Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Beklentiler yüksek…

Geride bıraktığımız hafta, ülke siyasetinde önemli değişimlere sahne oldu. Toplumun tüm kesimleri yeni haftaya umutla ve beklentilerle giriyor, daha doğrusu girmek istiyor.

Yaklaşık 3 ay boyunca önemli işlere imza atan Sibel Siber başkanlığındaki teknokrat kabine, görevini seçilmişlere devretti.
Diğer yandan, geçmişin iktidarı, bugünün ana muhalefeti UBP’de İrsen Küçük, görevi Hüseyin Özgürgün’e devretti. UBP’de, 3 yıllık iktidarın büyük bir bölümünü kavga ve krizlerle geçiren bir dönem geride kaldı…
İşte bu nedenlerdir ki yeni hafta, yeni umutları da beraberinde getirdi diyoruz. Ama biliyoruz ki, Yorgancıoğlu-Denktaş ortak hükümetinin işi gerçekten zor. Siyasi istikrarın sağlanması, tansiyonun düşürülmesi ile birlikte, toplumun tüm kesimleri sorunlarına çözüm bekliyor. Meclis’ten güvenoyu alacak CTP-DPUG hükümetinin zaman kaybetmeden bu taleplere cevap vermesi, halkı hoşnut edecek icraatlara imza atması gerekiyor…
Tarım ve hayvancılık zorda, çiftçi ağlıyor. Yatırımlar durmuş, sendikalar, sanayici, esnaf ve iş adamları sorunlarına çare bekliyor… Memur, çalışan kesim ve emekliler yıllardır artan hayat pahalılığına karşın, reel olarak yarım maaşla geçinmeye çalışıyor…                                                                                                                  
Neredeyse tüm belediyeler borç batağında, parasızlıktan bırakın hizmet üretmeyi, maaş ödeyemez duruma gelmişler. Başkanlar çaresizlik içinde kıvranıyorlar… Halkın yeni hükümetten beklentileri oldukça yüksek.                                                                              
Ülkenin önündeki sorunları aşması için, kısır politik çekişmeleri bir kenara bırakmış bir Parlamento’ya, halkı arkasına almış, güven veren güçlü bir hükümete ihtiyaç var. Siyasetin seviyesinin yükselmesi, ülke çıkarlarının her şeyin üstünde tutulması gerekiyor. Toplumun tüm kesimlerinin bekleyecek gücü kalmamıştır. Siyaset ve siyasetçiye duyulan güvensizliğin ortadan kalkması, çalışmayan devlet mekanizmaları çalıştırılmalı, seçim sürecinde verilen sözler bir bir yerine getirilmelidir. Toplum olarak yıllardır dinlediğimiz “enkaz” edebiyatlarını önümüze sürmeyen, sorunlarımıza adil ve kalıcı çözümler üreten, toplum tüm kesimleriyle barışık, herkesin hak ettiğini aldığı bir düzen hepimizin beklentisidir…                                                                                                                    
O nedenledir ki, UBP’deki, yani ana muhalefetteki değişimden de beklentiler var. Çünkü büyük dönüşümler ve değişimler aşamasındayız. Ve bunun gerçekleşebilmesi için iktidar kadar muhalefetin de desteğine ihtiyacımız var.
Bir tek şeye ihtiyacımız yok; o da toplumun çıkarını hiç de ilgilendirmeyen, aksine ülkenin önünü tıkayan yeni kavgalar. Siyasi çıkar için hem hükümeti, hem muhalefeti karıştırmak isteyenler olacak. Orası kesin. İşte bu noktada hep birlikte sağ duyulu davranmalı, hem iş karıştıranları, hem de onlara angaje olacak olanları birlikte deşifre etmeliyiz.

YERİN KULAĞI VAR

KOLLARI SIVASINLAR: Yeni koalisyon hükümeti dün yapılan devir teslim merasimleriyle görevlerini devraldılar. Artık bu saatten sonra yapmaları gereken, tüm eleştirilere kulak tıkayıp, toplumun beklentilerine ve sorunlarına bir an önce çare üretmektir. Boşuna harcanan iki yılın ardından vatandaş kavga eden değil, iş yapan hükümet beklemektedir…

ÇITA YÜKSELDİ: Bu dönemde mevcut koalisyonu en çok zorlayacak olan, muhalefet olmayacak. Bence koalisyonu en çok zorlayacak olan, Sibel Siber başkanlığındaki geçiş hükümeti olacak. Çünkü yaklaşık 3 aylık icraatları sırasında çıtayı öyle yükseğe taşıdılar ki, yeni hükümetin bu çıtanın altına inme veya olayları savsaklama gibi bir lüksü olmayacak…

