Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bayramın son günü üzerine

Bayramın son günü geldiğinde, şeherde hareketlilik ve kalabalık giderek azalırdı.

Musalla tabyasının üzerindeki bayram yerinde bir düzen içinde yerini alan esnaf, ekmek paralarını son kez çıkarmaya çalışırlardı.
Ama ertesi gün okullar açılacak, memurlar işlerine gidecek, köy otobüsleri gerisin geriye köylerden gelenleri taşıyacaktı…

Serin rüzgarların kalktığı vakitlerde çocuklar son kez cinciraklara koşar, son kez şans oyunlarında şanslarını denerlerdi.
Fakat tenhalarda…

Her yer tenhalaşırdı…
Ki şeher, doğrusu o kalabalıkları bir bayramlarda, bir de panayırlarda görürdü.
Geriye kalan zamanlarda her yer tenhaydı.
Hayat tenhalarda yaşanırdı.
Yollar tenhaydı,
Sokaklar, mahalleler tenhaydı.
Okullar, parklar, bahçeler tenhaydı.
Daireler, mahkemeler, camiler tenhaydı.
Cezaevleri de öyle.
Hatta kalpler bile…

Zaten kalabalık olduğunda, ona kalabalık gözü ile bakılmazdı.
Çünkü o kalabalıklar da birbirlerini tanırdı…

Dediğim gibi,
Kalpler de tenhaydı,
Sadece bir kere tutuşurdu.
Yangın yeri gibi olurdu doğrusu yaşamadan anlatmak çok zor…

Hanımelleri duvarlardan sarkarken,
Akasyalar avlulardan yükselirdi.
O sokaklar da, o evler de böyleydi…

Her şey tanıdıktı ve he şey bilinirdi.
Avlulardaki ağaçlar bile.
Birinde akasya, diğerinde hurma.
Birinde nar varsaydı, diğerinde mersin.
Kimisinde hepsi birden.
Kimin avlusunda hangi ağaç varsa bilinirdi.
Çocuklar o ağaçlarla büyürüdü…

Bayramın son günü,
Sanki bayram gidecek ve bir daha gelmeyecek gibiydi.
Zaman şimdiki gibi akıp gitmezdi sanki.
Zor geçerdi saatler, günler, haftalar.
Gelecek bayramı beklemek, bir ömür gibiydi.
Bu yüzden kimse, bayram geldi mi bitmesini istemezdi…

Şimdi bir çırpıda geçiyor zaman.
Her yer kalabalık.
Gürültülü.
Anlamsız bir hengame.
Kimin ne dediği bilinmemekte.
Ölüm haberleri de haber değil artık.
Hatta öldüğünü sandığınız yaşamakta,
Yaşıyor sandığınız meğer ölmüş!
Halbuki kapı komşunuzdu ya da aynı sokaktan, aynı mahalleden,
Ya da ilkokuldan, ortaokuldan falan.
Şaşırmaktasınız haliyle,
Hem geçen zamana,
Hem de bu beş para etmez hayata…