Köşe Yazarları

Başsavcılığa sormamışlar bile






Geçtiğimiz hafta Meclis Başkanı Sibel Siber, turizm maksatlı arazilerin, kamu yararı olmadıkça İTEM yasasından çıkarılamayacağını vurgulayarak, konuyu Başsavcılığın görüşüne sunacağını söylemişti.

Hatırlarsanız, Başbakanlığı döneminde gördüğü, önceden yapılmış uygulamalarda, Anayasal suç işlendiğini, Anayasa mahkemesinin hükmüne uymayan kararlar alındığını tespit etmiş, o arazilerin tahsisini Başsavcılık görüşü ile iptal ettirmişti.



Bu kez de aynısını yaptı.

Sonuçta Başsavcılık da, Lefkoşa’da Resmiye Canaltay’a “turizm amaçlı olarak” kiralanan  araziyle ilgili olarak, olumsuz görüşünü verdi. Sonuçta, anayasa Mahkemesinin önceden verilmiş bir kararı vardı. Bu kiralama işi de o kapsamdaydı…

Konu bu kadar açıkken, Lefkoşa’nın göbeğinde, turistik otellerin karşısında bir hali araziyi kiralarken, Bakanlar Kurulu Başsavcılık’tan görüş almamış…

Eşdeğer kapsamından çıkartırken sormamışlar bile…

Yapan kadar talep eden de, bunun bu şekilde yapılmayacağını pekala biliyor.

Buna rağmen, gözleri kara…

Yine aynı konu…

Ekonomik protokolun, arazilerin ihaleyle kiralanması şartı yerine getirilmeden, ne kopartırlarsa kar…

Şimdi ne olacak…

Hükümet, Başsavcılığın görüşüne rağmen kiralamakta ısrar mı edecek, yoksa aldığı karardan bininci kez geri adım mı atacak..

Göreceğiz…


 

YİNE BORÇLUYA KIYAK

Her ne kadar adı  “Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu’nun Alacaklarının İndirimli Tahsili Usulü Yasa Tasarısı” olsa da, bu tam bir erken seçim yasası…

Süt Kurumu battı batıyor.

Üretici sütü sokaklara döküyor.

Oysa Süt Kurumu’ndan süt alan işletmelerin, Kurum’a olan borçlarına af getiriliyor. Sebep, süt alımını durdurdular ya… Çare bu… Affet gitsin…

Yasa geçerse, Ağustos 2016’ya kadar olan faturaların, gecikme zammı  alınmayacak. Ondan sonraki 1 yıllık borç da Allah bilir ne zaman ve nasıl tahsil edilecek.

Gerekçe de mühim ha…

“Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe girişimi nedeniyle ortaya çıkan olağanüstü olumsuz şartların negatif etkilerinin azaltılması”…

İşin tuhaf tarafı, Tarım Bakanının öneri Meclis’te görüşülürken yaptığı konuşma…

Bakan, süt paralarını ödemeyen imalatçıları, devlet itibarını zedelemekle ve itaatsizlikle suçladı.

Bunun maliyetlerle, satışla falan da alakası olmadığını, süt parası ödememenin alışkanlık haline geldiğini söyledi.

Oysa sunduğu yasa önerisiyle, bile bile borç takanların, ‘devlet itibarını zedeleyenlere, devlete karşı itaatsizlik yapanlara’ prim verdi.

Tam bir iki yüzlülük…

Bu, vatandaşın hakkını ona buna yedirmektir. Bu, adaletsizliktir. Bu, acizliktir.

Alacağına şahin olması gereken devlet, güvercin bile değil… Bakan diyor ki, “kendilerini arkadaşça uyardım”… Yok mu bu devletin yargısı, yasaları? Uyarmış, bakmış olmuyor, affedeyim bari demiş. Devletin alacağının peşine düşmemek de suç değil mi?

Yüzsüzün ödemediğini, maaşlı, ücretli ödüyor…

Ve… Devletin itibarı da asıl böyle zedeleniyor…

 

 


YERİN KULAĞI VAR

DAHA BAŞLAMADAN:

Crans Montana öncesi taraflar pozisyonlarını belirlemeye çalışıyor. Bizimkiler Rum tarafını, New York’ta BM Genel Sekreteri Guterres ile yapılan toplantıda varılan mutabakata sadık kalması için uyarırken, Rumlar da, güvenlik, garantiler ve asker konusunda tavırlarının net olduğu konusunda bizimkileri uyarıyor. Zirveye bir hafta var ama, taraflar daha gitmeden masadaki olmazsa olmazlarını sıralamaya başladılar bile. Zaten her iki toplumda da, bu zirvenin 3-5 gün içinde bozulacağı yönünde bir beklenti hakim…

 

NEYİ BEKLİYORSUNUZ:

