Köşe Yazarları

Belki de sen hiç yoktun?

Tam da havanın gürlediği anlardı, memlekette yer yer yağmur yağıyordu ve o sıralarda bir takım demeçler havada uçuşuyordu fakat kimse bunun farkında değildi.

 

Kermiya’yı geçen Rumlar alış verişindeydi.

Kimisi benzin alıyor, kimisi marketlerde sepetini dolduruyordu,

Kimisi beşer paket sarma sigara almakla meşguldü.

Bu tarafı soracak olursanız, güzel bir hafta sonu geçirdikten sonra iş başı yapmanın bunalımı içindeydi ahali…

Olup bitenler perde gerisinde olmuştu zaten.

Denildiğine göre Rum Bakan ile Türkiyeli Bakan New York’ta görüşmüşlerdi.

Bu görüşmelerde Kıbrıs Türk tarafı yokmuş…

Mesele basına düşünce herkes hayret etti.

Niye hayret ettikleri pek anlaşılmıyordu ama hayretlerini de gizlemediler doğrusu ve Kıbrıs Türkünün bu işten geri tutulduğunu anlamadıklarını söyleyerek, sitemlerini bildiren konuşmalar yaptılar…

O sırada barikatlarda kuyruk vardı.

Kimin şeyine, yani derdineydi ki bu işler!

Üstelik ne malum “Kıbrıs Türkü” ile görüşmedikleri?

Sizin bildiğiniz Kıbrıs Türkü mü var bu adada?

“Herhalde halk gereğini yapacaktır” dendiğinde taşlı sopalı bir yığın insan belirmiyor mu meydanlarda?

Onun bildiği halk sen misin?

Bir sürü yandaş tek bir işaretle gazete kapılarının önüne toplanmıyor mu?

Sonra bu Kıbrıs Türkü dediğiniz ahali hiç mi arasından Vahdetiler yetiştirmedi?

Vakti zamanında Lefkoşalı Vahdeti, Kıbrıs Türkünün muhterem imamlarından biri değil miydi?

O değil miydi ta İstanbullara gidip tarihe “31 Mart Vakası” olarak geçen olaylarda rol alan?

Kim bilir kiminle ne görüşüp ne görüşülmediğini?

Kim bilebilir bu adada hangi kesimlerin, hangi kişilerin muhatap alındığını?

Kurtuluş savaşı sürerken “kuvvacılar” ın önündeki engellerden biri de şeriatçı dincilerdi.

İngiliz’le işbirliği yapan ve daha sonra sıkıyı görünce Kıbrıs’a da kaçıp İngiliz’e sığınan Sait Molla “İngiliz Muhipler Cemiyeti” nin kurucusu değil miydi?

(Bazı kaynaklara göre, bu gerici cemiyetin arkasında İngiliz istihbaratına bağlı  bir İngiliz Papaz var.)

İngiliz İdaresi Kıbrıs’ta hükmünü sürdürürken medeni kanun tartışmaları sırasında buna karşı çıkıp İngiliz’le saf tutan çevreler gerici dinciler değil miydi?

İngilizler Kıbrıslı Türkleri modern dünyanın dışında İslam’a bağlı bir “ümmet” olarak tutmaya çalışırken, bu çabalar şimdi de yok mu?

Bu zihniyetin kiminle ne görüşeceği, kiminle ne tür bir işbirliğine gireceği belli mi?

Şu Kıbrıs meselesinde ve bu geleceği belirsiz adada seni kim hangi kefeye koymuştur ki?

İki tarafça da sıkıştırılan sen değil misin?

Esemesi okunmayan sen değil misin?

Bunda şaşılacak şey nedir?

Olağan olan bir şeye gösterilen bu şaşkınlığı o marketlerden alış veriş eden Rumlara da anlatamazsın?

Onlar için de olağan!

İstedikleri o.

Onlar fetihçiyi biliyor seni değil.

Fetihçi de onları biliyor seni değil!

Orta yerdesin şimşir gibi!

Ne İsa’ya ne Musa’ya yarandığını ne zaman anlayacaksın?

Ayağa kalkıp “Bu meselenin de, bu memleketin de sahibi biziz” diyen varmış gibi konuşmaya gerek yok.

Eğer yapılmışsa,

Doğal olan yapılıyor!

Belki de sen hiç yoktun!

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı