Son yazımda “Suriye herkesi yakacak” demiştim.
Paris’teki terör saldırısı ile ateşin nereye kadar gidebileceğini gördük.
Terör, Avrupa’nın göbeğinde katliam yapmayı planlayıp uygulamaya koydu.
Fransa-Almanya arasında oynan futbol karşılaşmasını izleyen 60 bin kişiyi hedef aldı.
Masum insanları…
Konser salonunda terörün nasıl bir vahşet yaşatabileceğini gözler önüne serdi. İnsanları kurşuna dizdi.
Haftanın yorgunluğunu atmak üzere kendisini sokağa atan insanlara saldırırken aslında hedef olan bir yaşam biçimiydi.
Ve Avrupa, Cuma akşamki bu kanlı saldırılarla canlı bombalarla tanıştı.
Fransa’da Cumhurbaşkanı Hollande saldırıların ardından hemen olağanüstü hal ilan etti.
Fransa’da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Sadece Fransa’da değil dünyada birçok şey değişecek.
Aslında yıllardır dünyada adaletin, eşitliğin olmamasının sonuçlarını yaşıyoruz.
Terör, ezenle ezilenlerin olduğu düzenin yarattığı ortamdan besleniyor.
Gelinen aşamada büyük devletler politikalarını gözden geçirmek ve terörü yok etmek için kalıcı adımlar atmak zorundadırlar.
Terörü yok etmek dünyanın bir numaralı gündem maddesi olmalıdır.
Yoksa dünya üzerinde artık hiçbir yer güvenli olmayacaktır.
Terörün kimi nerede vuracağı kestirilemeyecektir.
Bu nedenle herkes teröre karşı tek vücut olmak ve işbirliği yapmak durumundadır.
Meseleye doğru teşhisler konularak süratle etkin bir küresel mücadele başlatılmalıdır.
Yoksa bundan sonra insanlığın işi zor olacaktır.
Hiç kimse olduğu yerde güvende olamayacaktır.
Terörün hedefi de bu duygunun yaratılması ve yayılmasıdır.
Buna fırsat vermeden süratle önlemler alınmalı dünyadaki düzen gözden geçirilmeli, terörü besleyen bataklıklar kurutulmalıdır.
Bunun başka yolu yoktur.
***
Paris’teki terör saldırısını Cuma günün son saatlerinde yatmaya hazırlanırken internette dolaşırken gördüm.
Oğlumuz Mert Paris’te yaşıyor ve Fransa-Almanya milli maçını izlemek üzere arkadaşları ile stadyumda idi.
Eşim, hemen Mert’i aradı.
Mert, “Haberleri duydunuz herhalde merak etmeyin iyiyim. Arkadaşlarla beraber stadyum içerisinde tutuluyoruz. Birazdan dışarıya kontrollü bir şekilde çıkmamıza izin verilecek. Bomba patladığında ‘terör saldırısı oldu galiba’ diyerek espri yaptık. Patlama çok büyüktü. Tribünler sarsıldı. Maçlarda ses bombaları filan olur, biz öyle bir şey sandık. Maç bitene kadar patlamadan haberimiz olmadı. Telefonlar da çalışmadığı için bilgi alamadık. Stattan çıktıktan sonra bunun bir terör saldırısı olduğunu anladık. 15 dakika önce bombanın patladığı yerdeydik. Oradan içeriye geçtik. Merak etmeyin iyiyiz” dedi.
İnanılmaz karmaşık duygular yaşayarak Mert’i dinledik.
Bombacı belli ki stadyumun içerisine girip kendisini öyle patlatmak istedi. Böylece çok büyük bir katliama imza atacaktı!
İnsan bu durumda neler olabileceğini düşünmek bile istemiyor.
Şoka giriyor.
Mert önceki akşam evine sabaha doğru dönebildi.
Bu arada terör yüzü aşkın masum insanın canını aldı.
Bir kez daha hep birlikte terörü lanetliyoruz.
Ama sadece lanetleyerek terörü ortadan kaldıramayız.
IŞİD’in Suriye’nin içinde olduğu kaos ortamını Avrupa ve dünyaya taşıma stratejisi ile harekete geçtiği değerlendirmeleri yapılıyor.
Amacının kendisini hedef alan güçlerin dengesini bozmak ve dünyayı kaosa sürükleyerek kendisini kurtarmak olarak belirlediği iddia ediliyor.
Yapılan değerlendirmelerde IŞİD’in ‘en iyi savunma taarruzdur’ mantığı ile yeni bir stratejiyi ortaya koyduğu ve tüm sunni terör gruplarını birleştirerek küresel bir savaş hedeflediği konuşuluyor.
Gelinen aşmada savaş artık Ortadoğu coğrafyası ile sınırlı değil.
Umarım büyük devletler meseleyi doğru okur ve gereklerini yaparak IŞİD’in oynamak istediği oyunu bozarlar.
Güç birliği yaparak sivrisinekleri değil bataklıkları hedef alarak kuruturlar.
