Bakanlar Kurulu kararı ile Resmiye Canaltay’a kiralanmak istenen arazi için Başsavcılık, “devirlerin yasaya uygun olmadığını” açıkladı. Yavuz Çıkarma plajı için de gelen tepkiler hükümeti geri adım atmaya zorlamış ancak, karar iptal edilmemişti. Sonra Rauf Denktaş’a kiralanan arazinin durumu var. Bakalım “kulaklarının üstüne mi yatacaklar” yoksa her üç kararı da Bakanlar Kurulunda iptal mi edecekler, göreceğiz…

 

GÜNDEME YETİŞEMİYORUZ:

Daha birkaç gün önce akrabalara verilen arazileri konuşurken, gündem bir anda Ercan’da yaşanan iddialara dönmüş, karşılıklı suçlamalar havada uçuşmuştu. Bugün bakıyoruz gündem yine değişti. Tarım Dairesi tarafından limit üstü olan ürünlerin, yarı oranında düşük gösterilerek, ‘zehirli’  ürünlerin ‘temiz’ diye piyasaya sürüldüğü açıklamaları, bir anda gündemin ilk sırasına oturuverdi. Araziydi, Ercan’dı derken, şimdi de zehirli gıdalar konusu çıktı. İnanın bizler bile gündemin bu hızını yakalamakta zorlanıyoruz…

 

ARTIK İYİCE ŞAŞIRTTILAR:

Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Üyesi’ni  Vakıflar’a Yönetim Kurulu Başkanı yaptılar, Vakıflar Yönetim Kurulu Başkanını da onun yerine atadılar… Atadıkları onlarca yöneticiyi görevden alıp bizzat kendi adamlarını müşavir yaptıkları yetmedi, şimdi de yer değişimi yapılıyor. Herhalde kayırılanlar arasında da bir öncelik var…  Arkan kuvvetli olabilir, ama başkasınınki seninkinden daha kuvvetli olabilir… Yazık, devlet yönetimi bu kadronun elinde çocuk oyuncağını da geçti…

 

YİNE TAŞ OCAKLARI:

Ara ara bu ülkede taş ocakları gündem oluyor. Hatta eylemler bile yapılıyor ama, birkaç göz boyayıcı açıklama, ardından yine eski hamam eski tas… Bugünlerde yine isyan var. İnanın hiçbir ülkede doğa bu kadar vahşice katledilmiyor. Ve bu ölçekli hiçbir ülkede bu kadar çok taş ocağı bulunmuyor. Çevreye yaptığı tahribat bir yana, çıkan tozlar, insanların sağlığını da tehdit ediyor. Yıllardır elektrik santraline filtre takmayarak insanların zehirlenmesine göz yumanların, bu konuda adım atmasını beklemek, ölü gözünden yaş beklemek olur…

 

MESARYA’YA AĞAÇ EKTİK DE TUTMADI MI:

Dünya Çölleşme Günü nedeniyle bir çok bildiri yayınlandı. Hepsinde de Kuzey Kıbrıs’ta iklim şartları yanı sıra, toprağın yanlış kullanımı ve inşaatlar nedeniyle hızlı bir çölleşme ve erozyon olduğu, Mesarya’nın da halihazırda çöl olduğu vurgulandı. Oysa, geçtiğimiz on yıl içinde Mesarya’nın bazı bölgelerine bir takım kuruluşlar tarafından dikilen ağaçlar, orman oldu. Kendi kendilerine büyüyebildiler. O araziler, kuru tarımın elinden kurtarılan arazilerdi. Demek ki, esas neden, boydan boya Mesarya’yı hiç bir ekonomik getirisi olmayan arpa tarlasına çevirmemizdi. Su geldi, bir ylı geçti, hala daha tarımsal kullanımı için ne bir plan ne bir proje… Rantın yanında, erozyon ya da çölleşmenin lafı mı olur…

 

 


 

ZİRVEDEKİLER

Mete Tümerkan: “Kıbrıs Türk tarafı ve Ankara, Crans Montana’ya çözüm odaklı bir anlayış ve kararlılıkla gitmeye hazırlanıyor. Crans Montana’dan bir sonuç çıkarma hedefi ile masada olmayacak olan Rum-Yunan tarafı ise, Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’yi masadan kaldırmaya çalışacak. Gelinen aşamada ilerleme sağlanabilmesi cesaretle karşılıklı adımlar atılmasına bağlı olacak. Bunun için de niyet ve kararlılık gerekecek…”.


DİPTEKİLER

Sanayi Odası: Süt imalatçıları, aldıkları sütün bedelini devlete ödemezken, Sanayi Odası da üreticiyle, imalatçının bir araya getirilip, sorunların çözülmesinden bahsediyor. Toplam ihracatın yüzde 41’ini süt ürünlerinin oluşturduğunu kendileri söylüyor. Bu işten para kazandıkları açık… Ama hammaddeyi bedavaya getirmenin derdindeler. Peki borcunuzu niye ödemiyorsunuz kardeşim? Sektörde sorun varsa, o da sizin üyelerinizden kaynaklanıyor…

 







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu