Girne Belediyesi’nden bir arkadaş, dünkü Girne pazarından görüntüler atmış, “Bugün de güvenmeyi seçsek” diyor ve pazarın güzelliklerini anlatıyor…
Güzel kardeşim, siz Belediye olarak elinizden geleni yapıyor olabilirsiniz. Ancak o güzel görünen gıdaların zehirli mi, zehirsiz mi olduğunu söyleyemezsiniz ki…
Doğrusu, siz de bilemezsiniz…
Ben bu sayfada güvensizlik değil, umut, güven pompalamak isterim.
Zaten bozuk olan moraller, ufacık bir küçük haberle biraz düzelsin isterim.
Sayfamda birilerini zirveye koymamın sebebi de budur…
Ancak çok zor…
Bu kafa yapılarıyla, bu yönetim anlayışlarıyla, bu çarpık düzenle umut bulmak mümkün değil ki…
Birkaç gün önce patladı. Meğer Tarım Bakanlığı, sebze meyvedeki ilaç kalıntılarının ölçümünü, yüzde 50 azaltarak ilan edermiş.
Çıktılar, savundular.
‘AB’de de böyle’ dediler.
AB’de öyle olunca, güvenmemiz lazım değil mi…
Yok güvenmedik…
AB’nin kendi insanlarının zehirlenmesine göz yumacağına ihtimal vermedik.
Mutlaka AB’de bunun yanında, sağlığı güvenceye alan başka önlemler de vardır dedik.
Sonucu belirleyen başka kriterler vardır dedik.
Belki de söyledikleri doğruydu ama, AB’ye güvendik, kendi devletimizin söylediğine güvenmedik…
Nasıl güvenelim ki, zaten her tahlilde bir veya birkaç gıda maddesi zehirli çıkıyor. O tahliller yapılana kadar da biz onları tüketiyoruz.
Sonra biliyoruz ki, örnek alınan ürünler, mevcudun binde biri. Diğerleri nedir, nasıldır bilmiyoruz.
Ama yıllardır zehiri yediğimizi biliyoruz.
E bunca çağdışı, vahşi, umursamaz bir tarımın yapıldığı, denetimin doğru dürüst olmadığı yerde, ha yüzde 100’ünü açıklamış, ha 50’sini…
Güvenmedik, güvenemedik…
Ne acıdır değil mi…
İnsanın kendi devletinin yaptığı bir işe güvenmemesi…
Hele de insan sağlığıyla ilgili bir güvensizlik…
Her icraatta olduğu gibi, tepkiler gelince, savundukların uygulamayı bir anda askıya aldılar.
Hangisi doğruydu..?
Savundukları doğruysaydı, niye durdurdular..?
Yaptıkları bu geri adım bile, doğru olmadıklarını göstermez mi..?
Ama madem ki askıya aldılar, yaptıklarının hatalı olduğunu biliyorlardı.
Yazık gerçekten…
Siyaset yozlaştı, siyasetin çivisi çıktı biliyoruz da, maalesef kamunun da çivisi çıktı.
Eskiden en azından devletin içinde ne yaptığını bilen, onu sonuna kadar savunan insanlar vardı.
Şimdi ona da şüpheyle bakar olduk.
Bir resmi açıklama yapıldı mı, su götürmezdi, kimse doğruluğunu tartışmazdı.
Bugün bir resmi açıklama bile yok…
Bir teknik müdür, çıkıp da yaptığının doğru olduğunu savunuyor, ama ikna edemiyor.
Eskiden hiç olmadığı bir şekilde, televizyonlarda laf yetiştirmeye çalışıyor.
Yasaya uygun olduğunu söylüyor. Ama o da biliyor ki, yasalar eski.
Halihazırda dünyada yasaklanan bazı uygulamalar, o yasayla mümkün.
Daha önce de çok kez yazdık. Bir çok ülkede yasaklanan zirai ilaçların bu ülkeye girmesi serbest…
Adamcağız uğraşırken, hop bir anda siyaset eliyle uygulamanın kaldırıldığı ilan ediliveriyor.
O müdürün söyledikleri de havada kalıyor.
Kendi elleriyle kuşku yaratıyorlar.
Hem yaptıkları iş hakkında, hem kendi bürokratları adına…
Ne deyim artık..?
Ben size nasıl güveneyim….
YERİN KULAĞI VAR
İNANMIYORUZ AMA İSTİYORUZ:
Sürdürülebilir Barış ve Demokratik Kalkınma Merkezinin 3 bin kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, görüşme sürecinin bir anlaşma ile sonuçlanacağına inanan Kıbrıslı Türklerin oranı sadece %16 çıkmış. Rumlarda bu oran %23… Buna karşın, adada çözüm isteyen Türklerin oranı %48 iken bu oran Rumlarda %53’e çıkıyor. Hiçbir şekilde bir çözüm istemeyenlerde Rumların oranı yüzde 25, Kıbrıslı Türklerin ise yüzde 21 olarak görülüyor. Kısacası çözüm istiyoruz ama, olacağına inanmıyoruz.
SEÇİM VAR DİYORUZ SİZE:
Siz bakmayın hükümetin “seçim meçim yok, seçimler Nisan 2018’de” dediğine. İstihdamlar, emeklilerden kesilen ve yıllardır ödenmeyen paralar, bayramdan önce ödeme, üreticilerin alacakları, kırsal arsa dağıtımları, asgari ücrete zam yapma kararı ve vatandaşlıklar. Hala daha seçim yok diyenler, tüm bunları bizi çok sevdiklerinden mi yapıyorlar sanırsınız. Kasım sonu, Aralık başı erken bir seçime hazır olun…
BATIRILALI 7 YIL OLDU:
KTHY’nin batırılmasının üzerinden 7 yıl geçti. Kim, neden batırdı hala bilen yok. Komisyonlar kuruldu, sonuç sıfır. Bugün bilet fiyatlarındaki astronomik rakamaların müsebbibi aslında KTHY’nin batmasında payı olanlar, sağcısı, solcusu, hepsi. En son noktada, biri geldi ve seçim uğruna meze yapıp yedi KTHY’yi. Ama sorsan hiçbirinin suçu yok…
AF ÇIKARACAĞINIZA, ALACAĞINIZIN PEŞİNE DÜŞSEYDİNİZ:
Sosyal Sigorta emeklilerinin maaşları, borçlanmadan ödenecekmiş. Sevinmeli miyiz? Bakan Saner ‘şu kadar borçla devraldık’ diyor ve borçlanmadan ödeyecekleri müjdesi veriyor. Duyan da sanki bunca borcu muhalefet yaptı sanır. Yıllar yılı aynı kötü yönetim, aynı hesapsızlık. Üstüne üstlük biçare işçinin tek güvencesi olan yatırımlar sürekli affedilirken. Her gelen iktidar, en son da kendileri sigorta affı çıkartmadılar mı? Yüzsüzün peşine düşüp, işçinin hakkını koruyacaklarına, işvereni kayırıp af çıkartmadılar mı? Öyle bir açıklama ki, sanki lütuf, sanki suçlu olan emekliler…
OLACAĞI BUYDU:
Girne’nin en işlek caddesinde dün kamyondan yola düşen 3 tonluk kaya, sürücülere korkulu anlar yaşattı. Yahu, bu arabaların ne saat trafiğe çıkacağı konusunda yasa yok mu, dileyen dilediği saatte anayollarda hiçbir önlem almadan kum veya kaya taşımakta serbest mi? Kentin belediyesi, polisi ne işe yarar söyler misiniz? Trafik güvenliğini, pusu kurup yakaladıkları araçlara ceza kesmek mi sanıyorlar. Bu vurdumduymazlıkla başımıza her türlü felaket de gelebilirdi…
İŞTE YÖNETİM BUDUR:
“Dikelya İngiliz üslerinde mahkeme, yasa dışı tuzak kurup kuş avlayan 13 kişiye 820- 2500 Euro arasında ağır para cezası vermiş. Türk mü, Rum mu bilmiyoruz. Önemli de değil. Siz hiç bizde böyle bir ceza gördünüz mü? Öyle bir denetim yok ki, ceza verilsin. Ya da bu miktarda bir cezamız yok ki… Çağdaş devlet dediğin böyle olur…
*******
YERİN KULAĞI VAR
İNANMIYORUZ AMA İSTİYORUZ:
Sürdürülebilir Barış ve Demokratik Kalkınma Merkezinin 3 bin kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, görüşme sürecinin bir anlaşma ile sonuçlanacağına inanan Kıbrıslı Türklerin oranı sadece %16 çıkmış. Rumlarda bu oran %23… Buna karşın, adada çözüm isteyen Türklerin oranı %48 iken bu oran Rumlarda %53’e çıkıyor. Hiçbir şekilde bir çözüm istemeyenlerde Rumların oranı yüzde 25, Kıbrıslı Türklerin ise yüzde 21 olarak görülüyor. Kısacası çözüm istiyoruz ama, olacağına inanmıyoruz.
SEÇİM VAR DİYORUZ SİZE:
Siz bakmayın hükümetin “seçim meçim yok, seçimler Nisan 2018’de” dediğine. İstihdamlar, emeklilerden kesilen ve yıllardır ödenmeyen paralar, bayramdan önce ödeme, üreticilerin alacakları, kırsal arsa dağıtımları, asgari ücrete zam yapma kararı ve vatandaşlıklar. Hala daha seçim yok diyenler, tüm bunları bizi çok sevdiklerinden mi yapıyorlar sanırsınız. Kasım sonu, Aralık başı erken bir seçime hazır olun…
BATIRILALI 7 YIL OLDU:
KTHY’nin batırılmasının üzerinden 7 yıl geçti. Kim, neden batırdı hala bilen yok. Komisyonlar kuruldu, sonuç sıfır. Bugün bilet fiyatlarındaki astronomik rakamaların müsebbibi aslında KTHY’nin batmasında payı olanlar, sağcısı, solcusu, hepsi. En son noktada, biri geldi ve seçim uğruna meze yapıp yedi KTHY’yi. Ama sorsan hiçbirinin suçu yok…
AF ÇIKARACAĞINIZA, ALACAĞINIZIN PEŞİNE DÜŞSEYDİNİZ:
Sosyal Sigorta emeklilerinin maaşları, borçlanmadan ödenecekmiş. Sevinmeli miyiz? Bakan Saner ‘şu kadar borçla devraldık’ diyor ve borçlanmadan ödeyecekleri müjdesi veriyor. Duyan da sanki bunca borcu muhalefet yaptı sanır. Yıllar yılı aynı kötü yönetim, aynı hesapsızlık. Üstüne üstlük biçare işçinin tek güvencesi olan yatırımlar sürekli affedilirken. Her gelen iktidar, en son da kendileri sigorta affı çıkartmadılar mı? Yüzsüzün peşine düşüp, işçinin hakkını koruyacaklarına, işvereni kayırıp af çıkartmadılar mı? Öyle bir açıklama ki, sanki lütuf, sanki suçlu olan emekliler…
OLACAĞI BUYDU:
Girne’nin en işlek caddesinde dün kamyondan yola düşen 3 tonluk kaya, sürücülere korkulu anlar yaşattı. Yahu, bu arabaların ne saat trafiğe çıkacağı konusunda yasa yok mu, dileyen dilediği saatte anayollarda hiçbir önlem almadan kum veya kaya taşımakta serbest mi? Kentin belediyesi, polisi ne işe yarar söyler misiniz? Trafik güvenliğini, pusu kurup yakaladıkları araçlara ceza kesmek mi sanıyorlar. Bu vurdumduymazlıkla başımıza her türlü felaket de gelebilirdi…
İŞTE YÖNETİM BUDUR:
“Dikelya İngiliz üslerinde mahkeme, yasa dışı tuzak kurup kuş avlayan 13 kişiye 820- 2500 Euro arasında ağır para cezası vermiş. Türk mü, Rum mu bilmiyoruz. Önemli de değil. Siz hiç bizde böyle bir ceza gördünüz mü? Öyle bir denetim yok ki, ceza verilsin. Ya da bu miktarda bir cezamız yok ki… Çağdaş devlet dediğin böyle olur…
*******
ZİRVEDEKİLER
Hüseyin Ekmekçi: “İki bakan bakanlar kurulunda kavga eder. Odada 9 bakan, bir başbakan var. Ama bir bakanın bölgesi olan İskele kavgayı duyar, içeriği de bilir ve ayağa kalkar. Bölgeli bakan kahraman olur, diğeri eleştirilir. Yahu birbirini korumaktan aciz, ikide birde birbirini ateşe atan bir bakanlar kurulu… Birbiri üzerinden strateji geliştiren vekiller. Ne güzel hayat ama..?”.
*******
DİPTEKİLER
Olacağı Buydu: Yıllardır daha ucuz olduğu için etini güneyden alanların sayısı, son zamlarla birlikte tavan yapmıştı. Şimdi meyve ve sebzede de aynı tehlikeyle karşı karşıyayız. Ette olduğu gibi, sebze ve meyvede de ibre güneye döndü. Bu kadar rezaletten sonra, hangi siyasetçi çıkıp da, güneyden alış veriş yapmayın deme cesaretini gösterebilir. Siz eğer kendi insanınızı, zehirli ürün yemeye mahkum edreseniz, kusura bakmayın ama, o da etini de, meyvesini de, sebzesini de güneyden alır ve kimse de sesini çıkaramaz…
































