En Üst

25 Eylül 2017

Bayram mı..?

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

                                                                                                                                                        Bugün bayram…. Günlerdir gazeteler şöyle bir bakıp geçtiğimiz, bayram haberleriyle doluydu. Basmakalıp, birbirinin kopyası kutlama mesajları, kurban kesme teknikleri, bayramda kiloları koruma yöntemleri, şu bu… Alt alta koysanız, bir gazete baştanbaşa dolar da artar bile… Hepsi suni, hepsi göstermelik, laf ola, manasız… Zerre kadar heyecan vermiyor. Çünkü gerçek anlamda bayram yok.
Vatandaş ne yaptı bu arada? Durumu uygun olan, çoktan aldığı biletleriyle kendini yurt dışına attı. Kalanlarsa, eminim bir şekilde kentlerden uzaklaşmaya çalışacaklar. Belki piknikler, belki deniz ve büyük olasılıkla Güney Kıbrıs. Sokakları tüm derbederliğiyle turistlere bırakıp, kaçacağız.
Oysa bayramların özünde neler var? Bir kere bir arada olma, sevgi saygıyı paylaşma, aile birliğini yaşama var. Başka? Sosyal dayanışma var. Kurban niye kesiliyor, maddi durumu uygun olmayanlara dağıtmak için. Fitreler, sadakalar, hep bu dayanışma için vesileler. Başka, başka? Temizlik var, temizlik. Bayramlık giymenin amacı, temiz olmak, senede bir kaç defa da olsa giysileri yenilemek. Bizler Allah’a şükür işin kişisel temizlik tarafını yapıyoruz da, ya etrafımız..? Evler temiz, ama kapının önüne çıktığın anda, dağ başı. Burada bir sakatlık yok mu sizce?
Şöyle olsa, böyle olsa diyecek noktayı aştık bir kere. Hem, deseniz ne olacak ki, alacağınız cevap belli, “para yok”! Oysa olmayan sadece para değil. Tüm kaynaklarımızı aynı anda yok ettik biz. Dünyayı bilen, gören insanlarız ama vizyonumuz yok, daha iyi olalım diye bir planımız, programımız da… Hatta acaba niyetimiz var mı diye de düşünüyorum. Dün Sevgili Başaran Düzgün elektrik özelinde attığı başlıkta soruyordu, “Zümresel çıkarlar mı, toplumsal çıkarlar mı” diye. Tükenişimiz aynen böyle oldu. Bireysel ve zümresel çıkarlar, toplumsal çıkarların yerini aldı…
Derbederlik, tükenmişlik içimize işlemiş…  Hatta sanki bu şekilde yaşamayı kanıksadık bile. Çare? Var mı sizce? Onu gönder, bunu getir. Yıllar yılı yaptığımız bu… Sonuç? Her beş yılda beş yıl ileri gideceğimize, geri gitmekteyiz…
Aslında ne bayram kutlayacak, ne kutlama mesajı yazacak durumumuz yok. Tüm kurumlarıyla batmış, bitmiş, pislik içinde, bakımsız, köy bile denemeyecek yerleşim yerlerinde, kimsenin kimseye saygısının kalmadığı, sevginin yerini düşmanlığın, birlikteliğin yerini düşmanlığın aldığı, ortak hedefin, ortak bilincin olmadığı bir toplulukta yaşamıyor muyuz..?
Geçtiğimiz haftayı İstanbul’da geçirdik. Kendi kendime bir kez daha kahrettim. Asla mukayese yapacak değilim. Ne kent, ne insanlar, ne sosyal yaşam bakımından. O mukayesenin yapılamayacağını sizler de en az benim kadar biliyorsunuz. Hem de sadece İstanbul’la değil, dünyanın hiçbir yeriyle…
Bayram yazıları malum, zorlama da olsa güzel olmak zorundadır. Umut vermek zorundadır. Öyle alışılmıştır. Ama bunu yapmak bu sene bana çok da mantıklı gelmedi ne yazık. Belki kötümser bulacaksınız. Ama bu bayram bir hesaplaşma vesilesi olsun istedim. “Şimdi olmayan, ama geçmişte var olan nelerimiz vardı, niye kaybettik, geri kazanmak için ne yapmak lazım”, işte bunların kısaca bir muhasebesini yapalım dedim. En azından kendi içimizde hatalarımızla yüzleşebiliriz diye düşündüm, o kadar.
Çok daha iyi bayramlar görmek dileğiyle. Umut fakirin ekmeği, biz yapamadık, belki çocuklarımız yapar, ne dersiniz..? 

