Köşe Yazarları

Baştan aşağı sakat bir iş…







İçişleri Bakanı Kutlu Evren, Barbaros Şansal’ın sınırdışı edilmesinin hemen ardından bir açıklama yapması gerekirken, neredeyse 24 saat ortadan kayboldu.




Oturduğu makamın hesap verme zorunluluğunu unutmuş gibiydi. Meclis’te o kabinenin Başbakan Yardımcısı bile “Haberim yok, Bakanlar Kurulu’nda soracağım” diyordu. Anlaşılan sordu ve sonra lütfen bir açıklama geldi.



Ama ne açıklama…

Aynı açıklama içinde birkaç gaf birden yapmış.

Birinci gafı, İçişleri Bakanlığı gibi yasalar hakkında bilgi sahibi olmayı gerektiren bir mevki işgal etmesine rağmen, yasa maddelerinin nasıl numaralandırıldığı konusunda hiçbir fikri olmadığı anlaşılıyor.

Şansal’ı sınırdışı etme kararının Fasıl 105’in 6. maddesinin C bendinin kendisine verdiği yetkiyle alındığını söylüyor…

Ancak ilgili yasanın böyle bir hükmü yok ve olamaz da. Çünkü yasa maddelerinde bendlerden önce fıkralar gelir ve fıkralar da harfle değil rakam ile sıralandırılır. Bendler ise paranteze alınmış büyük harflerle sıralandırılır…

Söylediklerinden kastettiği maddenin Fasıl 105’in 6. maddesinin (1). fıkrasının (C) bendi olduğunu varsayacak olursak, bu bend de öyle bir karar alınmasına olanak vermez. Bu bend, “Kamu sağlığına tehlike oluşturan bir bulaşıcı veya infeksiyöz hastalıktan muztarip olduğu bir Devlet tabibince belgelendirilen herhangi bir kişi” hakkında yasaklı göçmen kararı verilebilir. Yani eğer bu bend altında böyle bir karar vermişlerse, karar zaten yoklukla sakattır…

KKTC’de suç işleyip mahkum olmuş ve cezasını çekmiş bir ziyaretçi hakkında, “istenmeyen göçmen” kararı verilip “yasaklı göçmen” olarak sınırdışı edilebileceği tek hüküm, 6. Maddenin (1). Fıkrasının (D) bendidir. Bunun için de alınan kararın işlenmiş olunan suç ile ilgili olması gerekmektedir. Ancak Bakanın açıklamasında, “Anavatan Türkiye’nin içinden geçtiği bu kritik ve acılı süreçte, suç işlediği için ihraç edilmesi gerektiği halde edilmeyen, ancak sürekli olarak KKTC’ nin hoşgörülü ve özgürlükçü yapısından faydalanıp, Kıbrıs Türk halkının tolerans sınırlarını zorlayarak Anavatan Türkiye’ye aşırı ifadelerle dil uzatmasına hükümet olarak müsamaha etmemiz mümkün değildi” diye bir ifade var. Bu cümle, yukarıdaki bende uygun alınmış kararın gerekçesini de berhava etmiştir…

Bu açıklama, ciddiyetsizliktir. Laf ola bir açıklamadır…

Gerçek sebebi önceki mahkumiyetse, bu son satırlardaki ifade nedir..?

Bakan teknik konuları bilmek zorunda değil. Ama bu açıklamayla KKTC bürokrasisi de, hukuk devleti de bir kez daha yara almıştır.

Demokrasiye, hesap verme mecburiyetine ve kamu vicdanına karşı bu yara hep açık kalacaktır…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

HARİTA MASADA:

Rum lider Anastasiadis’in zirve öncesi “Harita yoksa masa bozulur” sözlerine yanıt Cumhurbaşkanı Akıncı’dan geldi. Akıncı, “11 Ocak’ta kesinlikle harita sunulacak, 12’sinde ise güvenlik ve garantiler için konferans başlayacak” diyerek, olası bir krizi başlamadan bitirdi. Ancak, ikili görüşmelerde sonuç alıcı adımlar atılmazsa 12 Ocak’ta hartita sunulmayacak…

 

BU KEZ GÜZELYURT ŞARTI:

