Yurt dışından dönen Tahsin Ertuğruloğlu’na, “Derviş Bey perşembe günü saat 14.30’da sizi bekliyor” dedi ekibi.
Şaşırdı…
“Ne konuşacağım ben Eroğlu ile? Gitmemem daha doğru” dedi önce.
Israr ettiler…
“O senle konuşacak, sen neden konuşmayasın ki?”
Perşembe günü, isteksiz bir şekilde Cumhurbaşkanlığı’nın yolunu tuttu Ertuğruloğlu.
Derviş Eroğlu’nun özel kalemi tarafından karşılandı.
14.30’da içeriye alındı…
Beklenti, “15 dakika sürecek bir toplantı” idi…
Tam bir saat sürdü.
Ertuğruloğlu’na, “Benle derdin nedir?” diye sordu Eroğlu…
“Tek adamsınız ve bunda ısrarlısınız. Bunun için takındığınız tavırlar, çevrenize büyük zarar veriyor. Tepkim bundandır” cevabı geldi…
“Ya bana hanedan demen? En çok bu ağrıma gitti…” dedi Eroğlu…
Ertuğruloğlu, “Sayın başkan siz de hep öyle davrandınız. Hanedan demem bundandır” cevabını verdi.
Eroğlu boş durmadı “hanedan” yakıştırmasına, uzun süredir Ertuğruloğlu’nun yüzüne söyleyemediği cümleyi kurdu:
“Unutma ki, ben hanedansam, sen de yıllarca bu hanedanın prensi idin…”
Toplantıda, ses tonları hiç yükselmedi…
“Yıllardan sonra” ilk sıcak temas oldu…
Ertuğruloğlu izahat vermeli, vermeli yani
Tahsin Bey nasıl Eroğlu’nu ziyaret eder?
Nedeni nedir?
Herkes merak ediyor. Ben de ediyorum.
Hani bir cevabım var.
“Derviş Bey 2015’i dizayn ediyor. Olası bir UBP-DP dizaynına engel olma ihtimali olanları da kendisine bağlamaya çalışıyor” diyorum mesela.
Kısa süre önce Nazım Çavuşoğlu, şimdi Tahsin Ertuğruloğlu…
Arada Türkiye ziyareti…
DP ile yakınlaşma…
UBP’nin yeni yönetimi ile iş birliği…
Cumhurbaşkanı, hem ülkeyi, hem de bu hedef için etrafını yeniden dizayn ediyor.
Bu süreci izlemesi zevkli olacak…
“Galatasaray üyesi olmak gibi”
Bu arada, dün Radyo Havadis’te Mehmet Moreket ve Özdemir Tokel ile bu ziyareti de konuştuk.
Herkes şaşkındı…
En çok da Mehmet Moreket…
“Derviş Bey ve Tahsin Bey bir araya gelebiliyorsa, bunu izahat etmeli Tahsin Bey. Zira eleştirileri çok ağırdı” dedim…
Özdemir Tokel bir benzetme yaptı: Tahsin Bey’in Derviş Bey’i ziyarete gitmesi, Fenerbahçe’yi bırakarak, Galatasaraylı olması gibi bir şey…
Bu kadar kötü yani…
/////////////////////////
Hangisi doğru?
Geçtiğimiz pazartesi günü, sevgili Baykan Gürses Özdağ’ın Taşyapı Direktörü Emrullah Turanlı ile yaptığı röportajı okudunuz…
Turanlı’ya sordu Baykan: DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın seçim döneminde Ercan ihalesini iptal edeceğine dair sözleri var. Ne düşünüyorsunuz?
Turanlı o kadar rahat cevap verdi ki, “En büyük destekçimiz Serdar Denktaş. Herhangi bir haksızlığını görmedik” ifadesini kullanan Turanlı’nın açıklamasını bir hatırlayalım:
“Gittiğim her yerde itibar görüyor, saygı ile karşılanıyorum. O ne demiş bu ne demiş beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren her siyasetçinin, vatandaşın bize destek olmasıdır. Benim Sayın Serdar Denktaş’ın söylediklerinden anladığım bize destektir, köstek değildir, kendi özelleştirmeye karşıdır değildir, kendi bileceği bir şeydir. Serdar Bey tarafından herhangi bir haksızlığa bugüne kadar yaptığı herhangi bir haksızlığa uğramadık. Sadece bürokrasi engeline takıldık, 5-6 ay önce bu güzel işleri teslim edecektik, bunlar geç kaldı.”
Ne yenir ne yutulur
Peki Serdar Denktaş, Turanlı ile aynı noktada mı?
Önceki akşam BRTK’da bir araya geldik… Ben, Cenk Mutluyakalı ve Rasıh Reşat sordu, Denktaş yanıtladı.
