Sağlıkta ikinci iş yasağı konusunda düzenleme yapılması için mahkemenin tanıdığı 6 aylık süre 1 Ağustos’ta dolacak. Tıp-İş Başkanı Sıla Usar İncirli, sağlıktaki mevcut durumu yorumladı, 1 Ağustos sonrası yaşanması muhtemel gelişmelere dikkati çekti
“EŞİTSİZLİK DERİNLEŞTİRİLDİ”: İncirli: 47/2010 sayılı yasadan istihdam edilen hekimlerin maaşlarına bir miktar artış yapıldı. 2008-2011 dönemi Sosyal Güvenlik Yasası’ndan istihdam edilen meslektaşlarımız ciddi mağduriyet yaşamaya devam etmektedir. Hükümet, hekimler arasındaki eşitsiz durumu derinleştirmiştir
“HASTANELER HEKİMSİZ KALABİLİR”: İncirli: 1 Ağustos’tan sonra da sendikamız her yurttaş için eşit ve ulaşılabilir bir sağlık hizmeti alabilmesi için mücadele etmeye devam edecektir. Bu süreçte istifa eden meslektaşlarımız olacaktır. Bazı bölümler kapanma noktasına gelebilir. Sevklerin artması kaçınılmazdır
“EKSİKLİKLER ÇOK”: İncirli: Sendikamız aylardır yüksek perdeden solunum cihazlarının eksikliğini dile getire getire nihayet solunum cihazları alınmıştır. Ancak, acil servis ve bazı branşlardaki hekim eksikliklerinin yanı sıra ameliyathanede kullanılan aletler, anestezi teknikerleri ve daha birçok hayati malzeme ve personel yokluğu devam etmektedir
Duygu ALAN
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) Başkanı Sıla Usar İncirli, sağlık hizmetlerinin her geçen gün çağın gereklerinden uzaklaşmaya devam ettiğini kaydetti.
Nüfusun artmasına karşın hekim ve hemşire başta olmak üzere sağlıkta personel eksikliğinin devam etmekte olduğunu kaydeden Usar, “hastalıkların tanı ve tedavileri gelişirken, ülkenin nüfusu kontrol dışı artarken, sağlık hizmetlerinde iyileşme, ilerleme olması bir yana var olanı korumakta bile başarı gösteremiyoruz” dedi.
Hekim özlük hakları iyileştirilmediği, hekimlerin çalışma koşulları düzeltilmediği için son yıllarda 30 civarında hekimin kamu hastanelerindeki görevinden ayrıldığını anımsatan Usar, görevinden ayrılan hekimlerin yerine hekim istihdamının da yapılmadığını, bazı branşlarda hizmetlerin durma noktasına geldiğini belirtti.
Özellikle acil servislerde yeterli sayıda hekim olmadığı için nöbetlerin dönmediğini söyleyen Usar, şunları kaydetti: “Acil servisler sağlık hizmetlerinin akciğerleridir, acil servis hizmetleri iyi ve yeterli ise nefes alabiliriz, aksi takdirde soluğumuz kesilir, kayıplar yaşarız. Yıllardır anlatıyoruz, idareye acil servisleri güçlendirin diyoruz, ancak bu konuda hiç ilerleme kaydetmediğimizi üzülerek söylemek istiyorum. Ülkedeki acil servisler günde 1000’nin üzerinde hastaya hizmet veremeye çalışmaktadır ki bu rakam bir yılda resmi olarak verilen ülke nüfusunun bile üzerine çıkmaktadır. Tüketici ve riskli çalışma koşulları nedeni ile idare acil servislerde çalışacak hekim bulamıyor. Biz aylar öncesinde ‘hastalara bakacak hekim bulamayacaksınız’ demiştik.”
“Kardiyolojide hizmetler sekteye uğradı”
Tıp-İş Başkanı Sıla Usar İncirli, “Kardiyoloji uzmanlarımız yoksa kalp hastalıklarından insanlarımızı kaybederiz” diyerek ağır çalışma koşulları ve düşük maaşların kardiyoloji uzmanlarının kamu hastanelerinden ayrılması sonucunu doğurduğunu kaydetti.
Son birkaç yılda 5 kardiyoloji uzmanının kamudaki görevinden istifa ettiğini kaydeden Usar, “İdare Türkiye Cumhuriyeti’nden geçici süreliğine kardiyoloji uzmanı getirdi ancak bu meslektaşlarımızın süreleri dolunca geri döndüler. Kaldı ki birkaç aylık sürede verimli bir hizmet vermeleri mümkün olmadı. Yıllardır uyardık, hekim özlük hakları iyileşmez, koşullar düzeltilmezse özellikle kritik branşlarda hizmetler aksayacak, bunun zararını insanlar görecek dedik. Şimdi ülkenin sağlıktaki amiral gemisi Dr Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde sadece 2 kardiyoloji uzmanı kaldı ve hizmetler büyük ölçüde sekteye uğradı” diye konuştu.
