Bazen canımız yanar. Ne ah deriz ne of! Ya kader deriz ya hayat budur deriz. Bazen darlığa yokluğa düşeriz.. Hasta oluruz, istenmeyen olaylarla savruluruz.. Bazen mesela son günlerde bizi yöneten “büyüklerimizin” dillerine pelesenk moda deyimiyle, tüm bu olumsuzluklara hayatın cilveleri deriz! Hep cilvelerin cilveleşmeleri yakar bizleri!
FAKATTT, oylarımızla seçilerek memleketin dolayısıyla toplumun “devlet erki” olarak görev yüklenen “siyasilerin” ne böyle cilveli alengirli fiyaskolara vardır tahammülleri ne de iaka yapma lüksleri! Olamaz olmamalıdır! ÇÜNKÜ binlerce insanın kaderini yüklenirken memleket yönetmek ne çocuk oyuncağıdır ne de fantaziya!
***
FAKAT YAZIK! Geçen yıllar itibarıyla KKTC yönetimleri “koalisyonlar” silsilesine dönüşeli beridir öylesi boş ve kof bir süreç yarattılar!
BİR kere Kıbrıs Türk halkına da şu anda çok gerekli olan “basiret ve liyakat sahibi liderlerden” yoksunluğu yaşattılar! . NİTEKİM artık toplumun önüne geçseler de güven yaratamıyorlar! NE de “Cumhurbaşkanlarımız, Başbakanlarımız devlet kademelerindeki Bürokratlarımız toplumun bu bu zor dönemlerini aşmasına yardımcı olabilecek tedbirleri alabilecek donanımdadırlar..
BU NEDENLE OLMALI: son yıllarda “Başkanlık Sistemini” telaffuz eder olduk.. Çünkü söyleyip yazmaya hiç gerek yoktur artık “koalisyon Hükümetleriyle” KKTC yönetilemeyecek duruma düşmüştür!”
ŞÖYLE DİYEYİM: Özel hayatlarında başarılı ve kariyer sahibi olan doktorlar, avukatlar, iş insanları, mühendisler, mimarlar, maliyeciler, ekonomistler falan… Bir Koalisyon Hükümetinde bir araya geldiler mi ya “ha babam sınıfı” oluyorlar yada “trajikomik” tuluat kumpanyaları!
***
YANİ “koalisyon yönetimleri” artık iyicene çığırından çıktı! Her parti kendi partisine hizmet verme, seçim oylarını da gözeterek kendi partililerini nasıl olursa olsun devlet kademelerinde bir yerlere yerleştirmeyle iştigal etmektedir!
NİTEKİM bu “partizanlıklardır” ki Belediyelere kadar uzatılıp onları da “iktidardaki siyasi partilerin acenteleri durumuna getirmiştir!” Ki tıka basa memur işçi ile doldurduklarında iflasları kaçınılmaz olmuştur! BAKIN bu yanlışların sonucu olmalı şimdilerde olanca Belediyeleri yıkıp sonra yeniden bir araya getirip kurtaracaklarını zannediyorlar!
OYSA asıl yıkmaları gereken “Belediyelerde sürüp giden partizanca istihdamları durdurmaktır!”
***
NEREDE kaldık? “KKTC’nin Koalisyon Hükümetleriyle yönetilemeyeceğinde!”
O halde? “Başkanlık sistemine” geçmek gerekir.. (Hemen gerçekleşirse üstelik Sn. Tatar gibi dış gezilere meraklı “siyasilerimizi” de ülkedeki “işleri ve görevleri” başında tutmak mümkün olur!)
Yoksa inada muratta sittin sene daha Koalisyon Hükümetleriyle hiç bir yere varılamaz! Bugünlerden beter oluruz!
***
KISACA TAKILDIĞIM: (İNSANLARIN CEPLERİNE SALDIRI VAR!)
Kıb-tek sorunu yeni değildir. İngiliz’in CİTA’sından aktarmasiyon kurumlardan biridir. Elektrik enerjisini “Üretim iletim dağıtım” esasında çalışırken aradan yıllar geçti ama “biz mi Kıb-Tek”in yoksa Kıb-Tek mi bizim kahrımızı çekti hâlâ belli değildir!.
YILLAR borç harç içinde geçti durum değişmedi.. Bildiğimiz halen sürdürüldüğü gibi Devletin öteki bilumum kurumlarının da okullarından hastahanelerine, camilerinden devlet dairelerine kadar elektrik giderlerinden muaf olmalarıdır. DOLAYISIYLE yurttaşlar sadece kendi elektrik faturalarını değil.. Ayni zamanda “beleş elektrik harcayan Devlete ait bu kurum kuruluşların da açıkta bıraktıkları ödenmemiş faturalarını ödemektedirler!
NASIL ödemektedirler? İşte bugünkü gibi elektriğe yapılan korkunç zamlarla! DEMORATİK ve İnsan haklarına saygılı bütün Devletlerin indinde imtiyazsız sınıfsız olan yurttaşlar eşit koşul ve uygulamalarda “korunup kollanır, refah düzeylerinin artırılması için tedbirler alınırken…
KKTC de Devlet “imtiyazlı sınıflı ayırımcılığından dolayı nüfusun bir bölümüyle bazı Devlet müesseselerinin elektrik faturalarını ödemek zorunda olduğu halde bu görevini bile “her ay çatır çatır elektrik giderleri paralarını ödemek zorunda olan, şayet ödemezlerse elektrikleri kesilen yurttaşlarına ödetmektedir! ***
OLAY ne Ali’nin külahını Veli’ye ne Veli’nin külahını Ali’ye giydirmektir! Olay resmen Kıbrıs Türk yurttaşını Kıb-Tek üzerinden Devletinin kazıklamasıdır! Ki son kazığı da geçtiğimiz günlerde yedikten sonra idrak ettiydik! Allah beterinden saklasın!
































