Köşe Yazarları

CTP-UBP koalisyonu: “Yeni oluşumdan” önceki “son oluşum” (mu?)







İki ana muhalefet partisi artarda iktidara gelip yarışırcasına ayni derecede hayal kırıklığı yaratmayı başarınca koalisyon için ezber bozacak tüm olasılıkları gözden geçirmek elzem olur.




CTP-UBP koalisyon fikri de bunun sonucunda ortaya çıkan bir alternatif olarak önümüze geldi.



İki yanlış bir doğru yapar mı?

Yapmaz ama bu soruya bu koalisyon denemesini gördükten sonra bir kez daha karar vermemiz isteniyor.

On yirmi yıl önce olasılık olarak konuşmak mümkün olmayan, hatta konuşulsa parti disiplin cezasını gerektirecek bir koalisyon, şimdi gerçek oldu.

Bu deneme bana 12 Eylül darbesi öncesi CHP-AP koalisyon olasılığının gündeme gelmesini anımsattı.

CHP-AP koalisyonu olsaydı darbeyi önleyebilir miydi?

Belki darbeyi geciktirirdi ama önleyemezdi.

Önleyemezdi, çünkü toplum ve siyaset mühendisliğine soyunanlar eline kalemi kağıdı çoktan almıştı.

Bizdeki CTP-UBP koalisyon denemesini “son alternatif de denendi ve o da olmadı” noktasına seçmeni getirme projesinin bir parçası olarak görüyorum.

İlk anda bu 12 Eylül benzetmesini “saçma, her gün ölen mi var” diyeceksiniz.
Toplum üzerinde yarattığı bıkkınlık ve kısır döngü algısının iyice oluşması açısından benzerlik yok mu?

Toplum üzerindeki çaresizlik sembolleri farklı ama yarattığı sonuç ayni değil mi?

Büyük bir coşkuyla karşılanan travmanın ardından siyasi kurumların tasfiyesini ve iç siyasette kartların yeniden dağıtılmasını getirmemiş miydi 12 Eylül?

İlk anda farklı gibi gelse de toplum üzerindeki etkisi açısından benzerlik yok mu bizim şu an geçtiğimiz süreçle?

Terör boyutu Allah’a şükür olmasa da iç siyasette Kıbrıs Türkü’nün içinden geçtiği süreci 12 Eylül öncesi Türk kamuoyunun çaresizlik ve tükenmişliğine benzetiyorum. O gün Türk kamuoyu nasıl bir askeri darbeye duacı duruma getirilmişse bugün de Kıbrıs Türkü anlaşma olsun ya da olmasın kendi varlık ve kültürünü kaybetmeyi kabul etmeye hazır duruma getiriliyor.
Ankara’daki siyasi irade Kıbrıs Türk toplumunu olası bir anlaşmanın şartlarını çaresizlik içerisinde kabul etmeye hazırlıyor.

Bu hazırlık olası bir anlaşma sonrasında Türkiye’nin kendi çıkarlarını sağlama alacak siyasi kurumları tekrar dizayn etmeyi de ayni anda içeriyor.
Ben bu en son koalisyon denemesini bundan dolayı o kadar da masum bir koalisyon olarak görmüyorum.
Belli bir süredir siyasetin en tepesinden başlayarak devam eden hem küçük düşürücü söylemler hem de TC Elçiliği ve TC Yardım Heyeti’nin Kuzey’deki siyasi iradeyi yok sayan çabaları, anlaşma olmadığı takdirde Türkiye’nin ekonomik ve sosyal içerikli dayatmalarının devamını hızlandıracak niteliktedir. Bu çabanın meyvesini tam olarak alabilmek için siyaset mühendisliğine figüranlık yapacak iç siyasi yelpazenin de oluşması lazımdır. Bu yeni koalisyon denemesi işte bu yola girilmeden önceki son sahne olmaya da son derece müsaittir.

Milletvekili ve bakan oldukları için mutlulukları görevleri bittiğinde yerini “evet ben de o başarısızlığın içindeydim ve fiili durumun devamına bir şey yapmayarak ya da yapamayarak katkı yaptım” duygusuna bırakacaksa bu sefer bilsinler ki çok daha büyük bir vebalin altına giriyorlar. Çünkü elinde kalemle siyaset mühendisliğine soyunanlar hazır ol da beklemededir. Anlaşma olsa da olmasa da Kıbrıs Türkü artık yok olmanın eşiğindedir.
Daha farklı ifade etmek gerekirse CTP ve UBP’yi temsilen hükümette olanlar partileri adına bakan oldukları için mi yoksa bu başarısızlığın ve siyasi partilerinin tasfiyesine katkı yaptıkları ile mi anılacaklar.
Hangi aidiyet ile etiketlenip anılacaklarını düşünerek hareket etmelidirler.
Toplum ve siyaset biliminin yaşanmış öğretileri defaten yapılan siyasi tesviye denemelerinin fayda etmediği noktada seçmenin hem de büyük bir coşkuyla tasfiyeye kendiliğinden yöneldiğini göstermektedir.
CTP-UBP koalisyonu siyasi yelpazedeki partilerinin seçmen tarafından “tasfiyesine” zemin hazırlayacak ve Kudret Özersay’ın yeni oluşum çabalarına bilinçli ya da bilinçsiz destek olacak bir projedir.
CTP-UBP koalisyonu kurulu siyasi partilerin tasfiyesinden önceki son oluşum olmaya adaydır.
Bunun için işin başından bilinmelidir ki bu iki partinin koalisyon denemesinin başarısız olması tüm siyasi kurumlarımız için öyle sıradan bir sonuç doğurmayacaktır.









Başa dön tuşu