Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BAYRAM GELMİŞ NEYİME KAN DAMLAR YÜREĞİME

Ankara’da öğrencilik yıllarımızda çok söylerdik bu şarkıyı.

Ya da her bayram geldiğinde etrafımızdakiler söylerdi de biz de tekrarlardık.
Dev-Genç ekolünden bölünen fraksiyonların, devrimci tavır koyup dini bir günü kutlayamamanın verdiği garip bir ruh haliyle aslında bayramı hakir görmenin kamuflajıydı şarkının sözleri.
Çünkü aileleri de dahil etrafta herkes bayram sevinci yaşıyordu.
Kurban kesmek için koşuşturuyordu babalar.
Ancak yakın sohbetlerde “böyle şeylerin gerekli olmadığı ve Türkiye’de devrim olduktan sonra gerçek bayramların kutlanacağı” falan söylenirdi.
Ama o kadar.
İş daha ileri propagandaya götürülmezdi çünkü ciddi bir inanç vardı bayramlara karşı ve “emekçi halkımızı” kızdırmaya gerek yoktu.
Şarkının nakarat bölümü şöyleydi;
Bayram gelmiş neyime
Anam anam garibem
Kan damlar yüreğime
Anam anam garibem
Vatandaş dışarıda bayram toplardı, bizimkiler ellerinde sazlar nakarat halinde bu şarkıyı söylerlerdi.
Bir defasında o kadar abartmışlardı ki üst katta oturan ev sahibi “ne ulan bayram günü yas mı tutuyorsunuz” diye evi basmıştı.
Öyle ya bayramlar mutluluk zamanıydı.

      ***

Biz bayramlara camide başlardık.
Arife Günü rahmetli nenem bütün haşmetiyle kontrolü eline alırdı.
Evde günde 5 vakit namaz kılmanın haklı beklentisiyle güzel bir bayram günü organize ederdi.
Arife temizlik yapmanın, herse için buğday kaynatmanın ve mezar ziyaretlerinin günüydü.
Gerçi 2 defa göçmenlik yaşayan rahmetlinin ziyaret edeceği bir mezarı yoktu.
Ailesinin ve kocasının yani dedemin mezarları Poli’de kalmıştı ve çoktan yağmalanmıştı.
Ölmüşler için buhur yakar ve dua okurdu arife gecesi. O da mezar ziyareti yerine geçerdi.
Arife gecesi benim erkenden yatıp uyumam için elinden geleni yapardı.
Çünkü bayram sabahı mutlaka camiye gidilecekti.
Bayram namazı kılınacak, neredeyse köyün tüm erkekleriyle ile bayramlaşılacak ve babamı bekleyen kurbanın kesimine geçilecekti.
Kurban eti konu-komşuya dağıtıldıktan sonra bayram ziyafeti başlardı.
Sabahın ilk saatleri olmasına karşın geceden hazırlanan herse ve kurbanın ciğerinden bol yağlı, yüksek kolesterollü bir sofra.
Sonra başımı okşar, sevgiyle anlımdan öper ve beyaz mendil içindeki bayram harçlığımı verirdi.
İleride aile sahibi olacak bir erkeğin böyle davranması gerektiğini telkin eder dururdu.

      ***

Türkiyeli arkadaşlara bu yaptıklarımızı anlattığımda hayrete düşerlerdi her defasında.
Ben de onların bu hallerine hayret ederdim.
Camiye gitmemiz veya kurban kesmemiz devrimciliğimizden ne eksiltirdi ki.
Şimdi geriye dönüp baktığımda keşke daha büyük bir şevkle yapabilseydim bu ritüelleri diye düşünürüm.
Hiç olmazsa ömrünün son deminde neneciğimi daha da mutlu etmiş olurdum.
Öyle ya bayramlar mutluluğun zamanıdır…