Önceden günün hangi saatinde olursa olsun kalp krizi geçiren bir hastaya anında müdahale ve anjio ile girişim yapılabildiğini anımsatan Usar, artık bu hizmetin verilemediğini söyledi.
Usar, “Hizmetlerimizi geliştirecek yerde onlarca yıl geriye gittik. Bu ülkede sağlıkta zaman geriye doğru akıyor. Yapmayı başardığımız tüm ileri hizmetleri tek tek kaybetmeye başladık, kaybetmeye devam edeceğiz” dedi.
“Hekimler arasındaki eşitsiz durum derinleşti”
Usar, sağlıkta ikinci iş yasağı konusunda düzenleme yapılması için mahkemenin tanıdığı 6 aylık sürenin 1 Ağustos itibari ile dolacağını anımsattı.
Usar, süreçte hükümetin hekim özlük haklarını iyileştirmek için uzunca bir süre çalıştığını ve sonuçta “Göç Yasası” olarak da ifade edilen 47/2010 sayılı yasadan istihdam edilen 100 civarında hekimin maaşlarına bir miktar artış yapıldığını kaydetti.
Buna karşın 2008-2011 dönemi Sosyal güvenlik Yasası’ndan istihdam edilen hekimlerin ciddi bir mağduriyet yaşamaya devam ettiğini söylen Usar, “2008 öncesi istihdam edilen meslektaşlarımızın özlük haklarında her hangi bir iyileşme olmamıştır. Hükümet hekimler arasındaki eşitsiz durumu derinleştirmiştir. Ve evet, önümüzdeki günlerde kamu hastaneleri hekimsiz kalma riski ile karşı karşıyadır ve bu risk bugüne kadar hiç bu kadar büyük olmamıştı” dedi.
“Sağlıktaki sorunlar siyaseten çözülmeli”
Sağlıktaki sorunların hukuki değil siyaseten çözülmesi gerektiğini yineleyen Usar, şunları kaydetti: “Hekim özlük hakları olması gerektiği gibi iyileştirilmedi. Döner Sermaye Yasası geçti ama tüzükleri yapılmadı. Kaldı ki yasada eksik ve yanlış olduğunu düşündüğümüz, ısrarla uyardığımız hususlar vardır. Hastane alt yapılarının yetersizliğini, alet malzeme eksikliklerin varlığını deyim yerindeyse sağır sultan bile duymuştur. Sendikamız aylardır yüksek perdeden solunum cihazlarının eksikliğini dile getire getire nihayet solunum cihazları alınmıştır. Ancak eksiklikler solunum cihazı temini ile bitmez. Acil servis ve bazı branşlardaki hekim eksikliklerinin yanı sıra ameliyathanede kullanılan aletler, anestezi teknikerleri ve daha birçok hayati malzeme ve personel yokluğu devam etmektedir. Ve bu ülkenin kalbi olan Lefkoşa’ya yeni bir hastane gerekmektedir. Yeni bir hastane yapılmıyor olmasının makul bir sebebi olduğuna kimse bizi inandıramaz. Halk idareden yeni bir hastane talebini ısrarla yapmalıdır.”
“Sevklerin artması da kaçınılmaz”
Tıp-İş Başkanı Sıla Usar İncirli, 1 Ağustos 2017 tarihinden sonra da Tıp-İş olarak ‘her bir yurttaş için eşit ve ulaşılabilir bir sağlık hizmetine ulaşmak için’ mücadele etmeye devam edeceklerini dile getirdi.
Usar, bu süreçte istifa eden hekimler olacağını, bazı bölümlerin kapanma noktasına gelebileceğini belirtti.
Usar, “Kardiyoloji’de yaşadıklarımız 1 Ağustos sonrasının küçük bir provasıdır. Kamu hastanelerinde kalmaya karar veren meslektaşlarımızın üzerinde çok büyük bir yük olacağı aşikardır. Hizmetler daraltılarak yürütülmeye çalışılacaktır. Son 1 yılda sevkler 2.5 kat arttı. Bu sevkler için ödenen faturalarla tam teşekküllü yeni bir hastanenin yarıdan fazlası karşılanabilirdi. 1 Ağustos’tan sonra sevklerin daha da artması kaçınılmazdır” dedi.
































