Zaman su gibi akıp gidiyor,
Ömür dediğin üç gün
İki nefes arasında, ağlayıp gülerken bitiveriyor.
Yitiriyoruz bir şeyleri
Tüketiyoruz
Yaşlanıyoruz
Seviyoruz
Aşık oluyoruz
Üzülüyoruz
Mutlu oluyoruz
Kazanıyoruz
Kaybediyoruz…
Her şey elimizden tek tek uçup giderken,
Tek bir şey kalıyor yüreğimizde;
Sevgi…
Eksilmeden, yıpranmadan, tükenmeden…
Yıllar önce sevgiliye yazılmış bir mektup gibi;
…..
Ey Sevgili!
En sevgilisin sen!
Ben sana uyandım bugün,
Hep sanadır dizeler, hep sanadır şiirler. Okyanusa varan ırmaklar nasılsa?
Sana varışta bir bayramdır ben de.
Sen gönlümün en güzel iklimi, yüreğimde ki en derin sevdasın.
Sen benim için Ferhat, Mecnun ve Keremsin.
Aşkın bütün vücudumu pervasızca sarsa da, sana ulaşamamak, dokunamamak her gün biraz daha ızdırap!
Ne güzel söylemiş Atilla İlhan; “ Acı bir tütün gibi yakıyor genzimi senden uzak olmak”
Bu derde düşmeden önce, sanırım böyle bir şey seni anlatmak, anlatmaya çabalamak.
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, cümlelerin aciz olduğu, nefeslerin tutulduğu, sayfaların yetmediği bir şiirsin sen.
Kendi hukukun, kendi kanunların var. Aşkın kanunu da bu değil mi aslında? Sevgili…
Yanmalı ki yakabilesin,
Sevmeli ki sevebilesin,
Acıyı tat ki değer veresin.
Sana başlıyorum hep yeniden, yeniden senden.
Sende bitişler değil, başlangıcları arıyorum.
Seni düz yollarda değil, yokuşlarda arıyorum zirvede olduğun için.
Ardıma bakıyorum, hiç mesafe almamış gibiyim.
Önüme bakıyorum sana ulaşan yollar uzun ve zor.
Tükeniyorum bu yolda ama vazgeçmiyorum.
Gözyaşlarım genzime ferahlık veriyor; yutkunuyorum ve içime çekiyorum nefesini hissediyorum; yola devam ediyorum.
Özdemir Asaf ile beraber mırıldanıyorum…
“Ve aşk öyle haindir ki, nerede imkansız varsa gider onu sever”
Yüzüme bakıyor, senin gibi diyor.
Ve ben diyorum ki!
Bu yolun sonunda sana vardığımda;
Tüm benliğim ile kapına geldiğim de
Ümitlerim ile kapını çalarken;
Kim o,
Deme boşuna…
Benim,
Ben…
Ben ki gelen kapına ,
Baştan başa sen!
Aynur Hekimoğlu | Poli | 12.02.2017
































