Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Başkatip Muavinliği

Bisikleti bir ulaşım aracı olarak kullanan ülkelerin “bisiklet yolu” yapmaları anlaşılırdır.

Anlaşılmayan şey, bisikleti bir ulaşım aracı olarak kullanmaktan vageçen ülkelerin bisiklet yolu yapmalarıdır…

Havalar ısınıyor, bahara girdik.

Böyle havlarda bisiklet kullanmak güzeldir…

Bir zamanlar okulların bir köşesine bisikletler için demirlikler yapılırdı.

Bisikletler oraya park edilir ve herkes bisikletini okul çıkışında alırdı.

Yollar caddeler bisikletlilerle dolardı.

Gün gelecek motorlu asraçların çokluğundan, trafiğin karmaşalığından, yolların yetersizliğinden bisiketlilere yer kalmayacağı kimin aklına gelebilirdi?

Günümüzde okulların önü arabalarla dolu.

Öğrenciler aileleri tarafından arabalarla okula getirilip, arabalarla alınıyorlar…

Bisiklet yolu yapılıyorsa, bisiklet kullanan kesimlerin olması gerekmiyor mu?

Tuvalete arabayla giden bir ahaliye bisiklet kullanmayı heveslendirmek doğrusu zor zanaat!

Acaba, atlı arablardan bisiklete geçerken bu tür sorunlar yaşanmış mıydı?

Belki doğrusu önce bisiklet yolu yapmaktır da biz yanılıyoruz!

Varsın bisiklet kullanan olmasın.

Nihayetinde bir motivasyondur…

Elektrik meselesi gündemde olduğuna göre,

Ve ileride su gibi elektrik marifeti ile de bağlanma gerçekleşeceğine göre,

Varsın Anastasiadis görüşmelere takoz koysun!

Hatta koymayanlar da koysun!

Kimse şeyini kıpırdatmasın!

1943 Belediye seçimlerinde Türk toplumu içinde belirli gruplar adaylarını belirlerken isteklerini de açıklıyorlardı.

Halk Partisi’nin programı şöyleydi:

Başkatip Muavinliğine bir Türk getirilmesi,

Belediye muamelelerinin Türkçe ve Rumca olması,

Nüfus nisbetinde Türk memur ve işçi istihddamı,

Bakımsız kalan Türk mahallelerinin imarı,

Türk halkı ve esnafının haklı şikayetlerinin dinlenmesi ve Belediye Meclisinde müdafaası…

Mesele, bir müdafaadan ibaretti!

1968 yılında ikili görüşmeler başladığında durum bundan pek farksız değildi.

Alt tarafı Belediyeler meselesi yakıcı bir sorundu.

Çöp toplama meselesi devlet meselesine dönmüştü…

İngilizden Başkatip Muavinliği istenmişti.

Şimdi kim ister ki Başkatip Muavinliğini?

Bak şimdi neler isteniyor Nikos!

Münhasır ekonomik alanın yarısı.

Kuzeyde kalan Rum mülklerinin hepsi, hava ve deniz dahil.

55 mil deniz sahili.

Türkiye’den su ve elektrik.

Ayrıyeten bir devlet…

Konumuza dönecek olursak,

Derelerimiz var ama suyu yok, her biri leş ve çirkef.

Bisiklet yolları yapılıyor ama, bisikletli yok.

O eski Türk mahalleleri hala imara muhtaç…

En başa dönüp Başkatip Muavinliği istense,

Nikos görüşmelere gelir mi?

Şaka bir yana,

Aklıma takılan şu:

Türk tarafı hala müdafaada mı?