Cenevre zirvesine sayılı günler kaldı ama, Rum liderin istekleri bitmek bilmiyor. Önce “harita olmazsa olmaz” şartını koydu, o hallolunca bu kez de Güzelyurt konusunu masaya sürerek, “detaylara girmeyelim, müzakere havadan yapılmaz ama Güzelyurt ön koşullardan biridir” ifadesini kullandı. Cenevre’ye kadar bakalım daha ne şartlar öne sürecek. Anastasiadis’in amacı anlaşma değil, masayı dağıtma…

 

“B” PLANI VAR MI, YOK MU?:

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ısrarla masada “B,C,D” planı yok” demesine karşın Başbakan Hüseyin Özgürgün, görüşmelerden bir sonuç çıkmaması halinde, Kıbrıs Türk tarafının da, Türkiye’nin de bir “B planı” vardır dedi. Akıncı yok diyor, hükümet var diyor. İnşallah “B” planına gerek kalmadan Cenevre’den olumlu bir sonuç alınır…

 

BEDEL Mİ ÖDETİYOR:

Ajanda işi gündeme geldiğinde, sendika Müslüman mahallesinde salyangoz sattı demiştik. Hükümet hiç ikiletmedi, bedelini önlerine koydu. Değişiklik önerisi Meclis’te… Sendikacıların ödenekli izinleri de ödeneksiz izinleri de traşlanıyor. Sadece tatiller dışında yıllık 14 gün ödenekli izin alabilecekler. Oysa daha önce 20’ye kadar sendikacının çeşitli ödeneksiz izinleri, 3 tanesinin sürekli ödenekli izni vardı. Sendikayla herhangi bir görüşme, uzlaşma yolu aranmadan alınan bu kararla işler kızışacak. Olan yine çocuklara olacak. Öğretmen sendikalarının böyle bir oldu bittiyi kolaylıkla kabul edeceklerini hiç sanmam.

 

KISASA KISAS:

Müteahhitlerin Güzelyurt Hastahanesi ihalesine fesat karışıldığı ve adrese teslim ihale yapıldığı yönündeki tepkileri ve boykot kararının ardından, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, söz konusu ihaleyi iptal ettiğini açıklayarak, ihalenin Ankara’da açılacağını duyurdu. Karşılıklı bu restleşmenin sonu ne olacak bekleyip göreceğiz…

 

TOPLUMSAL CİNNET:

Barbaros şansal olayıyla ilgili sosyal medya üzerinden yapılan tartışmalar, karşılıklı olarak yapılan küfürler, hatta tehditleri gördükçe resmen korkuyorum. Nasıl bir toplum olmuşuz da haberimiz yok. Hani birinin eline bir silah versen, gözünü kırpmadan karşısındakini öldürecek duruma gelmiş. Adabıyla tartışın, eleştirin kimsenin şikayeti yok. Ama küfür, tehdit neyin nesi..? Toplum olarak cinnet geçiriyoruz resmen…

 


 

ZİRVEDEKİLER

Asım Akansoy: “KKTC’de yaşayan her bir kişi, devlet ve hükümet sorumluluğundadır. Hiç kimse -vatandaş olsun veya olmasın- gelişigüzel bir muameleye tabi tutulamaz. Aksi takdirde hukuk ve demokrasi ayaklar altına alınmış olur. Bu konu sakin bir şekilde geçiştirilecek bir olay asla değildir.

İçişleri Bakanı Evren’in, “…suç işlediği için ihraç edilmesi gerektiği halde edilmeyen…” şeklindeki sözleri Bakan’ın yasal mevzuatı yok saydığı anlamına gelmektedir”.


 

DİPTEKİLER

Baf Mitropoliti Yeorgios: Belden aşağı vurma, aşağılama, bağnazlık, faşistlik sadece bizde yok. İşte Baf Mitropoliti. Anastasiadis sözde alkolün etkisiyle, Kıbrıs Türk tarafının bütün istediklerini kabul etmiş. Bunu söyleyen bir din adamı. Güney Kıbrıs’ta dinle siyaset, her dönem içiçe oldu. Din adamları kendilerini ülkenin asıl söz sahipleri olarak gördüler. O bakımdan demokrasileri de özürlü zaten. Ama Mitropolitin bu söyledikleri insanlığa sığmaz…









Başa dön tuşu