayı dişi kuş yapar. Adamda arkasından ona destek olur. Biz ikimiz beraber bu yuvayı taşıdık getirdik bugünlere. Birbirimizden vazgeçmedik vazgeçmeyik da.
N.Ö: Beni sevdiğini benden geçemediğini bilirim. Her şeyden vazgeçti benden vazgeçemedi. Ümit ederim şimdiki gençler da böyle olsun. Kavga çıktığında biri alt galacak. İnsanın ilk talihi neysa odur. Yastık değişir. Ama talihin değişmez.
