 

YERİN KULAĞI VAR
CTP’DE RAPOR KRİZİ:                                                                                                                                                 Havadis gazetesinin CTP’de yaşananlarla ilgili yayınladığı rapor, ülke ve özellikle de CTP’de deprem etkisi yarattı. CTP yönetiminin, parti içerisinde yaşananlar ve CTP kimliğine yakışmayan olaylara sebebiyet verenlerle hesaplaşmak yerine, raporun kimler tarafında sızdırıldığını araştırması ne kadar doğru bir yaklaşım olabilir. 28 Temmuz seçimlerinde yaşanan ve herkes tarafından bilinen olayların gerçek yönünü bu partiye oy verenlerin bilmesi gerektiği kanısındayım…
UMUT IŞIĞI PARTİSİ:                                                                                                                                                   Dün Hüseyin Ekmekçi, körü körüne particilik konusunu eleştiriyordu yazısında. Partilerin “ülkeye hizmet” kriteriyle değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor ve soruyordu, “Siz hangi kategoridensiniz” diye. Ben kendi adıma “umut ışığı” kategorisinde olduğumu söylemeliyim bundan sonra. Üyeleri için değil, toplum için umut veren parti yani. Halkın çoğunluğunun da aynen benim gibi düşündüğünü bu son seçimde gördüm. Karma oy oranının yükselmesi, bir takım cesur cezalandırmalara gidilmesi, tam olarak başarıya ulaşmasa bile, bence önemliydi. “Bileğini kessen filan parti akar” tipleri azınlıkta bırakabilirsek, o umut ışığını yakalayacağız sanırım. Çünkü bu onlarla partileri arasında, karşılıklı bir çıkar ilişkisi…
İRONİ:                                                                                                                                                                       Lefkoşa Belediyesi de diğer belediyelerin açıklamalarına katılmış, “Bayramda hizmetler devam edecek” demiş. Ne büyük ironi. Bayram temizlikle başlar. Oysa Lefkoşa, binlerce yıllık tarihinin en pis bayramlarından birine giriyor. Hiçbir şey yapmasalardı da, sokakları süpürselerdi, hepsine değerdi. Bir de şikayet hattı var, etsek ne olacak acaba..?
HABERDAR NOKTAYI KOYDU:                                                                                                                                  Yaklaşık 4 yıldır Kıbrıs Türk basın hayatında olan Haberdar gazetesi, ekonomik nedenlerden dolayı yayın hayatına son verdi. Halen 13 gazetenin yayınlandığı ülkemizde, internet gazeteciliğinin yanı sıra, işadamlarının reklam anlayışı ve de en önemlisi Rasıh’ın kendi söylemiyle “taraf olma zorunluluğu” Haberdar gazetesinin de sonunu getirdi. Rasıh Reşat ve özverili ekibi, bilindik şartlara dayanma gücünü kaybetmeleriyle “şimdilik” zorunlu bir ara vermek zorunda kaldılar. Hepsine yeni ve iyi şanslar…
BOŞ OTURMAK OLMAZ:                                                                                                                                       Güney Kıbrıs’ta, önceki yıllara göre doğumlarda artış olduğu belirtilerek, krizin doğumları “frenlemediğine” dikkat çekildi. Ne yapsınlar, Rum komşularımız, ekonomik kriz nedeniyle eskisi gibi sokağa çıkmayıp evde oturmayı tercih ediyorlar. Bu dünyanın bir gerçeği, savaş yılları ve kriz yılları “babyboom” olarak biliniyor.
MEMUR GÖREV BAŞINDA:                                                                                                                                     Sayın Başbakan dün tüm devlet daireleri çalışacak demesine rağmen, saat on birden sonra ara ki dairelerde memur bulasın. Caddelerde yaşanan trafik keşmekeşi, alışveriş merkezlerindeki kalabalıklar, Başbakan’ın “arife günü çalışılacak” sözünü yalanlar nitelikteydi. Keşke tatil ilan edilseymiş… 
İYİ BAYRAMLAR:                                                                                                                                                    Bugün bayram. İnancımıza göre, küslerin barıştığı, yardıma muhtaç olanlara el uzatıldığı, dostluk ve özverinin öne çıktığı bu bayramın da, her şeye rağmen mutluluk, neşe ve en önemlisi sağlık ve huzur getirmesi temennisiyle, hepinize iyi ve güzelliklerle dolu bir bayram diliyorum… 

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                             Rasıh Reşat: “Büyük cruise gemileri gibi hiçbir zaman otomatik kaptana işi bağlayıp yatamadık. Hep gözümüz açık, ayakta ve bin bir fedakârlıkla seferimizi sürdürdük. Kimi zaman su aldık. Kimi zaman kayalara çarptık. Kimi zaman tayfalarımızdan birileri ya da birkaçı uğradığımız limanlarda bizi terk etti. Ama hiçbir zaman bir başka geminin dümen suyunda gitmedik…”.

DİPTEKİLER
Bertan Zaroğlu: Hataylılar Derneği Genel Başkanı Zaroğlu, “197 caminin 74’ünün elektriklerini keserek ezan sesini susturan hükümet birçok konuda anayasayı ihlal ediyor bu durum KKTC yaşayan Türkleri isyan ettirdi. On binlerce kişi sokağa çıkmak için hazırlanırken yavru vatanda yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Türkiye‘den yardım bekliyor” sözleriyle gündem oldu. Zaroğlu mazlumu oynayarak, bir yerlere çok tehlikeli mesajlar vermeye çalışıyor…

FOTO GÜNDEM

Kurban Bayramı arifesinde vatandaşlar vefat eden yakınlarını unutmayarak onları kabri başında ziyaret etti

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman