Köşe Yazarları

Bayramda Kıbrıs’la ilgili gelişmeler


Her halde son yılların en sıcak bayramını yaşadık! Yanı sıra Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Fransa arasında vuruşmaya ramak kalacak kadar sıcak siyasi krize tanık olduk. Neyse ki Anastasiadis’in dürtü ve faaliyetleri sonuç vermedi.

Yunanistan tam zamanında son raddeye gelen gerginlği savaş gemilerini bölgeden çekerek frenlerken Türkiye’ye yönelik tehlikeli çıkışların   yerini bu kez de karşılıklı diyalog çağrıları alıverdi..

Ne var ki dürtüler bitmiyor: Öteden beridir kendine siyasi rol modeli yaptığı fakat beceremediği için acemi tuluat tiyatrocusu gibi yüzüne gözüne benzettiği “Erdoğan benzeri efelenmeleriyle” bölgenin ağa babası olmaya çalışan Makron ise yine Doğu Akdeniz’deki askeri ve siyasi gaflarıyla az kalsın Türkiye’nin başını belaya sokuyordu..

Tam da “Ayasofya camisinin” ibadete açıldığı günlere rast gelen olay, neyse ki bir kez daha hem Türkiye hem de Yunanistan’ın basiretli tutumlarıyla bertaraf edildi.

Çok kısaca Türkiye ve Yunanistan yaktıklar sıcak ateşleri söndürerek karşılıklı ve yumuşak inişlerle “sorunları çözmek için bir araya gelmeyi, bu konuda çaba göstermeyi kabul ettiler.”

BANA sorarsanız KKTC yönünden Bayramda gerçekleşen en büyük olay bu diyalog çağrısıdır.                                          Nitekim Savunma Bakanı Hulusi Akar yanında Genel Kurmay Başkanı Yaşar Güler ve diğer komutanlarla Bayramın birinci günü Türkiye’nin Yunanistan sınırına en yakın askeri üssü olan 1. Hudut Bölük Komutanlığına gitti.

Huduttaki askerlerle kahvaltı yapan Akar, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki faaliyetlere değindi. Ve adeta Yunanistan’a zeytin dalı uzatarak şunları söyledi, aktarıyorum: (Özetle)

***

“…Çok açık ve net şekilde biz uluslar arası hukuktan, iyi komşuluk ilişkilerinden, diyalogdan, barışçıl yön ve yöntemlerin kullanılmasından yanayız. Türkiye olarak, TSK olarak hiçbir şekilde ne Türkiye Cumhuriyeti devletinin, halkımızın ne de KKTC’nin Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki hak ve menfaatlerinden taviz vermemiz, geri adım atmamız söz konusu değildir. Yunanlı komşularımızla bazı temaslarımız var. Daha önce iki kez Atina’da bir kez Ankara’da toplantı yapıldı. Bunun dördüncüsünün de Ankara’da yapılmasını bekliyoruz.. Toplantılarda bir takım sorunların da çözülebilmesi için elimizden gelen gayeti gösterdik. Göstermeye de devam edeceğiz…”                                                                                                                      ***

İŞTE Türkiye ile Yunanistan arasında bunca zamandır bekleyip görmek istediğimiz buydu. Nitekim son günlerde yaşadığımız o sıcak günlere nazire gelişen bu sıcak gelişmeleri önemsemek gerekir. Uzun bir aradan sonra ki sonuncusu Crans Montana’daydı, iki komşu devletin bir araya gelerek kendi sorunlarını kendilerinin çözmeleri için toplantılar yapıp el sıkışmaları “barışın umududur!”

Nitekim TC ile Yunanistan arasındaki bu olumlu gelişmeler   Anastasiadis’in adaya egemen olmak üzerine geliştirdiği siyasi planlarını da   bozmuş olmalıdır ki geçenlerde   “Doğu Akdeniz’deki enerjinin üçte birinin parasal bedelini Türk halkına vereceği” açıklamasını yaptı yada yapmak zorunda kaldıydı!

***

FAKAT! Tabi ki temkinliyiz. Türkiye ile Yunanistan “resmen uzlaşmadan” barışın sağlandığını söyleyemeyiz. Kaldı ki 46 yıldır Kıbrıs “çözüm” beklemektedir ve “umudu” hâlâ çok uzaktadır!

Artı Rum Ortodoks kilisesiyle Anastasiadis’e ne kadar güvenilir hâlâ bilemeyiz. Bu nedenle Türkiye’nin garantisi çok önemlidir. Dolayısıyla Yunanistan’ın da Güney Kıbrıs’taki garantisi.

Yine bu nedenle diyorum. Önce Türkiye ile Yunanistan uzlaşmalı ki faydasının sonucu Kıbrıs’a yansısın..

 

 

 

 

 

          

 



Başa dön tuşu