KOALİSYONUN BİR UCUNDA: CTP Milletvekili Ömer Kalyoncu, Havadis’e sessizliğini bozdu. Ardından Kalyoncu’yu dün sabah bir TV programında da izledim. CTP’nin iç konularında ne düşündüğünü artık neredeyse hepimiz öğrendik. Ancak yeni hükümete bakışının ipuçları vardı. “Bu koalisyonun bir ucunda statükonun en büyük oluşturucusu Sayın Eroğlu’nun olduğu dikkate alırsak gerek yapılacak reformlarda gerekse ekonomiyi büyütme konusunda zorluklarla karşılaşacağımızı söylemek kehanet olmaz”… İşte bu tarif, her şeyi izah ediyor…

ARALIK AYINA DAHA ÇOK VAR: “Özkan Yorgancıoğlu Başbakanlık görevini alırsa kurultayda aday olmam” diyen CTP Girne milletvekili Ömer Kalyoncu, Havadis’te yayınlanan röportajında, “Aralığa kadar bir ömür var” diyerek, adaylık konusunda açık kapı bırakmayı tercih etti. Öyle görülüyor ki Kalyoncu, kurultaya kadar hükümetin performansını değerlendirecek ve gerek duyması halinde adaylığını açıklayacak. Özellikle CTP’de kabinenin oluşturulması sürecinde yaşanan sıkıntılar, Kalyoncu’nun adaylığını yeniden gündeme getirmiş olmalı…

NİYE KONUŞULMUYOR: Havadis Gazetesi’nde yer alan, “Alo Ben Beşir” krizi, en az İrsen Küçük’ün maruz kaldığı, “Maaşınız kaç Sayın Başbakan” olayı kadar, hatta daha da önemli. Ama bakıyorum da, konunun muhatapları “dut yemiş bülbüle” döndüler. Hem Sayın Yorgancıoğlu’nun, hem de Sayın Denktaş’ın bu telefon kriziyle ilgili söyleyecek bir şeyleri olmalıdır diye düşünüyorum…  

EN ÇOK DENKTAŞ YORULDU: Kolay değil, bir koltuğa 4 karpuz sığdırmak. Dünkü devir teslim törenlerinde hiç kuşkusuz en çok Serdar Denktaş yoruldu. Başbakan dahil, tüm bakanlar bakanlıklara gidip görevi devralırken, sadece Serdar bey bakanlık bakanlık gezmek zorunda kaldı. Turizm Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı derken, neredeyse tüm gününü harcadı. Ya bir de Spor Bakanlığı ayrı bakanlık olsaydı, hepsini devralmak için bir gün yetmeyecekti…

ÖZGÜRGÜN VE SOYER’İN TESBİTLERİ: Hem Hüseyin Özgürgün, hem de Ferdi Sabit Soyer aynı şeyi söylediler. Neydi dedikleri; “DP, önündeki yerel seçimler nedeniyle, kamu kaynaklarını kullanarak, UBP’nin altını oymaya çalışacak”… Detaylarını merak edenler, Soyer’in Yenidüzen’de dün yayımlanan yazısına ve Özgürgün’ün de yine dün Havadis’te yayınlanan röportajına bakabilirler. Tıpatıp aynı ifadeler var. Soyer bu durumu, hükümeti bekleyen en büyük sıkıntı olarak niteliyor. Özgürgün ise, “Yapamayacak” diye kesin konuşuyor. Serdar Denktaş’ın da bu noktada da bir açıklama yapması zorunlu gibi…

 

ZİRVEDEKİLER
Hüseyin Özgürgün: UBP’nin yeni Genel Başkanı Özgürgün, UBP’nin kurultaylarını değerlendirirken doğruları söyledi de, adresi gizli tuttu. “UBP birçok kurultaya tanık oldu. Geçmişte de böyle problemli kurultaylar yaşadık. Kurultaylar parti içi demokrasidir. Adaylı kurultaylar partiyi güçlendirir, yoğun katılımlar olur. Ama bu son kurultay farklı oldu, parti içi demokrasiyi aştı. Parti içi yarışı aştık, başka yerlere gittik. Bir nevi Başbakan’ı devirme operasyonundayız…” Doğru söze ne denir ki…

DİPTEKİLER
Çıkarcılara Dikkat: Hükümetin kurulmasıyla birlikte, “Gelen ağam, giden paşam” diyen bir takım çıkar çevrelerinin, yemekler, davetler görüntüsü altında, taarruza hazırlandıklarının duyumlarını almaktayız. Yeni bir Başbakanımız var. Koalisyonlar her ne kadar ortak olan partilerin uzlaşarak yürüttükleri icraatlar ortaya koysalar da, Başbakan olan kişinin dünyaya ve siyasete bakışı, her zaman için hükümetlere damgasını vurmuştur. Tanıdığımız Özkan Yorgancıoğlu, temiz, dürüst, iyiyi, doğruyu yapmaya niyetli biridir. Umarız bu “sevgi” tezahüratlarının da hangisinin ne anlama geldiğini ayırt edecektir…