Rasıh, Ercan’ı sordu…
Bakın ne dedi Serdar Denktaş:
“Elimde o kadar bilgi ve belge var ki. Ama param yok… Devlete verdikleri 100 milyon Euro’luk kaynağım olsa hemen iptal edeceğim ihaleyi. Bu ihaleyi iptal edecek her türlü bilgi ve belgeye sahibim…”
////////////////////////
Özersay göreve başladı
Toparlanıyoruz Hareketi ile “toplumsal aydınlanma” hareketi başlatmıştı…
Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşmeci görevini bırakarak…
Sonra, yerine Osman Ertuğ bakmaya başladı.
Ertuğ’un şahin tutumu, hiçbir aşamada müzakere sürecine yardımcı olmadı…
Hatta Rum görüşmeciler, “Eroğlu’ndan daha şahin” dediler Ertuğ için…
Ertuğ’u suçlamak için yazmadım bunları…
Sayın Ertuğ’un dünya görüşü de siyaseti de bunun üzerine çünkü…
Ayrılık…
Özersay, uzun süre “Toparlanıyoruz” ve “Temiz Toplum Derneği” ile yoğun çabalar ortaya koydu…
Geldiği aşama “siyasete soyunma” aşamasıydı…
Hatta, “2015 Cumhurbaşkanlığı seçimleri” de kimileri tarafından hedef gösterildi.
Özersay şimdi, “Neden kaçtığı anlaşılmayan ve muallakta açıklama bekleyen” Cumhurbaşkanlığı’na geri döndü.
Derviş Eroğlu kendisini göreve çağırdı, Özersay da gitti.
Henüz bir odası yok.
Olacak.
Zira, Kıbrıs konusunda yoğun bir döneme giriliyor.
Özersay, “Yardım istediler geldik” modunda…
İzaha muhtaç…
Elbette bu dönemlerde, “katkı koyabilecek herkes” orada olmalı.
Eroğlu da “çalışabileceği” ekiple yol almak isteyecektir.
Özersay da bu çerçevede, Başkanlık Sarayı üst katında göreve başladı…
/////////////////////
Kararı delege verecek
“Gönlümde yatan aslan” var dedi Sayın Serdar Denktaş, arkasından da “Kaynaşma için hayırlı olacak” diye devam etti.
Bir tek, “İsmi Hasan Taçoy” demedi.
Oysa…
Mağusa Milletvekili Fikri Ataoğlu…
Erhan Arıklı…
Serhat Kotak…
“Zaten DP ile kaynaşanlar” genel sekreterliğe sıcak bakan isimlerdi.
İlk tepki Erhan Arıklı’dan geldi…
“Önemli olan başkanın gönlünde değil, Parti Meclisi üyelerinin gönlünde yatandır” dedi önce.
Dün akşam saatlerinde de bana şu kısa görüşlerini yolladı. “İstifa da dahil” DP ile ilişkilerini gözden geçireceğini belirtmesi, dikkat çeken bir noktaydı.
“Sevgili Hüseyin merhaba,
BRT’de yaptığınız programda Sayın Genel Başkan’ın gönlünde yatan adayın ismini açıklamasını üzüntü ile karşıladım.
Bu açıklama yakışık almadığı gibi demokratik de olmamıştır.
Sonuca elbette Parti Meclisi karar verecektir. Ama Taçoy’un dışında o makama aday olan herkes, Genel Başkan’ın gönlündeki ismin kendisi olmadığını bilecek ve seçilse bile asla o koltukta rahat olamayacaktır.
Ben, bu açıklamadan duyduğum rahatsızlığı Sayın Genel Başkan’a da ilettim.
Partinin birlik ve beraberliğine zarar verecek hareketlere en çok dikkat etmesi gereken kişiden böylesi bir açıklama gelmesi, sanırım benim gibi birçok kişide de hayal kırıklığına yol açmıştır.
Genel Başkan kurultay başarısını Sayın Taçoy’a borçlu olduğunu düşünerek böyle yapıyorsa, bu durum kurultay için gece gündüz çalışan diğer arkadaşlara da bir haksızlıktır.
Benim bu sözlerimin Sayın Taçoy’un şahsı ile bir ilgisi yoktur.
Bilakis Sayın Taçoy, bu görevi hakkı ile yapabilecek bir kaç kişiden birisidir. Sayın Genel Başkan taraf olmasaydı da belki Sayın Taçoy Parti Meclisi tarafından o makama seçilecekti. Benim rahatsızlığım; Sayın Genel Başkan’ın diğer muhtemel adayları yok sayarak Parti Meclisi’ne bir isim empoze etmesinedir.
Bu durumda ne yapacağım konusuna gelince, istifa ve adaylığımın devamı da dahil her türlü alternatif gündemdedir.
Özel sebepler dolayısı ile şu anda yurt dışındayım. Bir kaç gün içinde Kıbrıs’a dönüp arkadaşlarımla istişare etmek sureti ile kesin kararımı açıklayacağım.
Selam ve saygılar.”
Erhan Arıklı
































